14 Şubat sevgililer günü

14-subat-mesajlari

Sevgililer için her gün güzeldir. Ta ki kavgalar başlayıp yollar ayrılana kadar. Ama bazen de özel günlerde özel şeyler yapmak gerekir. İşte 14 Şubatta bunlardan biri. Tadını çıkarın, mutlu olun, keyfini sürün diyorum. Daha önce yazdığım 14 Şubat yazılarından bazı bölümleri sizlerle paylaşıyorum. Sevgi dolu zamanlara…

sen misin ibrahim gibi ateşlere atıldığımda serin dudaklarıyla öpen beni? kabuslardan kurtulmak için çırpınırken, elimden tutup çıkaran denizlerden, sen misin? özlediğimde tuz yerine hasret şerbeti koyup gözlerime, ağladıkça tatlı tatlı yağan kalbime, sen misin? sırf senden gelecek üç-beş satıra kulak kabartsınlar diye telgrafın direklerine dizdim kuşları, “stop” sen misin? sensin bilirim, beni sevdiğin için teşekkür ederim.

***

apar topar gözaltına aldılar beni, suçum öpmekmiş meğer seni kimseye belli etmeden. gelip takmazlar mı ellerime papatyalardan bir kelepçe! sırf meraktan seviyor mu diye, koparmışım onları boş yere. bir yudum su yok dediler, dolaştığım için sahillerde tutup elinden. bir de gömmüşüm kalbime, güllerden büyük bir cephane. anlaşıldı, bir müebbet aşk beni bekler, aşkın ergenekonu’nda bir numara olduğumu kim ispiyon eder.

***

küsmüşsün ya sen bana, geldi menekşeler koklaştığımız ağacın altına, barıştıracaklarmış bizi işbirliği yapıp kuşlarla. yoksa gökyüzü durmadan gözyaşı dökecekmiş, dünyayı basacakmış sel, tufan… balıklar firar edeceklermiş denizlerden, tuzu kalacakmış bir tek martılara. kokmayacakmış karanfiller, ayrılığımızın inadına. ne kadar dediysem de dinletemedim, bizim küsmemiz barışma numarasıyla daha çok sarılmak içindir diye.

***

sen uzaktasın ya, sorsan bana köşedeki bakkal bile antarktika. mutfağa gideceğim desem, bil ki kaybolmuşum otobanda. düşünüyorum da yanındayken bu yıldızlar avucumda da, şimdi neden ta göğün öbür ucunda? ah sevdiğim, bir gelsen, kucaklasan sanki eyfel’in altındayız, pizza kulesinin yanında. çatıya çıksam sanırım everest’e tırmandım. parkta yürüsek el ele, varmışım ekvator çizgisine. işte böyle seni sevdim diye, dünya döndü bir gül demetine.


sevgililer-günü-mesajlar

tersten yaşasaydım hayatı, sana nasıl seslenirdim: “muroyivesines” yarasalar gibi dururdum hep baş aşağı, sinan’ın lalesi gibi tersten süslerdim dünyayı. sana gelirken giyiyorsam hep kazağı tersinden, tıpkı yazmak gibi aşkı arapçadaki gibi tersten. biz iki ters açı gibi oluruz bu hayattın geometrisinde, toplayamaz iç açılarımızın toplamını hesap makinesi bile. çözdüm formülü sevgilim, sen ayna olursan düzelirim aşkın denkleminde.

***

sakın söyleme kimseye seni sevdiğimi. gökkuşağı kıskanır da sonra saklar yedi rengini. bülbüller unutur serenat yapmayı, güller şaşırır hangi renk elbise giyeceğini. yerçekiminin sözü geçmez düşen damlalara, karın ağarmış saçları yayılmaz toprağa. sakın söyleme sevgilim, gök gürlemez korkmaz çocuklar uykusunda, uyanmaz kimse kabustan bi elham bi nasla. illa söyleyeceksen gel kalbime fısılda. dünya işlerini karıştırma aşkımıza.

***

üşüdünse söyle, güneşi yakayım sana sevgilim. susadınsa avucuma toplayıp ırmakları içireyim gül pembesi dudaklarına. acıktım dersen gönlümün ateşinde pişireyim en sevdiğin yemekleri. terledinse olurum bir rüzgar, eserim saçlarına, her ürperdiğinde tenin beni hatırlar. “akşam oldu yeter gayrı, uyuyalım” dersen püf deyip söndürürüm dolunayı. görsün herkes, aşk nasıl da atıp tutturuyor çok seven aşıkları.

***

firar ediyorum yalnızlığından sevgilim. yoksa hasretin öldürecek beni. teslim oldum diyorum, nerde beyaz bayrak diye esaretim kabul görmüyor nezdinde. siper kazıyorum güllerin içine, bu seferde mavzer olup gözlerin tarıyor gönlümden kalbime. böyle savaş olmaz, ya esir et, ya ver özgürlüğümü! özgürlük dediysem, işgal et beni, sarılarak kat topraklarına. aşkın birliği’ni kuralım avrupa birliği’nin karşısına.

***

sen hangi mevsimdensin, hangi aydan, hangi gündensin söylesene! bir bakıyorum lapa lapa kar altında üşüyen haziran gibisin. bir de bakmışım yağmur, kar, fırtına içinde bir baharsın. seninle hafta pazardan başlıyor bazen ve aralıktan sonra yeni yıla çıkmıyor takvimler. ay mısın, güneş misin, gece misin, gündüz müsün sevdiğim. yanında hangi mevsimdeyim, hangi ayda, hangi günde bilemem; bir kere öpmezsen beni bu hava durumunu düzeltemem.

***

seni sevmemle başladı dünyanın tarihi, ilk insan diye boşuna çıkmadı adım. “seni seviyorum” yazabileyim diye icat edildi yazı. sırf sana geleyim diyedir dostlarımın tekerleği bulması. sana yazmasaydım olur muydu bu facebook’un da bir kıymeti harbiyesi! vermezsen sevgilim yanaktan bir öpücük, tarih karışır, çıkar isyanlar, girer dünya fetret devrine. sıkıysa gelsin bir çelebi mehmet, kursun yeniden sensiz ve bensiz bir devlet.

***

sana bir sır söyleyeyim mi? şu hayatta bir şey öğrendim: en büyük devrim seni sevmekmiş. kapitalizm, sosyalizm hepsinden geçtim, şimdi sensizim. bir ihtilal hazırladım başkaldırıp yalnızlığa, sarılacağım sana ilk kavuşmamızın bildirisini yayınladığımda. musab, che, malcolm, deniz, mayakovski bizi görseydi kesin devrimci selamı verirdi. sana bir sır söylüyorum bak, seveceğim seni ilk görüşte, söylemezsin kuşlara di mi, yemin etsene!

ask-mesajlari

bak söylerim, seni seviyorum derim, kuşlar düşer dallardan. sonra toplarsın bütün çiçekleri şaşkın şaşkın şehrin parklarından. kaybolur dereler tepeler, ne denizini bulur sular, ne açar kardelenler. masallarda prensesleri öpmez prensler, türk filmlerinde kovalamaz ağaçların arkasında birbirini sevenler. zeki müren “şimdi yakınlardasın” der, orhan veli anlatır da öyle gider. bak söylerim, seni seviyorum derim, benden günah gider.

***

sen misin bu kadar güzel gülen, bir gülüşünden kiraz ağaçları çiçek açtı erkenden. saçlarını savururken rüzgarlarda, sıraya girdi tüm menekşeler. senin ayağının altına saklanmak için bir kuş gibi süzüldü yapraklar. sen gelirsin diye sarıya, yeşile, pembeye, mora boyandı bahar. ben seni çok seviyorum diye midir bilmem, ardından koşmayı bıraktı saatleri zamanın. beni sorarsan iyiyim, selam eder gözlerinden öperim.

***

prometheus ateşi çalmış tanrılardan, ben olsaydım senin için gökyüzünü bile çalardım. tarık gemileri yakmış, ben olsaydım denizleri yakardım senle arama girmesinler diye. fatih karadan yürütmüş gemileri, ben kanat takar uçururdum sana getireceklerse beni. battal gazi fethetmiş üç-beş kaleyi ne ki, ben fethederdim üç-beş galaksiyi. sevgilim, bir kahraman olsaydım tarihte, tüm kitaplar benden bahsederdi, sırf seni çok sevdim diye.

***

sen istanbul gibisin, gözlerin bir martı gibi süzülüyor denizlerime. sen kurtuba gibisin, gemileri yakıp gelmiştim kalbinin eşiğine. saraybosna’sın sen, hüzünlerden sonra mostar gibi doğarsın içime. kerbela’sın, susuzluğumda gelir su verirsin dudaklarının çeşmesinden. sen kudüs gibisin, tanklara fırlattığım taştır sana verdiğim güller, özgürlüğümsün sen. ah sensiz her şehir sodom ve gomore’dir bana, küllerine gömülürüm hasretinden.

*

Adem Özbay

14 Şubat 2013, NY

www.ademozbay.com

 

 

Bir önceki yazımız olan Aşkın mektubu başlıklı makalemizde aşk mektupları, aşk sözleri ve aşkı anlatan yazılar hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret