Bir şair altı şiir: Rafael Alberti

Rafael-Alberti

Rafael Alberti, İspanya’da “Diktatörlük Altındaki Kuşak” diye adlandırılan edebiyatçılardandır. 22 yaşında, Marinero en tierra adlı şiir kitabıyla yaygın bir üne kavuştu. Kitaptaki şiirler, 1920’lerde ortaya çıkan ve dilde arınmacılığı savunan Prismo akımının olduğu kadar, Gerçeküstücülük akımının da izlerini taşıyordu. 



GIRNATA’YA HİÇ GİTMEMİŞ BİRİNİN BALADI

Federico Garcia Lorca’ya

Ah ne kadar da uzak denizler, ovalar, dağlar!
Ağarmış saçlarımı başkaları görüyor şimdi.
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

Saçlarım ağarmış, yıllarım yok olmuş.
Eski silinmiş patikaları bulurdum da.
Görmedim hiç Gırnata’yı.

Uzatın yeşil bir ışık dalı bana.
Doludizgin adımlar verin, ah dizginler kısa.
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

Hangi düşman tutmuş bütün surları?
Rüzgârda kimdir toplayan özgürlüğü?
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

Bahçelerine kilit vuran kim bugün?
Kim zincir vurmuş çeşmelerinin akışına?
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

Gelin, hiç gitmemiş olanlar Gırnata’ya.
Orada dökülen kan var, beni çağıran kan.
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

En güzel kardeşin döktüğü kan.
Avluya yayılmış, mersinlere sıçramış.
Gitmedim hiç Gırnata’ya.

Kanı var mersinler üstünde en iyi dostumun.
Darro’daki kan, Genil’deki kan.
Görmedim hiç Gırnata’yı.

Surlar yükseliğince azmimiz pek.
Dağlardan denizlerden ovalardan gelin.
Gideceğim Gırnata’ya.

Çeviren : Oğuz Yaşar A.

Rafael-Alberti-sözleri

*

SESİM KARADA ÖLÜRSE

Sesim karada ölürse,
alın denize götürün,
kıyıda öylece bırakın.

Alın denize götürün,
ak bir savaş gemisine
sesimi kaptan yapın.
Süsleyin sesimi oy
nişanlarıyla gemicilerin:

yüreğimin üstüne demir
demirin üstüne yıldız
yıldızın üstüne rüzgâr
rüzgârın üstüne yelken!

Çeviren : Cevat ÇAPAN

Rafael-Alberti-siirleri

*

CANLI DOĞADA AŞK ANILARI

Biliyoruz sevgilim, şimdi
çevremizi saran şu görünüm
uyumuş gibi, ölmüş gibi;
ağaçların akıllarında bir şey kalmamış,
ve geceler çekip gitmiş unutuluşla,
kendilerini güzel kılan,
belki de ölümsüz kılan unutuluşla.

Ama eski mutluluğumuzu yaşamak için
bir yaprağın kıpırtısı bile yeter,
doldurmak için
bir zamanlar yalnız bizim olan o yeri
silinmiş bir yıldızın soluk alması yeter.
Boşuna değil yanımda uyanışın,
bugün yanımda uyanışın,
koruların dayanıklı yüreğiyle korunan
çitlenbik çalılarının arasında,
gizli böğürtlenlerin arasında.
Kırağıyla ıslanmış öpüşler var,
yatağını tazeleyen ince otlar,
saçlarını süsleyen peri kızları var
ve uykundaki dalların ufacık yeşilini
yağma eden esrarengiz sincaplar.

Hep mutlu ol yaprak, güz nedir bilme,
o kör, ışıklı yılların kokusunu
minicik kıpırtısıyla bana getiren yaprak.
Ve sen, yitik yıldızcık
gençlik gecelerimin bana
candaş pencerelerini açan,
hiç söndürme ışığını,
şafak sökerken uyuduğumuz
o yatak odalarının üstünden
hiç eksiltme ışığını
ay ışığındaki kitaplığın üstünden
tatlı bir düzensizlik içindeki
kitapların üstünden
ve dışarda bize şarkı söyleyen
uyanık dağların üstünden.

Çeviren : Ülkü TAMER

Rafael-Alberti-kimdir

*

SÜRGÜNDEN ŞİİR

Kimsin sen, uzaklardan çağıran beni
korkular içinde, ses çıkarmadan,
o ürkek ve sessiz rüzgârlara
sessizce adımı ünleyen?

Kimsin sen, niye bağırıyorsun,
o uzak seslerde ölen nedir;
kimsin sen, böyle fısıltılarla
derimden ayıran kemiklerimi?

Donmuş bir söz tadı var dişlerimde,
ölmüş bir korku tadı ölü dilimde,
yüreğimde bir vuruşun sessiz tadı var.

Soğanın derisi kanda yüzüyor,
denizlerde, kurumuş bir gözyaşı denizi…
… beni çağıranlar çoktan gitmişler.

Çeviren : Ülkü TAMER

 

Rafael-Alberti-hakkinda

*

AĞIT

Oturmuş pembe kızcağız,
kucağında
çiçek gibi atlası,
açık.

Görüyorum balkonumdan
çıktığı yolculukları!

Ak yelkeni parmağının
demir alıp Kanaryalar’dan
gidiyor ölmeye Karadeniz’e

Görüyorum balkonumdan
nasıl ölüyor parmağı!

Oturmuş pembe kızcağız,
kucağında
çiçek gibi atlası,
kapalı.

Ağlıyor uçup giden bulutlar
akşam denizlerinde
kan rengi adaları.

*

DENİZ DENİZ

Deniz deniz.
Yalnız deniz.

Neden getirdin beni, baba,
sen bu şehire?

Neden kopardın, baba,
beni denizden?

Düşlerimde köpükler
yüreğimi kancalar
demir alırcasına.

Neden sürükledin baba,
beni buraya?

Çeviren: Cevat Capan

***

Rafael Alberti Kimdir?

Rafael Alberti (d. 1902, El Puerto de Santa María – ö. 28 Ekim 1999, El Puerto de Santa María, İspanya), İtalya-İrlanda kökenli İspanyol şair, oyun yazarı ve ressam. İspanya İç Savaşı (1936-39) sonrasında yurt dışına gidinceye değin etkin bir siyasal yaşamı olmuştur.

Madrid’de resim öğrenimi gördü ve ressam olarak belli bir başarı elde etti. 1922’den sonra şiir yazmaya ve bunları çeşitli dergilerde yayımlamaya başladı. İlk şiir kitabı olan ve doğduğu Cádiz bölgesinin deniziyle ilgili anılarını dile getirdiği Marinero en tierra (1925; Denizci Karada) ulusal bir ödül kazandı. Luis da Góngora’ya XV. yy cancionero’larına hayran olan Alberti, ilk eserlerinden başlayarak resim çalışmalarından kaynaklanan (ilk sergisi 1920) ince biçim anlayışıyla halktan aldığı esini bir araya getirdi. 1927’de Luis da Góngora’nın 300. ölüm yıldönümü nedeniyle düzenlenen kutlama törenine katkıda bulunan Alberti’nin bu dönemde yayımlanan El alba del alhelí (1927; Şebboy Şafağı) ve Cal y canto (1928; Kireç ve Taş) adlı kitaplarında Góngora’nın etkisi açıkça görülüyordu.
Ama gerçeküstücü diye tanımlanabilecek Sobre los angeles (Melekler Üstüne) adlı bir sonraki kitabıyla, kendine özgü ve olgun bir şiir sesi olduğu kanıtlandı. 1930’larda oyunlar yazdı, bol bol yolculuk yaptı. Sobre los angeles ve Sermones y morades yapıtlarında derin bir iç bunalıma düştüğü sezilir. Bu bunalım, sanatını “halkın hizmetine” sunan İspanyol Komünist Partisi’ne üye olan (bir süre sonra partiden çıkarıldı) şairin siyasal görüşü benimsemesine yol açtı. Bununla birlikte Alberti, El hombre deshabitado (1930) adlı yapıtında, modern dünyada insanın yabancılaşmasını kınarken, Fermín Galán ‘da okurun karşısına kahraman olarak İkinci Cumhuriyet’in ilk şehidini çıkardı. Alberti bundan sonra mücadeleye öncelik veren yapıtlar yazdı. Octubre (Ekim) adlı bir dergi çıkardı. İç savaş sırasında Antifaşist Aydınlar Birliği’nin eylemlerine katıldı ve “koşulları yansıtan” oyunları yanı sıra (Radio-Sevilla, 1938), sınıfından kopmuş genç bir burjuva olarak kendi yaşamından esinlenerek yazdığı bir dram De un momento a otro (1937; Bir Andan Öbürüne)ile aynı dram üzerinde otobiyografik bir anlatı olan la Arboleda perdida (1942; Kaybolan Koru) kaleme aldı.
İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçilerin yanında savaşan Alberti savaştan sonra Fransa’ya, ardından Arjantin’e sürgüne gitti.[1] Arjantin’de Losado yayınevi’nde çalıştı, bir yandan da eski ilgi alanları olan şiir ve resme döndü. Şiirleri kimi zaman feodal ve mistik İspanya’yı anımsatan dokunaklı bir lirizme büründü; Entre el clavel y la espada (1941; Karanfille Kılıç Arasında), Pleamar (1944; Denizin Yükselişi), Ora maritima (1953; Deniz Saati) adlı şiir kitaplarını yayımladı. A la pintura’da (1945; Resim Sanatı Üzerine) resimle ilgili şiirlerini topladı.
Ama dramatik anlatıma ağırlık veren yapıtlarında (El trebol florida, 1944; le Gallarda, 1945; Noche de guerra en el museo del Prado, 1956), insanın özgürlüğünü yabancılaştıran herşeye başkaldırması gerektiğini savundu (Coplas de Juan Panadero, 1959), Çin’e bir yolculuk yaptı (Sonríe China, 1958; karısı María Teresa León’un düzyazılarının da şiir aralarında yer aldığı şiirsel anlatılar). 1961’den sonra çoğunlukla İtalya’da yaşadı ve bundan sonra ressamlığı (1965’te Roma’da V. Rasegna figüratif sanat eserleri yarışmasında, gravür dalında birincilik ödülü aldı; 1969’da “Abece’nin Lirizmi” adlı bir sergi açtı) ve şairliği bir arada yürüttü.
1976’da İspanya’ya döndü. 1977’de doğum yeri Cádiz’den milletvekili seçilen Alberti, bir süre sonra, kendini sanatına adamak için bu görevinden ayrıldı. Bütün şiirlerini içeren kitaplarının çeşitli baskıları yapıldı. Şiirlerinden yapılan bir derleme Sürgünden Şiirler (1978) adıyla Türkçede yayımlandı.

Kaynak: Vikipedi

Rafael-Alberti-siir

**

Rafael ALBERTl (1902-1999)

İspanyol şair, oyun yazarı. Çağdaş akımlarla toplumcu geleneği birleştirmiştir.

Puerto de Santa Maria’da doğdu. El Puerto’daki bir Cizvit kolejinde parasız öğrenci olarak sorunlu bir öğrenim hayatı geçirdi. Kübizm akımı etkisinde yaptığı resimler yetersiz bulunduğundan edebiyata yöneldi.

Eski İspanyol edebiyatındaki lirik şiir derlemeleri “cancioneros”lardan esinlendiği ilk şiir kitabı Marinero en Tierra ile 1924’te Premio Nacional de Literatura’yı (Ulusal Edebiyat Ödülü) kazandı.

1930’ların başında Marxist dünya görüşünü benimsedi. İspanya İç Savaşı’na katıldı. “Cephe tiyatrosu” türünde oyunlar yazdı. İç Savaş’ın Cumhuriyetçiler’ in yenilgisiyle sonuçlanmasından sonra sürgüne gönderildi.

II. Dünya Savaşı sonrasında çeşitli ülkeleri dolaşarak şiir üzerine konferanslar verdi. 23 yıl Arjantin’de kaldıktan sonra Roma’ya yerleşti. Franco’ nun 1975’te ölümü üzerine yurduna döndü, Lenin Edebiyat Ödülü ve Struga’da Altın Çelenk Ödülü’nü kazanmıştır.

Alberti, İspanya’da “Diktatörlük Altındaki Kuşak” diye adlandırılan edebiyatçılardandır. 22 yaşında, Marinero en tierra adlı şiir kitabıyla yaygın bir üne kavuştu. Kitaptaki şiirler, 1920’lerde ortaya çıkan ve dilde arınmacılığı savunan Prismo akımının olduğu kadar, Gerçeküstücülük akımının da izlerini taşıyordu.

Bu şiirler, konuları açısından da eski lirik şiirleri anımsatır. Bunu izleyen La amante ve El Alba del alheli kitaplarında da aynı doğrultuyu izleyen şair, bunlarda ilk kitabının başarısını tekrarlayamadı.

“Kriz şiirleri” diye adlandırılan dönemi, 1926-1927’de yazdığı Cal y canto kitabıyla başlar, Yitirilmiş çocukluk değerlerinin yarattığı öfke, bu dönem şiirlerinde belirgindir.

Başyapıtları arasında gösterilen Sobre los angeles, mutsuz bir aşk serüveninden kaynaklanmıştır. Kent yaşamının birey üzerindeki etkilerini güçlü imgelerle ve sorgulayıcı bir bakış açısıyla irdeler.

“Kriz şiirleri”nde teknik açıdan virtüözlüğe ulaşan Alberti, 1930′ dan sonra yeni bir yola yöneldi. Siyasal düşüncelerindeki değişimle orantılı olarak, şiir dilinde şairânelikten kaçınmaya ve toplumsal konulara ağırlık vermeye başladı. İspanya İç Savaşı’nda Franco’ya karşı savaşmasına koşut olarak, bu dönem şiirlerinde kavgacı bir üslup görülür.

Sürgün yıllarında, ilk şiirlerinde görülen otantik ses yeniden belirir. 1948-1956 arasında yazdığı Retornos de lo vivo lejano bu döneminin ilk önemli yapıtıdır. Coplas de Juan Panadero’da siyasal şiir anlayışını sürdürür.

Türkçe’ye Sürgünden Şiir adıyla bir seçkisi çevrilen Alberti, 1959′ da yazdığı La arboleda perdida adlı kitabında kendi yaşamöyküsünü anlatır.

Alberti çok sayıda oyun yazmıştır. Bunlardan Fermin Galan’da, Lorca’nın, Manana Pineda oyunundan alıntılar vardır. En tanınmış oyunu Noche de guerra en el Museo de Prado, İç Savaş’ta bombalanan bir müzede geçer. Tablolardaki kişiler canlanıp Franco yanlılarına karşı İspanyayı savunurlar. Bu fantastik oyun Alberti’nin gerçeküstücülük akımına duyduğu yakınlığı da gösterir.

İç Savaş’ı, diktatörlük ve sürgünü, sıla özlemini yoğun biçimde yaşayan Alberti, bir yandan modern akımlara, bir yandan da toplumcu geleneğe şair kimliğiyle çağdaş şiirin ustaları arasında yer almaktadır.

Kaynak: Karakutu

*

 

Rafael Alberti’nin Kitapları:

Marinero en tierra (Karadaki Tayfa; 1924)
El alba del alheli (Şebboy Şafağı; 1927)
Cal y canto (Kireç ve Taş; 1928)
Sobre los angeles (Melekler Üstüne; 1929)
Entre el clavel y la espada (Karanfille Kılıç Arasında; 1941)
La arboleda perdida (Yitik Koru; 1942)
De un momento to otro (Bir Andan Öbürüne; 1942)
Pleamar (Denizin Yükselişi; 1944)
A la pintura’da (Resim Sanatına Saygı; 1945)
Ora maritima’da (Deniz Saati; 1953).

 

*

26 Şubat 2013

www.ademozbay.com

 

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Cemil Meriç'ten Kürt sorunu tespiti başlıklı makalemizde cemil meriç kürt sorunu, cemil meriç sözleri ve cemil meriç yazıları hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret