Sevgili Sevgili

cok-bekledim

Siz ne kadar çok geç kaldınız. Ben ne kadar çok bekledim sizi.

En çok yıldızların gökyüzünü istila ettiği gecelerde bekledim sizi. Baksanız yıldızları bir bir saçlarınıza iliştiriyordum. Apansız kayan yıldızları tutup kirpiklerinize asıyordum. Bilirdim o zamanlardan gözleriniz inciler çoğaltan midyeler gibi söylenemeyen sözlerin en güzellerini barındırırlardı içlerinde. Dipsiz göğe baktığımda gözlerinize bakar gibi söylenirdim: Bu yıldızlardan akıp gelen gümüş renkli ırmak kimin dehlizlerine bırakıyor kendini? Kim kılcallardaki kanın akışı gibi ahenkli bu seraba bakıp ta kanmaz ki…
Hiç bakamadım gözlerinize. Korkmadım değil. Korktum. Çünkü gece gözkapağını açtığında kocaman bir dünya dikilirdi karşıma. İçinde ütülü gömlekler, korna sesleri, döner koltuğu, sıra sıra dosyalar olan bu dünyada sizi sırlı rüyalarınızdan uyandırmaya korkardım. Bilirdim sizin çok eski zamanlardan kalma, ancak arada bir hatırlanan, tüm şarkıların kıskandığı ıtır ve yağmur kokan rüyalarınız olurdu.
Sizin gözleriniz en güzel tablolar olurdu benim için. Kimi zaman içinden insanı irkilten sesiyle kara trenler geçip giderdi. Kimi zaman kelebekler çiçekleri şöyle bir kolaçan ederdi. Kimi zaman bakardınız ben yürürdüm gözlerinize, düşman taarruzunun ortasından kalmış bir neferin siperine sığınışı gibi sığınırdım bakışlarınıza. Belki de bir bebeğin annesinin kokusuna sarınması gibi…
Farkında mısınız? Sizden sonra gecelerin tadı kalmadı. Sizi bir yıldıza benzetsem ayın hatrı kalıyor. Gökkuşağı desem size, çiçeklerin hatrı kalıyor. Ama en çok mavi hakediyor sizi. Çünkü mavi mavi gülüyorsunuzdur siz mutlaka.
Gitgide mavi oluyor kelimeler. Bakın ben bile mavi oluyorum. Gökyüzü mavi, siz mavi, İstanbul mavi, kim bilir bu gece yıldızlarda mavi. Sahi maviyi çıkartsak hayattan ne kalır geriye? Bir kötü adamlar, bir de ayrılık değil mi?
Şimdi ben yıldızların kıyıbaşında oturmuşum. Tüm hasretlikleri toplayıp kucağıma gidiyorum. Gidip onların hepsini kör kuyulara koyup geleceğim. Gelip dizlerinize koyup başımı ağlayacağım. Emin olun mutluluktan birde saçlarımı okşayan ellerinizin serinliğinden…
Ben sizi çok bekledim. Yıldızlar tükendi, geceler ışıdı, güneşler eridi ben buradayım. Kuşlar göçüp gitti, denizler çekildi, ağaçlar kurudu ben bitmedim.
Hala beklerim sizi…
Şimdi bana sorarsanız göğsünüzde taşıdığınız o cesaret madalyalarına ne oldu diye. Bir tek iki kelam söylerim size:
‘Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka / Bir şey yok paylaşacak acıdan başka…’
Sahi söylemiş miydim, sizi çok bekledim.
Fakat yine de teşekkür ederim…

Adem Özbay

www.ademozbay.com

 

Bir önceki yazımız olan Fransız Öpücüğü İhtilali başlıklı makalemizde adem özbay şiiri, devrim şiiri ve devrim şiirleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret