Derin hasretler ülkesi

senin-adin

Mehmet Efe’yi bilenler bilir, bilmeyenlerde bilmeli bence. O’nun şiirleri makinalı tüfek gibidir, nefesiniz kesilene kadar tarar sizi. Şiirlerinde aşk da vardır, devrim de vardır, ayrılık da vardır. Ama hepsi esaslı vardır. Gelin “Derin hasretler ülkesi” şiirini esaslı bir okuyalım.

*

mehmet-efe

Derin hasretler ülkesi

Malatya’lı bir kızdı çocuktum ilk sevdiğim

sağlık memurunun kızı ilk manim ilk ezberim

koluma jilet bastım yazın göreyim diye

sevdiğimi demek için tükenmez kalemler öptüm

ona şiirler yazıp tükettim her birini

fotoroman okumakla suçladı geçti beni

hiç bilmezdim fotoromanları halbuki

yüreğim gırtlağımda vardım İstanbullara

seneler sonra gördüm bir sıla ziyareti

büyümüş memur olmuş işgal bankalarında

ordu darbe yapsa diye dua edermiş hatta

utandığım cizlavetler geliverdi aklıma

sevdiğime hamdettim döndüm gurbet eline

 

muhacir bir kız sevdim fakülte kapısında

başında iffetiyle hunharca copladılar

sınavı kaybedince ona dergi çıkardım

Sezen Aksu dinleyip tekbirler getirirdik

beyaz çitlerle çevrili bir ev istermiş meğer

dergim toplatılırken bir memurla evlendi

cebim tam takır çıktım ağır ceza önüne

 

evlen benimle diyen bir kız kesti yolumu

endamı küstürürdü kaysı ağaçlarını

serdim kırık kalbimi ayakları dibine

Bağdat bombalanırken topladı çantasını

kalbimi geri verdi döndü baba evine

 

İstanbul’lu bir kız sevdim İstanbul kadar kadim

dağlarımın pınarları kadar berrak ve serin

adımı söyledi mi taşralıya dönerdim

bir konser çıkışında titreyerek bekledim

bomber montlu bir oğlanla geldi ‘meraba’ dedi

son paramla aldığım çiçekleri gizledim

bir çingene kızından aldığım çiçekleri

küfredip tepeledim İstiklal Caddesi’ne

 

komünist bir kız sevdim tabanca gibi kızdı

‘vur beline çık dağa’ öyle devrim öyle dik

coplanırken seyreder İslamcı olsa derdim

Faşizm kahrolmadı İzmir’de taradılar

manşet bile olmadı Hürriyet gastesine

 

sevdim memur oldular sevdim kurşunladılar

nice hınçlar kavradı nasırsız ellerimi

ne varsa ezberledim asi olan, dik duran

isyandan isyana koştum imkansız şarkılara

sevdiğim kızlar kadar sevdim memleketimi

kaşlarımı patlatan copları bile sevdim

aşklarım kavgalarım tüm geç kalmalarım

sulusepken zil zurna yalnızlıklarım

dualarım marşlarım ağır ceza davalarım

çay tütün yoldaşlarım yasaklı kitaplarım

sevdigim kız seni gördüm sevdiğim her kerede

orada gülüşün, şurada sesin, burada işlemeli hicabın

bir ses vardır her Türkiye çocuğunu çağıran

beni siz eklediniz bin yılın çizgisine

 

ne vatan kurtarabildim ne sizinle vuruldum

Şeytan’ın siyaseti tuz basarken ülkeme

upuzak diyarlarda kaybolmağa uzandım

kalemimi gömerken dünyanın bir ucuna

oturup bunları yazdım not düştüm gurbetime

dilim pelte annem kürt dilim çınar kekeme

Amerikan askerleri resimler çektirirken

bankalar haciz koydu Lozan’dan baki kalan

yüzyıldır can çekişen atımın terkisine

 

gurbette bir kız sevdim anasından çeroki

sevemedi bir türlü yaban fakirliğimi

ona ev almak için beyazlara çalıştım

pusulalar satın aldım kıbleyi bulmak için

milim milim yüzerken kalbimin derisini

göğsümdeki çınara dokunup secde ettim

veda ettim yerlime sevdirene hamdettim

sılam emanet olsun Yüceler Yücesi’ne

 

bir kız sevdim vatanım, türkü yaktı göğsüme

yenilgi kadar eski hürriyet kadar güzel

kendi sürgünlerini budayan çınar gibi

yağmacı duaları altında nefes alır

usul usul çağırır bendeki sürgününü

kökleri Kabe’ye dek uzanır sev der bana

kıyamete kadar sev er kişi niyetine

 

kıyısında durduğum okyanus kadar derin

derin hasretim derin hasretler ülkesine

*

Mehmet Efe
www.mehmetefe.com

 

Bir önceki yazımız olan Mihnetsiz aşk... başlıklı makalemizde adem özbay şiir, aşk şiirleri ve eğlenceli şiirler hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret