Gecenin hikayesi

gece-ve-kiz

Dün gece 01:30 suları, olmuyor… Olmuyor… Düşünmeden durulmuyor… Yürek daralmış, sığmıyor duvarlar arasına… Gökyüzüne ihtiyacı var…  Gökyüzü kadar güzel bir yüze… Ama o yüz yok yanında… Bakmak istiyorsun ama yok… Özlüyorsun ama yok… O yoookkk… Belki hiç bir zaman olmayacak… Belki ebediyyen seninle olacak… Ama şu anda yok…
Kalk kız Hikmet; çık dama dedim kendime… Bu gece damcısın… Batman’sın bu gece.. Battaniyemi, yastığımı aldım. Pijamalarımın üstüne kocuğumu giydim çıktım dama. Kocuğumu giyindim ki sandalyede uyurken alttan soğuk vurup hasta etmesin. Gece ne kadar huzur dolu. Sessiz, sükûnet içinde.  Ara sıra uzaklardan köpek havlamaları geliyor. Gökyüzünde hiç yıldız görünmüyor üç dört gecedir. Düşünmeye, huzura, sevgiye, anlamaya çok ihtiyacım var. Tanrım sana çok ihtiyacım var. Tanrı’m başımı yaslayacak bir diz, sığınabileceğim bir göğüs, saçlarımı sevgiyle sıvazlayacak bir el yok mudur? Keşke Seni görebilsem… Uzanabilsem… Dokunabilsem… Ama insan görmediklerini de çok seviyor… Dokunamadıklarını…

Ama benim sevgiyle birine sarılmaya, bir göğse başımı bastırmaya ihtiyacım var…Ekmek gibi, su gibi ihtiyacım var.
Diz çöktüm… Gecenin huzuruna verdim kendimi.  Duymaya ihtiyacım var, kalbimin sesini, onun kalbinin sesini ve Yaratıcı’nın göndereceği ilhamları. Dua diyoruz buna… Namaz diyoruz… Anlamadığımız cümleleri tekrar etmek insana ne katar? Ruhumu aydınlığa çıkartır mı? Yıllarca yaptım onu ama zerre kadar aydınlanmadı ruhum… Tanrı’m; onun ruhu nasıl şu an? Acılarını, düşüncelerini hissedebilir miyim? O ne yapar? Ne eder, ne düşünür şimdi?…
Gökyüzünü ışıklar kaplamaya başladı… Şimşekler çakıyor… Sonra ardından gök gürlemeye başladı… Kalktım…. Şimşekleri daha rahat görebileceğim bir yere gittim. Epey seyrettim. Nasıl bir manzara öyle… Hem gök gürlüyor, hem şimşek çakıyor… Sanki gök yüzünün kocaman gözleri var…  BELKİ ONUN KALBİ ŞU AN BU GÖKYÜZÜ GİBİDİR… FIRTINALI BİR GÖKYÜZÜ GİBİ… Ruhum biraz sükûnete ulaşır gibi oldu… Sandalyenin üzerine serdiğim minderlerin üzerine uzandım. Üzerime çektim battaniyeyi, sağlıklı kalabilmem için uykuya geçmeliyim… Birden ansızın gecenin sükûnetini bozan korkunç bir araba sesi duyuldu. O ne sürat? Arabayı görmüyorum ağaçlardan ama hangi yoldan nasıl geldiğini hissedebiliyorum. Araba sesi değil jet sesi göğü yırtan… Nasıl bu kadar korkunç araba kullanabiliyorsunuz?  O araba birazdan kaza yapacak, inşallah ana caddeye giden inişe öyle girmezler, yoksa kesin ölürler derken bomba patlamış gibi bir ses duyuldu… Karşıdaki ulu binanın bahçe kaldırımına nasıl çıktı öyle… Ölü yok dedim şükür… Arabadan 4 genç çıktı tek tek… Şaşkınlar, korku içindeler. Sitenin güvenlik elemanları da korktu… Gençler 25’in üzerindeler çünkü alınları açık açık… Akraba olmaları muhtemel.  Çünkü fiziksel olarak çok yakınlar birbirlerine. Biri alnını tutuyor. O içlerinde en ufak boylu olanı. Beyaz tişörtlü gencin biri alnını tutana kağıt mendil veriyor ve boynuna sarılıyor, bağrına bastırıyor…

gece-yazilari

Belli ki çok seviyor arkadaşını. Yaralı olan çok korkmuş olmalı. Demek ki iyi çocuklar… Sevgiyi biliyorlar… Birilerini arıyorlar telefonla… Sonra arabayı çalıştırmayı deniyorlar… Arabanın sesi veremli insan sesi gibi… Mümkün değil çalışmaz… Sonra yağmur atıştırmaya başlıyor… Bir kaç damla düşüyor onca gökgürültüsü ve şimşek şöleninin ardından. Ben şükrediyorum iyi ki o süratle yokuş aşağı gitmediler yoksa sağ çıkamazlardı. Yazık olacaktı o güzel çocuklara. Onlar beni görmediler ama ben onları seyrettim… Sonra sandalyelerin üzerine tekrar uzandım.  Aklımda; hayatımızdan çok süratli geçtiğini düşündüğümüz insanlar ansızın bir şekilde duruverir… Çarpıverir bazı duvarlara… Belki aşk duvarıdır o… Belki daha ileri gitse ölecek ama orada, kaderin tayin ettiği yerde, senin de ummadığın bir anda duruverir… düşünceleriyle uykuya dalmışım.
Sonra imamın sesiyle uyandığımda sabah 04:30 civarıydı. Aşağıya odama indim… Gecenin koynunda, ruhumu, kalp sıkıntılarımı, göz yaşlarımı efil efil esen gece meltemine bırakarak, gücümün yetmediklerini YARATICI’ya bırakarak bir kaç saatlik dinlenme sonucu uyandım.
BİZDE ÇARELER TÜKENEBİLİR AMA YARATICI’DA TÜKENMEZ… O NEDENLE ÜZÜLMEMEK LAZIM KALBİM… YORMAMAK LAZIM KENDİMİZİ…

Gülümse Hikmet Uyanık

https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=3111725167418&id=1693062711

*

www.ademozbay.com

 

Bir önceki yazımız olan Âdem Özbay’ın Şiiri: Tuzu Eksik Ölü başlıklı makalemizde adem özbay hakkında yazılar, şair dostlar ve şair yazıları hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret