Bu gün Edith Piaf günü

edith-piaf-la-vie-en-rose

Nerden çıktı diyebilirsiniz, deyin de. Ama güzel günlere isim takmak benim adetimdir. (Bakınız: Büyük Prens) Edith Piaf‘ı tanıyanlar zaten iyi bilir, bilmeyenlere ufak bir hatırlatma yapalım. Hani Ahmet Kaya abimizin “Akşam olur mektuplar hasretlik söyler / Zagrep radyosunda Lili Marlen türküsü” dediği o güzel “Lili Marleen” şarkısını söyleyen ablamızdır.

Lili Marleen’i asıl Marlen Dietrich meşhur etse de Edith Piaf daha güzel söyledi diyenler çoktur. Gerçi Fransızca aksanı ile okunan her şarkı güzelleşir birden:) Ayırca Edith Piaf “La Vie en Rose” ile de savaş şarkıları denince akla gelen ilk isimdir.

edith-piaf-kimdir

 

Lili Marleen‘in de ilginç bir hikayesi vardır. Anlatayım:

“2. Dünya Savaşı’nın en meşhur şarkısıdır.  Sevgilisini kışla kapısındaki lambanın altında bekleyen kızın hikayesini anlatan Lili Marlene şarkıdır. Şarkı 1923’te 1. Dünya savaşı gazisi Hans Leip tarafından yazılmış, 1936’da Norbert Schultze tarafından bestelenmiştir ve Almanya’da çok popüler olmuştur. Almanlar’ın Belgrad’ı işgalinden sonra Belgrad’da kurdukları ordu radyosu istasyonundaki bir subayın, Afrika Korps’da görev yapan yakın bir arkadaşı vardır.

Arkadaşının bu şarkıyı çok sevdiğini bilen bu subay ilk kez 18 ağustos 1941’de radyoda bu şarkıyı çalmıştı. Daha sonra da her gece 9:55’te programını bitirirken bu parçayı çalmaya devam etti.

Alman silah arkadaşlarının sevdiği bu şarkı, Afrika’da beraber görev yaptıkları İtalyanlar’ın da diline dolandı. Yine bu dönem Afrika’da görev yapan İngiliz askerleri de şarkıyı, BBC türünde yayın yapan İngiliz radyolarından daha kaliteli müzikler çalan Alman Belgrad radyosu’nu dinledikleri için dinleyip aşina olurlar. Sonradan Tunus’taki muharebelerde Amerikalılar da İngilizler’den duydukları bu şarkıyı çok beğendiler.

 

edith-piaf

Şarkı daha sonradan Nazi karşıtı Alman şarkıcı Marlene Dietrich tarafından seslendirilip, bir çok farklı dile çevrilince daha da popüler hale geldi. bu şarkı, savaşta sonra her milletten gazi için önemli bir şarkı olarak yerini korudu.

2 Dünya savaşının bir çok cephesinde şarkının akşam saatlerinde hoparlörler ile çalınması ,savaşı 3 dakika durdurmayı başarmıştır. Savaşmak neticesi insanlıktan çıkmış bünyelere , üç dakika da olsa yeniden insan olduklarını hatırlatmış bir şarkıdır aynı zamanda…”

Bu günlerde savaştan bıkmış ve barışın peşinden koşan bir millet olarak bizde dinlesek hiç fena olmaz.

Edith Piaf çok güzel şarkılarla da gönlümüzde yer etmiştir. İşte onlardan birinde ‘L’hymne à l’amour’da şöyle seslenir bize:

 

‘Çok inandım, çok inandım çok…
Abuk sabuk palavralara,
Neler dendi, neler duydum,
‘Seviyorum’lar, ‘Hayatım’lar!
Bütün bunlar ne için?Bütün bunlar kimin için?
Her şeyi gördüğümü, yaptığımı,
Söylediğimi, işittiğimi sanırdım,
‘Bir daha tövbe’ derdim kendi kendime!
O sıra çıkageldi!’

*

Bu gün Edith Piaf şarkıları dinlemeye, sevdiklerinizle paylaşmaya ne dersiniz?

 

*

edith-piaf-sarkilari

 

Edith Piaf  Kimdir?

Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa’sında en sevilen sanatçılardan biriydi.

Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Tiflis asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.

Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.

Babası, küçük Édith’i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise’i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü. Gençliğinde, babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith’in seslendiği gibi Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır.

Kendisini keşfeden Louis Leplée öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur. O dönem Piaf için oldukça zorlu geçer, tüm popülaritesi yok olmuş, halkın nefretini kazanmış bir şekilde kabarelerde şarkı söylemiştir. Yeni meşhur olduğu dönemde tanıştığı Raymond Asso’yu araması sonucunda Küçük Piaf’ olarak bilinirken, profesyonel müzik hayatına dönmüş, eğitim almış ve eski ününe Edith Piaf olarak kavuşmuştur.

Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa’dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris’ten New York’a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf’ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici,alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşememiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.

Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir.

Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.

Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona ereli beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” dedi.

Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der:
– Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu?

– Sev.

– Bir genç kıza?

– Sev.

– Peki bir çocuğa?

– Sev.

kaynak: Vikipedia, Uludağ Sözlük

*

edith-piaf-sozleri

*

 

adem özbay

23 Mart 2013

www.ademozbay.com

 

Bir önceki yazımız olan 28 Mart 1991 tarihinde ne oldu dersiniz? başlıklı makalemizde altınköprü katliamı, altınköprü katliamı nasıl oldu ve altınköprü şehitleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret