Esaretin Bedeli ve ‘Brooks was here!’

brooks-was-hereesaretin-bedeli-dünyanin-en-iyi-filmi

Herkesin dünyanın en iyi filmi olarak kabul ettiği ‘Shawshank Redemption’ı Türkçesi ile “Esaretin Bedeli” filminin neden bu kadar çok filmin arasında ilk sırada olduğuna pek anlam veremiyordum. Zira uzun bir süre önce televizyondan seyretmiş ve beni o kadar da çok sarmamıştı.

Bu gün film kanalında denk gelince bir daha seyredeyim dedim. Meğer filme haksızlık yapmışım. Bizim Türkiye’de bir filmi 100 tane reklam arasında seyredince tabi filmin havası da insana işlemiyor. Reklamsız ve orijinal dilinde seyredince dedim ki “işte budur”.

Shawshank Redemption gerçekten dünyanın en iyi filmi olmayı hak ediyor. Hiç bir efektin kullanılmadığı, olağan üstü hiç bir sinema tekniğinin zerresinin bile olmadığı doğal bir insan filmi Esaretin Bedeli. İnsanı anlatıyor. Yeryüzünün kurulduğu günden beri insanlar arasında süren iyilik ve kötülük dengesini sorguluyor. Kötülerin kazandıklarını zannettikleri anda da Sezai Karakoç ustanın da dediği gibi “Kaderin üstünde de bir kader“in gelip yakalarına yapıştığını ve sonsuz iyiliğin her zaman var olduğunu hikaye ediyor.

İsterseniz önce klasik olarak filmin hikayasine bakalım. Sonra detaylarını konuşalım:

shawshank-redemption-dvd

Andy Dufresne iyi bir bankacı, dürüst, kendi halinde bir insandır. Bir gece eve geldiğinde karısını sevgilisi ile görür. Bundan sonrasını hatırlamamaktadır. Karısı o gece öldürülür, Andy ise evdedir. Cinayetten ömür boyu hapse mahkum olur ve Shawshank Hapishanesi‘ne gelir. Buranın “her yerin” olduğu gibi kendine has kuralları vardır. Andy zekası ve kültürü ile zamanla bu kuralları kendine göre çevirir. Aşağılanır, dayak yer ama asla pes etmez. Hesap işlerinden anladığı için zamanla hapishane müdürünün sağ kolu olur. Arada ona karşı geldiği için hücre cezasına çarptırılır. Hapishaneye bir kütüphane kurar. Mahkumları eğitir. Diğer mahkumlar arasında sevilen ve sayılan Andy, yeni gelen Joe adında bir mahkumda kendini görür ve ona diğerlerinden daha fazla ilgi gösterip eğitir. Bu zamanla müdürün işine gelmeyecek olayların başlamasına neden olur. Hikayeyi Andy’nin en yakın arkadaşı “Red“in anlatımıyla, film boyunca dinleriz.”

İnsanın müdacelesini, azmini ve zekasını anlatan bu film en çok da dostluğa ve arkadaşlığa vurgu yapıyor. Sonunda kazanan da dostluk oluyor. Zaten filmde yönetmenin en yakın arkadaşı Allen Green‘e ithaf ediliyor. Allen Green, yönetmen Frank Darabont‘un menajeri ve yakın arkadaşı. Film tamamlanmadan vefat edince, Darabont filmi yakın arkadaşına ithaf etmiş. Filmdeki dokunaklı arkadaşlık öyküsü belki de bu ölüm nedeniyle bu kadar güzel ve içli anlatılmış.

Filmde baş rolleri Tim Robbins ve Morgan Freeman oynuyor. Oyuncuların performanslarının zirvesine çıktığı filmi etkileyici kılan bir diğer özellik ise güzel bir metin ile anlatılmış olması. Senaryonun sahibi ise ilginç bir isim. Korku kitapları yazarı: Stephen King. 

 

esaretin-bedeli

Filmde bir çok güzel sahne ve etkileyici bölümler var. Benim özellikle anlatmak istediğim 3 kısım var. İzleyenler hemen hatırlayacaktır.

Birincisi, Andy‘nin arkadaşlarını birkaç dakikalığına da olsa cezaevi ortamından uzaklaştırmak amacıyla yaptığı müzik yayını sahnesi.

İkincisi, Brooks‘un intihar etmeden önce duvara çakısıyla yazdığı “Brooks was here!” (Brooks buradaydı!) yazısı ve o anda çalan harika müzik.

Üçüncüsü, Red‘in Brooks‘un yaşadığı ikilemleri yaşadıktan sonra, onun gibi intiharı düşünürken, Andy‘e verdiği sözün aklına gelmesi ve Brook’sun yazısının altına: “So was Red!” yazması.

Filmi seyretmeyenler için çok anlatmayacağım ama içeride geçen bir ömürden sonra dışarıya bırakılan insanların aslında özgür olamadıklarını anlatan Brooks‘un yürek burkan mektubu da tam bir başyapıt:

“Dışarda her şeyin ne kadar hızlı olduğunu anlatmam mümkün değil millet. Küçükken bir otomobil görmüştüm ama onlar artık her yerdeler. Dünya gerçekten çok aceleyle hareket ediyor. Şartlı tahliye memurları beni bu eve soktu, bi de markette iş verdiler. Zor bi iş değil ama çoğu zaman ellerim acıyor. Mağaza müdürünün benden hoşlandığını sanmıyorum. İşten sonra bazen parka gidip kuşlara yem veriyorum. Belki Jack gelip beni bulabilir diye düşünüyorum ama gelmiyor. Nerde olursa olsun umarım iyidir ve yeni arkadaşlar ediniyordur. Geceleri uyumakta güçlük çekiyorum sanki düşüyormuşum gibi kötü rüyalar görüyorum korkuyla uyanıyorum. Bazen nerede olduğumu hatırlamam bi süre alıyor. Belkide bir silah alıp birini vurmalıyım o zaman beni eve gönderebilirler. Müdürü vurabilirim, bir tür kazanç olur. Sanırım bu saçmalıklar için biraz fazla yaşlıyım, burayı sevmiyorum. Sürekli korkmaktan yoruldum. Kalmamaya karar verdim. Sanırım benim gibi yaşlı bir hırsız için çok üzülmezler.
Not: Heywood’a gırtlağına bıçak dayadığım için üzgün olduğumu söyle.

Hiç gücüm kalmadı.

( Jack: Brooks’un hapishanede besleyip sonra özgür bıraktığı kuş.)

Filmin ilginç bir hikayesi var.  Yönetmen Frank Darabont 25 milyon dolarlık bir bütçeyle de filmini çekmeye başlar. Ancak film 35 milyon dolara tamamlanır. 1994’ün eylül ayında ABD vizyonuna giren film, gişelerde 18 milyon dolar hasılat yapar ve batar. Birçok film eleştirmeni film hakkında iyi yazılar yazmıştır halbuki. Film, 1994 Akademi ödüllerinde 7 dalda (film, erkek oyuncu – Morgan Freeman-, uyarlama senaryo, görüntü, kurgu, müzik ve ses) aday olur, ama hiçbirini kazanamaz. Çünkü o yıl Tom Hanks‘ın başrolünü oynadığı Forest Gumb filmi tüm Oscarları siler süpürür, 6 dalda Oscar alır.

forrest-gump

Ama bu kötü başlangıç böyle devam etmez. Filmi sevenlerin fısıltı gazetesini çalıştırmalarıyla filmin ünü ev videosunda gerçek anlamda patlar. 1995’in en çok kiralanan videosu olan film, TV satışları ve DVD sektörünün de devreye girmesiyle yıllar sonra kâra geçmeyi başarır. Şu an da gerek DVD satışları gerekse TV gösterimlerinden en çok para kazanan filmlerden biridir.

Evet aslında sadece “Brooks was here!” bölümü anlatacaktım ama konu uzadıkça uzadı. Hadi son bir kıyak daha yapayım, filmden güzel konuşmaları da paylaşayım sizinle.

Esaretin Bedeli filminden diyaloglar, konuşmalar:

-buradan hiç çıkabileceğini düşünüyor musun?
-ben mi?
-evet.
-bir gün uzun beyaz sakallarım olup 2 veya 3 misketin yukarılarda zıpladığı zaman.
-sana nereye gideceğimi söyleyeyim. zihuatanejo.
-ne dedin?
-zihuatanejo. meksika’da. pasifik okyanusu’nda küçük bir yer. meksikalılar pasifik hakkında ne derler biliyor musun? hiç hafızası olmadığını söylerler. işte hayatımın geri kalanını burada yaşamak istiyorum. hiç hafızası olmayan sıcak bir yer. tam kumsalda küçük bir otel. eski değersiz bir tekne alıp onu yeniymiş gibi onarmak. misafirlerimi balığa çıkartmak. zihuatanejo. böyle bir yerde, bir şeyler temin etmesini bilen bir adam işime yarar.
-dışarıda başaracağımı sanmıyorum. hayatımın çoğunu burada geçirdim. ben kurumsallaşmış bir adamım. aynen brooks gibi.
-kendini küçümsüyorsun.
-hiç sanmıyorum. burada her şeyi getirebilecek bir adamım; fakat dışarıda ihtiyacın olan tek şey sarı sayfalar. nereden başlarım bilemiyorum. pasifik okyanusu mu? lanet. bu kadar büyük bi şey,beni korkudan öldürür.
-beni değil. karımı vurmadım ve sevgilisini de vurmadım. her ne suç işlediysem, fazlasıyla ödedim. bir otel, bir tekne… fazla şey istediğimi sanmıyorum.
-bunu tek başına yapmamalısın. bu sadece lanet olası bir rüya. meksika buradan bayağı uzakta ve sen de buradasın. ve olan her şey bundan ibaret.
-evet, haklısın. her şey bundan ibaret. orası uzakta ve ben buradayım. sanırım basit bir seçim yapmalıyım. hızlı yaşamak mı… yoksa hızlı ölmek mi?

*
andy : umut.
red: umut??.
red: sana birşey söyleyeyim, dostum.
red: umut tehlikeli birşeydir.
red: umut bir insanı delirtebilir.
red: içerideyken hiçbir faydası yoktur.
red: bu fikirden vazgeçsen iyi olur.
andy: brooks’un yaptığı gibi mi?

*
red: buraya nasıl düştün?
andy:ben masumum.
red:burada kimse suçlu değil ki zaten.

*

andy: unutma red. umut iyi bir şeydir. belki de en iyisi. ve iyi şeyler asla ölmez.

*

Seyretmemişlere acil kodla seyredin derken, hayatınızdaki esaretlerden kurtulup kendi özgürlük filminizin de baş rolünü oynamayı ihmal etmeyin diyorum. 

*

Adem Özbay

27 Ocak 2013, NY

 

 

Bir önceki yazımız olan Güzel Adamlar Antolojisi: Jan Devrim başlıklı makalemizde Jan Devrim hakkında, Jan Devrim hayatı ve Jan Devrim hikayeleri hakkında bilgiler verilmektedir.

41 Responses

  1. Yetiş diyor ki:

    En az beş defa seyrettiğim bir film. Denk geldiğimde mutlaka seyrediyorum. Teşekkürler, çok güzel anlatmışsınız.

  2. Marsi diyor ki:

    Mükemmel mükemmel tek kelimeyle mükemmel bir filmdi,

  3. Semiha diyor ki:

    seyrederken defalarca ağladımm

  4. uğur diyor ki:

    tek kelimeyle harikaydı mütiş bir film hayatımda izlediğim en iyi film diyebilirim adem reis de mütiş anlatmış filmi zaten

  5. Ersin diyor ki:

    Karakterin soyadı Dufresne. ”Dufreyn” değil.Sizde benim gibi ingilizce telaffuzdan yola çıkarak soyadını bu şekilde yazmışsınız.Düzeltmenizde sitenizin güvenilirliği için fayda var.Teşekkürler.

  6. demet diyor ki:

    gerçek olan şu ki hayatta her zaman kötülerin hiç bir mazluma sonsuza kadar hüküm süremeyeceği işte bu film bunun en iyi kanıtıdırr:)))

  7. serkan diyor ki:

    bu film her anlamda bir ders.. galiba sahip olduğumuz şeylerin farkında değiliz..bu film bunların çoğunu hatırlatıyor.. izledikten sonra hayatımdaki bir çok şeyin önceliği değişti..ısrarla tavsiyem şudur.. izleyin kendinizi bulup keşfedeceksiniz..iyi seyirler

  8. Mert diyor ki:

    ”Sedemption” değil ”Redemption” 🙂

  9. ahmet et diyor ki:

    insanlığın ölmediğini, dünyanın neresine giderseniz gidin arkadaşlığın sevginin her yerde aynı şekilde anlaşıldığını, kötünün herkesçe kötü iyininse herkesçe iyi olduğunu, göreceliğin değil nesnelliğin gerçek hakikat olduğunu en güzel şekilde bir başyapıt!!!
    insanoğlu doğruyu ve iyiyi tartışmaya su götürmeksizin bal gibi anlarken neden kötünün peşinde koşar anlamak mümkün değil…

  10. mehmet diyor ki:

    Eşi BENZERİ olmayan bi film. O kadar çok seyrettimki saymayı bıraktım artk. ve ne akdar bilsemde filmi sahneleri geçen diyalogları yine yine izlemek istiyor ve izlediğinden pişman olmuyorum. Öyleki umut sözünü hatırlatıyor insana hayatımda umutlanmayı bıraktım ama en azından hayel kurabiliyorum hayel kurdurtuyor insana bu film

  11. Berkay Özdemir diyor ki:

    Öncelikle yazdığınız yazı ile ilgili sizi tebrik etmek istiyorum. Oldukça etkileyici ve ilgi çekici bir anlatım biçiminiz var. ‘Esaretin Bedeli’ çoğu insanın olduğu gibi benim içinde dünyanın en güzel filmidir. Ancak oscar alamamasının tek sebebi ‘Forrest Gump’ filminin gişe, oyunculuk, kalite vb. dallarda ki başarısı değildir. Çoğu eleştirmenlere göre filmin anlatıldığı tarihlerde ki hapishane sistemini gün ışığına çıkartmış olması ve bundan mütevellit tartışma konusu yaratmasıdır. Film bir tane bile oscar alamamasına rağmen zamanın yardımıyla ibdb de zirveye oturmuş, otoriteler tarafından tüm zamanların en iyi filmi seçilmiştir. Gerek konu, gerek oyunculuk olarak üstün bir performans beyaz perdeye taşınmış, mükemmel bir iş ve emsali görülmemiş bir baş yapıt olarak hayata başka bir bakış açısıyla bakmamızı da sağlamıştır.

  12. abuzer kılıç diyor ki:

    Hayatım da izlediğim en anlamlı film.

  13. Deniz Kömürcü diyor ki:

    Yazınız filmin kısa hikayesi gibiydi….Ben de bu flmi en az 8-10 kez izlemişimdir İzlemeyneler için bir tavsiye….Ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerin en başında bu film gelir….Yoksa çok şey kaybedersiniz….

  14. Serhan Dağdaşan diyor ki:

    Film seyretmesini severim ve arşivimde 1400 film var… genelde aksiyom, bilim kurgu, görselliğin ön planda olduğu filmleri severim… Ve konulu filmleri pek sevmem genelde beni sıkar.. Ama favori filmmim Esaretin Bedeli’dir Kesinlikle dünya’nın en iyi filmmi ünvanını hak ediyor… İlk üçüm ise er ryan’ı kurtarmak ve yeşil yol’dur… Bu filmleri izlemiyen kişiler Sanatsal açıdan çok şey kaybetmişlerdir…

  15. arap diyor ki:

    izlenmesi gereken bir film gerçekten her izlediğinizde yeni içinizde yeni bir şeyler keşfediyorsunuz….

  16. yasin diyor ki:

    bu film bir hariika dostum

  17. Gül diyor ki:

    Merhaba, filmle ilgili yorumlarınızı filmi izledikten sonra ve filmin adandığı kişi hakkında bilgi almak için okudum. Çok güzel özetlemiş ve bilgi vermişsiniz.Elinize sağlık, teşekkürler

    • Adem Özbay diyor ki:

      Ben teşekkür ederim, güzel seyirler olsun:)

    • Acan diyor ki:

      Ben de Gül e katılıyorum buraya not yazmamın sebebi filmden çok etkilenip sonundaki adanan kişinin kim olduğunu araştırmama bağlı… Emeği geçen ve film yorumları yapan herkese teşekkür eder İyi Seyirler Dilerim…

  18. yasar diyor ki:

    yaşmış olduklarının sadece başını okudum, belki çok iyi veya kötü yazmışsındır bilemiyorum, TV de izlediğini görünce okumayı bıraktım, çünkü bir yorumcu filmi TV de izlemez ya sinemaya gider yada filmi indirir kesintisiz izler. doğru veya yanlış bu yorumu yapmayı hakeden birisi değilsin. film böyle seyredilmez, film kültürüne ters birisin. önce saygı duymalısın.

    • Adem Özbay diyor ki:

      Sevgili dostum, profesyonel bir yorumcu değilim. Sadece beğendiğim filmleri dostlarımla paylaşıyorum. Olayı böyle değerlendirmeni isterim.
      Teşekkürler.

  19. Özgürs diyor ki:

    dünyanın en güzel filmi ağlattı .

  20. hayati kutlu diyor ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş, tebrikler.

  21. ibrahim diyor ki:

    50den fazla izledim halada izlerim dünyanınEN iyi filmidir..

  22. mikail diyor ki:

    Cok Cok İyi bir film oyle duygular yukluyor ki insana anlatilamaz . Emegi gecen herkesi tebrik ederim.

  23. Harun diyor ki:

    Bende bu filmi daha önce izlemiş anlatım tarzı,olayın kahramanlarının,hapisane görevlilerinyle olan ilişkisi,sabrı,zekası,şartları amacına ulaşmada nasıl mahirce kullanıldığına dair örnekler etkilemişti.Taki 2015 yılında kanalın birinde tekrardan izleyince aslında ,”özgürlük dersi” hakkında felsefi düşünce,eylem,sabır,özgürlükten daha değerli şeyin olamayacağı,geçmişimizin ve içinde bulunduğumuz şatların,iç içe yaşadığımız çevremizde ki insanların,otoritenin,despotluğun baskısına rağmen insanın kendisiz değerinin olamayacağı “özgürlük”adına katlanılamayacak meşakketin olamayacağını,çabanın sonunda var olan umut ışığının bir gün ona kavuşturacağı inancını anlatan güzel film.Mesala Brooks’laşma,kurumsallaşma,Red’in ,Andy’yi “UMUT” dan vazgeçirme çabasına cevabı Brooks” gibimi demesi.Biz insanlar için güzel dersti..Bazı insanları alışkanlıkları öyle bağlarki,bu bağımlılık onlardan ayrı kalma korkusu insanın dengesini bozar,bu fikrinden vazgeçirmeye çalışanı öldürmeye götürecek kadar cinnete düşürür.Arkadaşını boğazınına bıçak dayatır.Bağımlılık esarettir.Bu körü körüne inanaca,ideolojiye,lidere ,partiye,cemaate bağımlılık gibi..Aslında bu gün Türkiyesinde ve ortadoğusunda tam rüşte ve özgürlüğe erişememe sorunu var..Bu film bana bunu anlattı.Fazla diyaloglara,efektlere,mecaraya takılmamamk lazım. ğer bunlar verilmek istenen mesajı bastırıyorsa o film misyonunu ifa edememiştir..Belkide sorun anlatanda değil bizde.esaret/bağımlılık bulaşıcıdır!!!Selamlar

  24. Muhammet guven diyor ki:

    En 20 kez izledim ve bir o kadar da izleyecegime eminim.

  25. Muhammed Ercan diyor ki:

    Öncelikle filmi güzel bir süzgeçten geçirmiş ve harika yorumlamışsınız. Hayatımda herkesin olduğu gibi bir iki tane unutulmaz film var ve arada onları izleme ihtiyacı duyuyorum. Bu film onların başında yer alıyor. Film için söylenecek en güzel söz bence Şaheser’dir. Can’ım ülkemde herşeye olduğu gibi güzel şeylere tebrik yerine maalesef önce eleştiri var. Sizden istirhamım lütfen yapılan harf hatalarına ve yorumculuğunuza laf edenlere kulak asmayıp sizde etkili olan filmlere yorum yapmanızdır. Adem bey sizi cani gönülden tebrik ederim. Selamlar.

  26. Alev diyor ki:

    Ben de adanan kişiyi araştırarak burada olanlardanım. Az önce seyrettim filmi bilmem kaç yüzüncü kez. Sadece izleme nedenimi yazmak istedim.. çünkü bir yıla yakın izlememiştim.özledim.
    – Ben bu filmi özledim..

  27. yunus can sotylu diyor ki:

    filmi yorumlayışın harika öncelikle bunun için sana teşekkürederim, bende filmin kime adandığını merak ettim ve kendimi bir anda burda buldum.film gerçekten harika bulunduğu konumu fazlasıyla hak ediyor, herkesin sabır göstererek sonuna kadar izlemesini tavsiye ediyorum….

  28. Serdar Azkara diyor ki:

    Harika Bir Film Şimdiki gençlerin bunu izlememesi normal ben 17 yaşındayım , Çünkü şimdiki gençler macera aksiyon arıyor kırmalı dökmeli ama bu film bir başka ilk başta izlemeyecektim ama film izledikten sonra insan neyin ne olduğunu anlıyor kötü yoldan kendini geri çeviriyor bence benim gibi genç adam için oldukça çok güzel ve keyifliydi böyle bir olay kimsenin başına gelmesini istemem bu filmi yapanların ellerine sağlık çok güzel bir film izlerken defalarca ağladım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret