Mutluluk kapımızı açabilecek dört altın anahtar

mutlu-olmak

Genç Gelişim dergimizin yazarlarından ‘Ahmet Fevzi Üçer’ mutlulukla ilgili güzel bir yazı yayınladı bu ay dergimizde. Mutlulukla ilgili çok söz söyleniyor, çok yazılıyor malum. Ama ben inanıyorum ki herkesin mutluluk yolu farklı. Birisinde işe yaramayan başka birisinde işe yarabilir. O yüzden paylaşmak bizden, mutlu olmak sizden sevgili dostlar.

1. Alçakgönüllülük:

Maddi edinimlerimizin yanı sıra, bazı kişisel yeteneklere, belli unvanlara ve sosyal statülere sahip olmak gururumuzu okşayabilir; bütün bu olumlu yapıyı mütevazılıkla taçlandırdığımızda, çevremizle diyaloğumuzu çok daha pozitif bir noktaya taşıyabiliriz. Bu karşılıklı olumlu etkileşimin mutluluğumuza önemli bir katkısı olacaktır. Çevresine tepeden bakan, statü sahibi bir insan olmakla mütevazı, hoşgörülü, elindekini karşısındaki ile paylaşmaya hazır bir anlayış birlikte tartılabilir mi? Bireyler arası ilişkilerin yozlaşması, insanın yalnızlaşması anlamına gelir ki bu durum da mutsuzluğu beraberinde getirecektir.

2. Dostluğa verilen önem:

Uzakta olsanız bile, bir yerlerde sizi düşünen, ayrı ama aslında bir bütünün parçaları olduğumuz, konuşmadan da sizi anlayan, siz farkında değilken bile sizi düşünen dostlar olabileceğini düşünmek günümüzde hayalcilik midir?

Çevremizde suni ve göstermelik davranışlardan uzak, samimiyetle bize yaklaşan, bizim gibi düşünebilen, benzer özelliklere sahip fedakâr dostlarımız varsa, paranın satın alamayacağı bir değere sahip olmuşuz demektir.

Geçmişte yaşadığımız sıkı, samimi, karşılık beklemeyen ilişkiler yerine, genellikle menfaatlerin öne çıktığı, sadece maddi değerler etrafında suni bir biçimde birbirimize yaklaşabildiğimiz bir süreci yaşamaktayız. Bu şartlar altında kurgulanmış, sürekli kazanmaya dayalı, karşıdakini hedeflerine ulaşmak doğrultusunda bir araç olarak gören bir anlayışla mutlu olabilmemiz mümkün değildir. Bu durum, toplumsal yapımız için büyük bir tehdittir. İnsan sosyal bir varlıktır. Sağlıklı sürdürülebilir insani ilişkiler, birlikte hareket edilebildiğinde mutluluğa katkı verebilir.

mutluluk

3.Sevdiğimiz işlere yönelmek:

Arzu edileni yaşamaya çalışmak, mutluluğu aramaktır. Rutin ve tekdüze bir yaşam biçimi, içimizdeki coşkuyu körelterek motivasyonumuzu sınırlar. Severek yaptığımız işlere daha kolay odaklanırız ve yüksek bir performansla, zamanında işi sonuçlandırabiliriz; buna ek olarak da yaptığımız işten zevk alabiliriz. Üstünkörü bir şekilde geçiştirerek sonuçlandırmaya çalıştığımız işler, çoğunlukla bize sevimsiz gelen işlerdir.

Formalite haline gelen bu isteksiz çalışmalar, kendimizden bir şey katmadığımız, adet yerini bulsun, görev tamamlansın niyetiyle yapıldığı için mutluluğumuza katkı sağlamayan verimsiz, yetersiz çabalardır.

4.Duygularını ifade edebilmek:

Kendimizi çevremize sadece dış görünüşümüz ile tanıtmaya çalışarak, iç dünyamızı sadece bizimle ilgili bir detay olarak görmekteyiz. İç dünyamızdaki birtakım problemleri ve açmazları çözmeyi göz ardı etmekteyiz. Bunları bastırarak, yok sayarak, sadece toplum içindeki görüntümüzle yetinip, bu şekilde elde ettiğimiz çevrenin bizimle ilgili algılarını yeterli bularak yaşamla olan paylaşımlarımızı artırmak yoluna gitmemekteyiz. Bütün bunlar tekdüze bir yaşam biçimini getirmekte, kendimizi gerçekleştirmekten alıkoymakta, hayattan aldığımız hazzı sınırlamaktadır…

Yazarımıza ahmetfevziucer@hotmail.com mail adresinden ulabilirsiniz.

*

Adem Özbay

10 Şubat 2013, NY

www.ademozbay.com

 

Bir önceki yazımız olan Aşkı anlatan romanlar başlıklı makalemizde aşk kitapları, George Sand ve Alfred de Musset ve George Sand ve Alfred de Musset aşkı hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret