Günün yazarı: Yusuf Yeşilkaya

yusuf-yesilkaya

Yusuf Yeşilkaya çok sevdiğim isimlerden biridir. Samimi bir insandır, güzel bir insandır. Şöyle hiç duraksamadan sayabileceğim güzel 5-10 adamdan biridir. Bu gün onun yeni bir yazısını paylaşarak bir selam edeyim istedim:

*

Ondan Sonra…

–          Spora başladın mı?

–          İşleri toparlayayım, ondan sonra başlayacağım.

–          Projeni tamamladın mı?

–          Çok yoğunum. Şu iş yoğunluğum biraz geçsin. Sonra tamamlayacağım.

–          Ailenle tatil yapacaktın. Ne oldu?

–          Elimdeki projeyi tamamlayayım. Ondan sonra çıkmayı planlıyorum.

–          Okuduğun kitabı bitirdin mi?

–          Kitap okuyacak zaman mı var? Sakinleşeyim hele, ben ne kitaplar okurum.

–          Hasta teyzeni ziyaret ettin mi?

–          Şu cuma bir bitsin… Hafta sonu ziyaret ederim.

–          Kendine zaman ayırabiliyor musun?

–          İşte o mümkün değil.

–          Neden?

–          Bilmezmiş gibi sorma! İş güç derken kendime asla zaman kalmıyor.

………………………..

İnsanların yaşam biçimlerine ve önceliklerine göre bu soruları uzatabilir veya değiştirebiliriz. Ancak işin özünde yer alan yaşamı erteleme hastalığını bir türlü değiştiremiyoruz. Gündelik hayat telaşesi içerisinde mekanik bir koşuşturma yaşıyoruz adeta. Neden çabaladığımızı, nereye koştuğumuzu bilmeden, sadece koşmamız ve yapmamız gerektiğine bilinçaltımızın onayıyla ve yönlendirmesiyle yaşıyoruz hayatı.

Seminerlerimde katılımcılarla paylaştığım güzel bir hatırlatmayı sizlerle de paylaşmak istiyorum. “İnsanlar hayatı yaşadıkça yaşlandıklarını düşünürler. Oysa hayatı yaşamadıkça yaşlanırlar.” “Yaş otuz beş, yolun yarısı…” veya “kırkı geçtik, saçımıza ak düştü…” ya da insanın canını daha da acıtarak: “yaş altmış oldu artık, iş bizden geçti…” öldürücü darbe ise: “yaş yetmiş, iş bitmiş..” Buna benzer ifadeleri çoğaltmak mümkün. Lakin bu ifadelerin hiç birine katılmak mümkün değil. Çünkü her yaşta yaşanması gereken güzellikler olduğu gibi her yaşın da kendine göre ayrı bir güzelliği vardır. Bu nedenle diyoruz ki: “kaç yaşında olduğunu unut ve sadece hayatı yaşa!”

Hayatı o denli çok erteliyoruz ki, kendimize göre haklı olduğumuzu düşündüğümüz birçok nedenlerimiz var aslında. Ceplerimiz mazeretlerle dolu hep. Yaşamı her ertelediğimizde cebimizden hazır paketli bir mazeret çıkartıp sunuyoruz aynaya. Ama biliyoruz ki, hiçbir mazeret yaşamadıklarımızın, ertelediklerimizin yerini tutmayacak. Yaşamın dikiz aynasından arkamıza dönüp baktığımızda “iyi ki yaptım” diye övündüklerimiz mi daha çok? Yoksa “keşke şunları da yaşasaydım!” diye hayıflandıklarımız mı daha fazla?

Dünyayı kurtarma telaşımız içerisinde belki de en çok ihmal ettiğimiz ailemiz, en çok sevdiklerimiz olabiliyor. Şayet evden çıkarken eşimizi son kez görüyor olduğumuzu bilseydik, çok sıradan bir “Allaha ısmarladık” diyerek üstün körü veda yapar mıydık? Çocuklarımıza son kez sarılıyor olduğumuz bilseydik, onu okula bırakırken “bir an evvel boynumu bıraksın da işe gideyim” diye acele eder miydik? Hiç sanmıyorum. Eğer eşimizi son kez görüyor olduğumuzu bilseydik, saatleri durdurur ve onun yanından asla ayrılmazdık. Eğer çocuklarımıza son kez sarılıyor olduğumuzu bilseydik, boynumuza kenetlenmiş minik ellere biz de kenetlenirdik ve asla bırakmazdık. Peki, sevdiklerimizle kaliteli zamanlar paylaşmamız için mutlaka son defa görüşüyor olmamız mı gerekiyor? Ya da son görüşmemizin hangi görüşme olduğunu bilen var mı içinizde? Bunu kimse bilemez. Tıpkı son nefesimizin hangi nefesimiz olduğunu bilemediğimiz gibi hayata dair neleri yaşayıp arkamızda hangi arzuları bırakacağımızı da bilemeyiz.

Bilinmezlikler dehlizinde cevapsız sorular nedeniyle sevdiklerimizi ihmal etmek ne denli hatalıysa yaşamın diğer uğraşlarından, ekmeğimizi kazanacağımız işlerden vaz geçmek de aynı şekilde yanlış bir tutumdur. Hayatı dengede yaşamaktır aslolan! Gereği kadar ciddiye alıp, gerisini boş verebilmektir. Biraz ciddiyet, biraz plan ve az zamana çok şey sığdırabilmektir. Ve dolu dolu yaşamaktır hayatı, son nefesi teslim edinceye kadar asıl sahibine…

*

Yusuf YEŞİLKAYA

www.yusufyesilkaya.com

yusufyesilkaya@gmail.com

Bir önceki yazımız olan Fransız Öpücüğü İhtilali başlıklı makalemizde adem özbay şiiri, devrim şiiri ve devrim şiirleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret