Bazen kazıklanmak iyidir!

01w/12/arve/G2186/075

Hadi canım nesi iyidir, diyeceksiniz şimdi. Haklısınız, kim kazıklanmak ister. Tabi ki kazıklanmadan kazıklanmaya fark var. Ne demek istediğimi anlatabilmem için önce küçük bir hikayemiz var. Onu birlikte bir okuyalım.

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.
Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. ‘Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli. Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İş adamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’ dedi. Çek defterini çıkardı. İş adamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al.’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

john-rockeller-kimdir

John Rockefeller ölümünden kısa bir süre önce.

İş adamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller‘e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.

Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi.Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.

İş adamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Anladı ki başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardı. Başka yerde aramaya gerek yoktu.

*

Evet hikayemiz böyle. Öncelikle gerçek bir hikaye değil. Çünkü Amerika’da çekler kişilerin adına basılır. John Rockefeller adına sahte çek basmak da her babayiğidin harcı değildir, hele bir akıl hastanesinde kalan bir hastanın. Rockefeller ailesi o gün de bu günde Amerika’nın ve dünyanın en zengin ve en güçlü ailesi. Dünyadaki paranın yarısına yakınını kontrol ettikleri söyleniyor. Ben komple teorisyenlerinin yalancısıyım, tabi ki gerçekten böyle bir güçleri olup olmadıklarını bilmiyorum. Ama doğruysa dehşet verici bir durum. Neyse konumuza geri dönelim.

Burada hikayenin kendisinin gerçek olmaması, anlamını zedelemez. Bu hikayenin insana vermek istediği duyguyu çok iyi biliyorum. Bazen piliniz biter, yerinizden kımıldayamazsınız. Sonra birden bazı şartlar oluşur ve gaza gelirsiniz. Sorunu halleder derin bir oh çekersiniz. Oysaki sizin pilinizi tüketen genel şartlar değişmemiştir. Nedir değişen.  İçimizdeki şartların değişmesi.

Tabi ki herkes buradaki abimiz gibi şanslı olmaz. Gerçekten de kazıklanabilir. Çekle gittiği bankada tutuklanabilir. Hayatı daha da kötüye gidebilir. Ama içinde yeşeren iyimserlik duygusu onu kurtardı.

Siz de içinizde bol bol iyimserlik yeşertin sevgili dostlar. Gerçekten ama gerçekten faydasını çok göreceksiniz.

Sevgilerimle, güpgüzel günler diliyorum size.

*

Adem Özbay

11 Şubat 2013

www.ademozbay.com

Bir önceki yazımız olan Ya Atatürk başörtüsü taksaydı! başlıklı makalemizde atatürk ve başörtüsü, atatürk ve dindarlık ve baş neden örtülür hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret