Çay nasıl demlenir?

cay-demleme

Artık vakti gelmişti. Her şey hazırdı. Çay demlenmiş, kısık ateşin üzerinde bekleyince de demini iyice almıştı. Çay bardaklarını çakma gümüş tepsinin üzerine karşılıklı olarak yerleştirmişti. Çaya şeker atmayı bıraktığı halde bardakların içine çay kaşıklarını çalgı aleti çalar gibi ritimle yerleştirdi. Dan dun dan…. Çay tepsisini kontrol ederken çay kaşıklarını fark etti. Çay kaşığına ihtiyaç yoktu. O da kendisi de çayı zaten şekersiz içiyordu. Çay kaşıklarını alıp almamayı düşündü bir an. Ama tepside kesme şekerler de mevcuttu. Tepsiye şekerleri de  çay kaşıkları gibi koyduğunu fark etmemişti işte.

Kendi kendine düşündü, acaba hayatta farkında olmadan yaptığı ya da gözden kaçırdığı başka neler vardı? Çok fazla düşünecek vakti yoktu. Onu 10 dakikaya yakın bir süredir yalnız bırakmıştı. O yüzden zihnindeki tüm sorulara bir güzel sünger çekti. Artık bilinci tertemizdi.

Odaya dönmek için hazırdı. Çay tepsisini aldı, bir iki adım atmıştı ki bir an duraksadı. Acaba bardakları doldurup da mı çay tepsisini götürsem diye düşündü. Bir an kafasına bu iyi bir fikirmiş gibi geldi. Hemen attığı iki adımı zamanı geri alırmış geri aldı. Çay tepsisini mutfak tezgâhının yanına bıraktı. Kısık ateşte demini almaya bırakılmış çaydanlığın ve demliğin kulpunu kavradı. “çaydanlığın kulpu da amma ısınmış” dedi. Eli yanmadan ya da bu yanma hissi dayanılmaz bir hal almadan bardakları doldurabilir miyim diye kendince telaşlandı. Ama nafile, daha telaşlanırken elinin yandığını hissetti. Hızlıca çaydanlığı elinden bıraktı. Önce demi bardaklara doldurdu. Sonra tezgahın üstünde musluğun sağında, ocağın solunda duran kağıt havludan 2 tur açtı. Cartttt diye yırttı. İyice katlayıp çaydanlığın kulpunu kağıt havlularla beraber kavradı. Bardakları doldurdu. Çaydanlıkları tekrar demlik üste gelecek şekilde ocağın üstüne yerleştirdi. Çayın demini aldığından emin olmak için bardağı kaldırıp ışığa tuttu. Çay kasvetli bir karanlık kadar demliydi.

Birden mutfakta fazla vakit geçirdiğini anımsadı. Onu baya yalnız bırakmıştı. O kendisini hiç yalnız bırakmazdı hal bu ki.  Tepsiyi iki yanında yer alan desenli kulplarından kavradı. Oda ya geçti.

Kış güneşinin demlendiği oda sakin ve aydınlıktı. Sehpa çıkarmak için tepsiyi kanepenin üzerine koyup kendine bir sehpa çekti. Tepsiyi sehpanın üzerine koydu. Bardaktaki çay kaşığın çıkardı. Bardağı eline aldı. Bir yudum çekti. Durdu, bir yudum daha. Yalnızdı, çayı yalnızlığı ile kendine demlemişti. Güzel de demini almıştı ha. Kendini yalnız bırakmayan yalnızlığına acıdı. “Kendisi için demlenen fıstık gibi çaydan bir yudum bile alamıyor” dedi. Bir yudum daha çay çekti. Bir yudum daha…

Yudumladıkça yalnızlık çayda şeker gibi eridi.

Garip yalnızdı ama kendini artık yalnız hissetmiyordu. Çay büyülü bir iksir gibi işe yaramıştı. Kankası boğucu yalnızlık aydınlanmaya başladı. Her yudum da biraz daha aydınlık…

Anlamıştı, yalnızlık etrafında birilerini olması ya da olmaması değil, yalnızlık kendini nasıl hissettiğinle ilgiliydi. Kalabalıklar içinde yalnız olduğu günleri hatırladı birden. Bir yudum çay daha, yalnızlık çaydan yükselen buhar gibi kıvrıla kıvrıla uzaklaştı kendinden. Kendine geldi derken…

*

Kaynak: Divitkalem.com / Serdar Çağlar

http://divitkalem.com/serdar-caglar/cay-nasil-demlenir/

 

Bir önceki yazımız olan Okunası bir yazı: 1400 Yıllık İş Kanunu başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret