Sen Elifsin Ben Vav

sen-elifsinUçma sevdalısı Hazarfen Ahmet Çelebi hakkında yazılan enfes bir kitap okumak isteyenler için önerim: Sen Elifsin Ben Vav. Hatice Kübra İpek’in kaleminden…

Sevda semasında hu çeken âşıklar,

Arzda sevdalılarını Merhaba ile karşılar.

Döner durur aşk adıyla, pervane gibi kanatlar

Her bir kanadın tüyünde, bir başka kadim sır var…

            Sır kanadının sahibi olan Hezarfen Ahmet Çelebi,1609 yılında İstanbul’da doğmuştur. Tüm hayatını bu muhteşem şehirde geçirirken geçimini mucitlik yaparak sağlamıştır. Halk arasında zamanla tanınmış ve en güzide bilgelerden sayılmıştır.

Tıp, biyoloji, fizik, astronomi, kimya ve daha birçok mevzuda ilim ile donanmıştır. Halk kendisine böyle çok yönlü bir bilge olmasından ötürü bin fenli manasına gelen Hezarfen mahlasını vermişti. Bu mahlas ile bilgeliğinin herhangi bir sınırı olmadığı belirtilmek istenmişti.

Yakın dostu Lagari Hasan Çelebi’de kendisi gibi bir bilgindir. Beraber aynı medrese de müderrislik yapmanın yanı sıra, birlikte gerçekleştirdikleri buluşlarda vardır. Bu mucitler icat edecekleri bir makine için dahi zamanlarının tamamını vererek sabah demeden akşam demeden, bıkmadan usanmadan çalışmaktadırlar.

Aralarında ki dostluk bağı ise gün geçtikçe kuvvetlenmektedir.

Hezarfen Ahmet Çelebi, kendini öyle çok ilme adamıştır ki, dünya hayatını ve sıhhatini ihmal eder olmuştur. Lakin Lagari Hasan Çelebi’nin aracılık etmek istediği hiçbir hanıma da talip olmayı istememektedir.

Talebeleri yetişip dünyanın dört bir yanına dağıldıkça iki bilgenin de adı hiç gitmedikleri memleketlerce bile tanınır hale gelir. Hezarfen Ahmet Çelebi kendini âlimler ve kitaplar ile meşgul tutar iken bir gün alışverişi esnasında çarşıda bir huri ile göz göze gelir. Ve sinsice içerisine akan zehir bütün aklını ele geçirmeye başlar. Kalbinin fethini gerçekleştiren sultanın adını öğrenmek için her gün aynı yere gider gelir. Ama bir türlü karşılaşamaz bu güzelle…

Ve dalıp gitmeler, sesli sesli iç geçirmeler, sorulan her soru öncesinde uzun duraksamalar başlar. Müderrislik yaptığı yerden bir süreliğine izin alır. Çarşının bir köşesinde tüm ahaliyi seyre dalar. Bekler ki biri gördüğü güzelden bahsetsin. İsmi kulağına çalını versin. Ama güzel bir türlü gözükmez.

Lagari Hasan Çelebi arkadaşının bu durumunun sebebini bilse de ses etmemektedir. Beklediği gibi Hezarfen Ahmet Çelebi bir gün gelip kendisine içini döktüğünde kendisine sabretmesi ile alakalı birkaç nasihat verir.

Hezarfen Ahmet Çelebi anlamış gibi görünmektedir söylenilenleri ama kafası ve kalbi karışmıştır. Ne yaparsa yapsın işin içinden sıyrılamamaktadır.

Nihayet bir gün çarşıda yine aynı güzeli görür. Ve dikkatle dinlemeye başlar. Kalbini fetheden sultanın adı Elif’tir.

Elif…

Sabah güneşi gibi tektir, kalbini sıcacık bir sevda ile beslemektedir…

Elif…

Akşamın karanlığında gökyüzünde beliren hilal gibi, kalbindeki karanlıkları aydınlatan bir ışıktır…

Elif…

Düşünden uyandığında tatlı bir tebessüm ile gerçekleşmesi için edilen dua…

Kalbinin içerisinde yer alan bir nokta bambaşka bir beste ile bir heyecana kapılmıştır. Hezarfen Ahmet Çelebi, genç hanımı takibe alır. Ve bir konak önünde takip son bulur…

Heyecanla geriye dönüp Lagari Hasan Çelebi’ye olanları anlatır. Ve kendisinden aracı olarak Elif’e gitmesini rica eder. Lagari Hasan Çelebi seve seve kabul eder. Ve Elif’in yaşadığı konağa aracı olarak gider eşiyle. Bakarlar ki girdikleri bahçede Elif’in önünde serili dize dize kâğıtlar kara kalemler ile bir şeyler karalar. Birkaç adım daha atarak merakla yaklaşırlar. Ama kafaları karışmıştır. Zira her bir kâğıdın üzerinde aynı resim vardır…

Kuş…

Eşiyle birbirlerine bir de kâğıtlara bakarlar. Ve Lagari Hasan Çelebi’nin eşi mevzuya girer. Elif’e durumu izah eder. Elif başını çizdiği kâğıttan kaldırmadan söylenenleri dinleyip kâğıdı ters çevirir. Üzerine bir şeyler karalayıp katlar ve aracılara verir. Sonra başka bir temiz kâğıt alıp yeni bir kuş çizmeye koyulur.

Lagari Hasan Çelebi kâğıdı olduğu gibi Hezarfen Ahmet Çelebi’ye getirir. Ve olanları anlatır. Sonra da arkadaşını yalnız bırakır. Hezarfen Ahmet Çelebi kâğıdı açar.

“ Benim biçare gönlüm özgürlük semasının tahtında

            Kim ki beni sevdiğini iddia ederse bana dağlar ardından bir haber versin.

            Kendini bineksiz sema kuşu eylesin!

            İşte o zaman o gönül tahtından kanatsız uçar inerim.”

Yazmaktadır. Hezarfen Ahmet Çelebi neye uğradığını şaşırmış bir halde aynı yazıyı defalarca okur. Ve sabaha kadar üzerinde kafa yorar. Bir türlü işin içinden çıkamamaktadır. Sabah ışığıyla kütüphaneye gider ve “dağlar arkasının keşfi” ve “bineksiz sema kuşu” diye başlar aramaya…

Lagari Hasan Çelebi’de sabah ile beraber onu aramaya başlar. Kitapların arasında üzgün bir şekilde bulur yarenini. Nedenini sorunca bu halin, dostu kâğıdı eline verir. Lagari Hasan Çelebi okuduklarına inanamaz. Bir yerden atla mı demek istedi acaba! Diye düşünmekten de kendini alamaz. Zira aracı olarak gittikleri hanımın pek de normal bir duruşunu görmemişlerdir.

 

 

hezarfen-ahmet-celebi

Duruma açıklık getirilsin diye bir şeyler yazmasını önerir dostuna. Hezarfen Ahmet Çelebi’de bir şeyler yazar. Ve aracı yeni yazılanları götürür getirir…

Hezarfen Ahmet Çelebi;

Nefesi adedince sevdayı hasret tespihinde zikrettiğim.

Ne ki senin özgürlük ile varmak istediğin?

Her bir söylemini hıfz eyledi benliğim.

Bilemedim nedir bende değil de; kuşlar da sevdiğin.”

Elif;

“Selamsız kelam ile yollanan sevda haberi de varmış meğer…

Özgürlük değil maksadım huzur ve nüzul.

Önce derunundaki ağırlıklardan kurtul.

Sonra gönderdiğim bilge gibi rüzigarı bul…”

Kâğıdın altında ufak bir not vardır;

İsmail Cevheri

Lagari Hasan Çelebi Elif’ten haber gelince okur okumaz araştırmaya başlarlar. Ve bir kitapta aradıklarını bulurlar.

“İsmail bin Hammad el Cevheri 1003-1010 yılları arasında yaşamış bir zat. Farablı Kazak bir Müslüman’dır kendisi. Hem yazar hem de sözcük bilim uzmanı. Hicaz’da Arapçasını ilerletip Nişabur’a yerleşerek eserlerini kaleme almıştır.

             Al- Sihah eseri bizim kütüphanemizde de yer almakta. Cevheri uçuş denemeleri yapmak için kendi imal ettiği iki kanadı koluna bağlayarak Nişabur’da bir caminin en yüksek damına çıktı. Rivayet edildiğine göre oradan halka:

            -Ey ahali benim yaptığım buluş şimdiye kadar kimse tarafından yapılmamıştır. Sizin gözlerinizin önünde şimdi uçacağım. Dünya’da yapılacak en mühim şey göklerde uçmaktır. Ben de onu yapacağım.

            Diyerek atlar. Bir müddet halkın şaşkın bakışları arasında göklerde süzülür. Fakat sert bir şekilde yere düşerek hayatını kaybeder.”

İki dostun da eli ayağı buz tutmuştur. Bir anda sessizlik bürür her bir yanı. Hezarfen Ahmet Çelebi’den kuşların araştırılmasının yanı sıra uçması da istenmektedir. Lagari Hasan Çelebi tam bunun ne kadar gerçek dışı bir istek olduğunu diyecek iken Hezarfen Ahmet Çelebi hızla kütüphaneyi terk eder.

Lagari Hasan Çelebi mecburen arkadaşını kendini dinlemesi için yalnız bırakır. Elif’i unutabilmesi için zamana ihtiyacı vardır…

Ama Hezarfen Ahmet Çelebi sorgusuz sualsiz çalışmalara başlamıştır; kuşların her bir çeşidi hakkında türlü türlü araştırmalar yapar. Dağlara çıkar, ovalara iner, dereleri, denizleri gezer gözlem yapar. Ağaçlara tırmanıp farklı türlerde ki kuşlar yakalar. Her bir rüzgârı kovalar, araştırır, okur, soruşturur. Kuşların tüylerinden birer birer birikim yapar. Bakar bir yerde tıkandı, bir bilene danışır. Günlerce, haftalarca, aylarca kuşlar ile yatıp kuşlar ile kalkar.

Lagari Hasan Çelebi ne derse desin, araya kimleri aracı koyarsa koysun bir türlü caydıramaz onu. Hezarfen uçuşun sonunda Elif’in ona kucak açacağını sanmaktadır.

Aşk için bir “Kuş Ol!” emri ile kuş nasıl olunabilir ki?

Lagari Hasan Çelebi bakar ki olmuyor yine bir süreliğine dostunu yalnız bırakır. Hezarfen kuş olabilmek adına kanatlar tasarlamaya başlar. Ve denemelerini Okmeydanı’nda atlayış misalleri gerçekleştirerek sürdürür. Ne zaman alanı boş bulsa kayalıklardan aşağı süzülür. Artık tüm memlekette kendisinden haberdardır. Saraydakiler dahi bu bilgenin neden böyle bir iş ile meşgul olduğunu anlayamamışlardır. Gelen gözlemcilere dert anlatmak Lagari Hasan Çelebi’ye kalmıştır.

Halktan gelen seyircilerle denemeler sürer gider…

Zaman da çabucak akar gider…

Elif de evlenir gider…

Geriye bembeyaz elbiseli, yalın ayaklı, başı nur takkeli, omuzlarında gece siyahı dalgalı saçları, sakallarında gün ışığı, gözlerinde ki harelerle Hezarfen Ahmet Çelebi kalır…

Haberci başlar dolanmaya, tüm mahalle ve tüm sokaklarda…

Haberi alan ahali Galata Kulesinin altına bir bir toplanır. Ta ki adım atacak yer kalmayıncaya kadar her yer insanlarla dolar. Padişah Sinan Paşa köşkünde olacakları beklemektedir. Herkes Hezarfen’i bekleye dursun. O ise Elif’i bekler.

Bekler…

Bekler…

Ne gelen vardır ne giden…

Bekleyenler de sabırsızlanmaya başlar…

Bir uğultu halk arasında yayılmaya başlar.

Lagarili Hasan Çelebi hala dostunu bu mevzudan vazgeçirmeye çalışmaktadır. Hurcun üzerindeki Hezarfen:

“Ben Elif ile Hakk’a yürüyüp Elif’ten geçtim.

Elif gelse ne fayda gelmese ne fayda…

Hak yolunda vav olmayı seçtim.

Hezarfen uçsa fayda ne uçmasa ne fayda…”

 

Diyerek kendini boşluğa salmıştır. Hasan Çelebi ağlamaya başlar.            Bir feryat kopar halktan, Lagari Hasan Çelebi’nin yüreğini dağlayan…

Çığlıklar yerini alkışa bırakınca biraz da olsa rahatlar. Lodos ’ta süzülen bembeyaz Nurani bir dost vardır. Ve kuş değil de adeta narin bir kelebeği anımsatmaktır.

Hezarfen Ahmet Çelebi, Elif’e vuslat için çıkmış olduğu yolsa Allah’a hâsıl olmuştur. Ve vuslatı Muhabbetullah olmuştur. Kalpten Elif haresi düşmüş, gönülde “Elif” olan bir tek “Allah” olmuştur. Mantığını kaplayan perdeler kalkmış tüm pencerelerin sevdanın hakikati örtmüştür.

Ve Hezarfen nihayet yere konduğunda Padişah 4. Murat’tan kendisine bir kutlama erişir. Ta Galaya Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar meydanına kadar vasıtasız gelen bu zat bir süre sonra ise Cezayir’e sürgün edilir.

Kendisinden geriye sadece özel bir emanet kalır ve bu emanet Lagari Hasan Çelebi’ye hakikati arasın diye yollanır. Lagari Hasan Çelebi bambaşka bir vesile ile hakikati aramaya başlar…

*

Adem Özbay

www.ademozbay.com

 

Bir önceki yazımız olan Aşka sefere çıkan bir kitap: Aşkullah başlıklı makalemizde allah sözler, aşkullah ve aşkullah sözler hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret