Deniz Gezmiş derler bir yiğit adam…

deniz-gezmis

Ülke meselesini dert edinmiş Deniz Gezmiş bir 27 Şubat günü dünyaya geldiğinde, böylesine sevileceğini, böyle bir mücadelenin kahramanı olacağını biliyor muydu? Tabi ki bilmiyordu. Ama ülkesinin dert edindi, özgür ve bağımsız bir ülke düşledi. Bu düşlerin bedelini de canıyla ödedi. Hem de idam sehpasında dakikalarca sallanarak. Bu gün vatan millet edebiyatı yapan sağcı solcu herkese soruyorum: Cesaretiniz var mı Deniz Gezmiş olmaya?

Önce Deniz Gezmiş sözlerini paylaşmak istiyorum sonra da hayatını… Ve Rabbimden rahmet diliyorum bu yiğit adam için.. Onu ve her görüşten, bu millet için, özgürlük için can vermiş tüm yiğitleri anarak…

***

deniz-gezmis-sözleri

Deniz Gezmiş sözleri

Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler.iddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır,türkiye cumhuriyeti anayasasının hukukuna karşı,reformlara karşıdır.

*
35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken,bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür.mustafa kemal sağ olsaydı çok şaşırırdı.hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir.anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık.bu sebeble anayasal bir davranışta bulunduk.
*
Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen türkiye’nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık.
*
(idam sehpasında)yaşasın marksizm-leninizm! Yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler! Kahrolsun emperyalizm!
*
(son mahkeme savunmasında)yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yasındayken kendimi türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.
*
Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!.
Ben amerikan emperyalizmine, sovyet revizyonizmine, romen soytarılığına, bulgar dalkavukluğuna karşı bir türk devrimcisiyim.
*
İddianamede geçen ve bana atfedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım, ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve ‘halka ve orduya karşı kullanırım’ şeklinde beyanda bulunmadım.
*
Her ölen,bir kişilik ölümünü olmuş.(vietnam’da ölenler için)
*
Türkiye’nin bağımsızlığından başka birşey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk.varlığımızı türkiye adına armağan ettik.bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.

**

Deniz Gezmiş’e adanan şiirler

*

Devrim

temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek icin
asıldığı çividen indirilmelidir
yapraklari biten takvim zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir halı

içinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve toplu iğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek icin zulmüne
makas denilen patronun

gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

kim bilir kaç yunus görmüş
kaç deniz gezmiş

sunay akın

 

*

deniz-gezmis-idam

hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
yedi bölge, dört deniz,
yedi iklim, altmış yedi şehir,
okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları…
deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
ve işçiler ve köylüler…
hoşçakal ülkem
hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
sınırlı olmayan mekâna,
sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
en sevda halimle, en yaşayan halimle,
gidiyorum dostlarım,
hoşçakalın, hoşçakalın…
beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
beni yüreğimle, beni özümle,
bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
tarihle anla beni,
ve öyle yargıla.

*

 

“başı dik
alnı açık
yüzü gülerek
ve bir sigara içimiyle gitti ölüme,
hiçbir şey koymamıştı ona
yirmibeşinde ölmesi kadar”

nilay yalçın

deniz-gezmis-kimdir

*

aşk olsun sana çocuk
en uzun koşuysa elbet
türkiye’de de devrim
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
en hızlısıydı hepimizin,
en önce göğüsledi ipi…
acıyorsam sana anam avradım olsun
ama aşk olsun sana çocuk,
aşk olsun…

can yücel

***

Deniz Gezmiş Kimdir?

Çocukluk ve Gençlik

Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri İkizdere, Rize ilçesine bağlı Cimil köyündendir, kökleri Konya’dan bir vesile ile göç etmek zorunda kalmış Oğuzlara dayanır. Babası Ilıca (yeni adı:Aziziye), Erzurum nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum’un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş’tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir. Ağabeyi Bora Gezmiş, hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştır. Kardeşi Hamdi Gezmiş ise, mali müşavirdir.

Gezmiş, ilk ve ortaöğrenimini Sivas’ta, liseyi İstanbul’da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu.

deniz-gezmis-hayati

Siyasi Yaşamı

1965’ten sonra, Türkiye’de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)’nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 1965’te Türkiye İşçi Partisi (TİP)’nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966’da Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı’na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967’de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967’de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968’de “Devrimci Hukukçular Örgütü”‘nü kurdu. 7 Mart 1968’de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs’a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs’ta 6. Filo’yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı’nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. Bütün bu olaylardan sonra öğrenci hareketinin efsanevi lideri haline geldi.

TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu.

Ekim 1968’de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Devran Seymen, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan’la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)’ni kurdu. 1 Kasım 1968’de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB’ün başlattığı Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968’de ABD büyükelçisi Kommer’in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı’nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

İstanbul Üniversitesi’nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969’da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart’ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan’a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969’da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran’ın sonunda Filistin’e gitti.

Filistin’e gitmeden önce 23 Haziran 1969’da TMGT’nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı’na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül’e kadar Filistin’de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş, 1 Eylül 1969’da, 10 Haziran’da “üniversiteyi işgal” ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi’nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi.

23 Eylül 1969’da Hukuk Fakültesi’nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım’da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi’nde Battal Mehetoğlu’nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş’e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969’da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü.

Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte THKO’yu kurdu. 11 Ocak 1971’de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi’nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971’de dört ABD’li askerin Balgat’taki Tuslog Tesisleri’nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldılar.

deniz-gezmis-resimler

Yakalanışı ve İdamı

12 Mart Darbesinin ilk günlerinden sonra Yusuf Aslan ile birlikte Sivas’a gitmekteyken motosikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada Elmalı’da iken, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas’ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalandı ve Kayseri’ye getirildi.[kaynak belirtilmeli] Buradan Ankara’ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun makamına götürüldü.

Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası’nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no’lu Mahkemesi’nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971’de başlayan THKO-1 Davası’nda TCK’nin 146.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971’de 146/1 maddesi uyarınca idam cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı;

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Mahkememiz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını; bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğinizi sabit gördü. Türk Ceza Kununun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası ile tecziyenize karar verdi.                ”

İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü “siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır” diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır.

Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için: ” soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri ” yorumunu yapar. Mahkumların özür dilemesi istenir. Hiçbiri yaptıklarından özür dilemez. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylar.

İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!” dediği belirtildi.[3] İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk’e göre ise son sözleri “Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler” olmuştur.

Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde asılarak idam edildi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği, yerine getirilmez ve apar topar gömülür.[5] İdamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin çok önemli bir sembolü oldu; bir çok sol örgüt başka konularda fikir ayrılıkları olmasına rağmen mutabık kaldıkları nadir konulardan birisi Deniz Gezmiş’in devrim önderliğidir.

Deniz Gezmiş ve Atatürk

Deniz Gezmiş hakkındaki Atatürkçülük tartışmalarıyla ilgili olarak kardeşi Bora Gezmiş Aydınlık’a verdiği röportajda şunları söyler:Deniz’in Atatürk’ü sevmediğini iddia etmek için bir delil ortaya koymanız lazım. Yalnız Deniz değil, 68 Kuşağı’nın yüzde 90’ı Atatürk’ü referans alarak “2. Kurtuluş Savaşı’nı başlattığını” söyler. Deniz hem Sosyalist’ti, hem Atatürkçüydü.

Bunu söylemek o kadar kolay ki; Deniz’in Atatürk’le ilgili Samsun’dan Ankara’ya Atatürk yürüyüşünde ‘Türk halkına’ diye açıklamaları var. Bazıları da diyor ki; önce Atatürk’ü referans alıyordu ama sonra Sosyalizm’e kaydı. O zaman da Deniz’in Mamak’taki en son savunmasını okuyacaksın. Mahkemede savcının “Bunlar Atatürk demezler, Mustafa Kemal’in kalpaklı resmini kendilerine referans alırlar…” şeklinde iddiada bulunması üzerine Deniz, “Atatürk’ü en çok koruyan biziz” der.

deniz-gezmis-mezar

Sanatta Deniz Gezmiş

Edebiyat 

Dar Ağacında Üç Fidan, Nihat Behram

İdam Gecesi Anıları, Halit Çelenk

Deniz Gezmiş Destanı, Alper Özbek

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz

Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz

Bir Dava İki Devrimci Unutmak İhanettir, Hüseyin Turan

Denizler İdama Giderken Oral Çalışlar

Bizim Deniz Turhan Feyizoğlu

Deniz Turhan Feyizoğlu

Deniz Fırtınalı Yıllar Tarkan Tufan[8]

Ağlasın Gökyüzü-Deniz Gezmiş Vehbi Bardakçı

Üç Asılmışların Hikayesi Ahmet Kahraman

Filmler 

Hoşçakal Yarın (Deniz Gezmiş rolünü Berhan Şimşek üstlenmiştir)

Aşk Olsun Sana Çocuk (Deniz Gezmiş rolünü Barış Koçak üstlenmiştir.)

Belgeseller

Can Dündar – Deniz Gezmiş Belgeseli / Delikanlım (2012)

Diziler

Hatırla Sevgili (Deniz Gezmiş rolünü Barış Koçak üstlenmiştir.)

Tiyatrolar 

Aşk Olsun Sana Çocuk (Samsun Sanat Tiyatrosu, 2011 yazında ilk oyununu oynamıştır. )

“Deniz Diye Bir Delikanlı” Ankara Sanat Tiyatrosu, Yazan ve Yöneten Metin Balay

Şarkılar 

Ahmet Kaya – Mahur

Ahmet Kaya – Neyleyim

Ahmet Kaya – Beni Tarihle Yargıla

Ahmet Kaya – Bize Kalan

Ahmet Kaya – Yazamadım

Ahmet Kaya – Tutuşur Dizelerim

Ahmet Kaya – Ölürem Kardaş

Edip Akbayram – Aşk Olsun Sana Çocuk

Grup Özgürlük – Deniz’e

Fevzi Kurtuluş – Deniz’e Şikayet

Fevzi Kurtuluş – Bizim Deniz

Hüseyin Karakuş – Adı Deniz Olmalı

Can Yücel – Bizim Deniz

Grup Yol – Denizlerin Türküsü

Metin-Kemal Kahraman – Deniz Koydum Adını

Zülfü Livaneli – Hoşçakal Kardeşim Deniz

Zülfü Livaneli – Şarkışla

Çilekeş – Her Deniz

Grup Yorum – Özgürlük Türküsü

Grup Yorum – Şarkışla

Kardeş Türküler – Deniz’e Yakılan Türkü

Sevinç Eralatay – Ankara’dan Bir Haber Var

Selda Bağcan – Denizlerin Dalgasıyım

Hüsnü Arkan – 5 Mayıs

Soner Olgun – Delikanlım Deniz

Moğollar – Geri Sar

Duman * Manası Yok

Emeğe Ezgi * – Adım Deniz

Kaynak: Vikipedia

 

 

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Okunaksız doktor yazıları! başlıklı makalemizde doktor ve yazı, doktor yazıları davaları ve doktor yazılarına karşı hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret