Tag Archive: adem özbay

“Yedi Güzel Adam” kimdir?

yedi-guzel-adem

Her biri Türk edebiyat ve düşünce tarihinde önemli etkiler bırakmış onlarca ismin yollarının aynı şehir ve aynı okulda kesiştiği, bugüne kadar yalnızca edebiyat tarihine ilgili az sayıda okurun bilgisindeydi. Başta Sezai Karakoç olmak üzere, Nuri Pakdil, Akif İnan, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören, Erdem Bayazıt ve Cahit Zarifoğlu’nun Maraş merkezli başlayan ve sonraki yıllarda devam eden birliktelikleri Diriliş, Edebiyat, Mavera ve daha onlarca dergi gibi Türk edebiyatının unutulmaz dergilerini ortaya çıkarmış, bu isimler üzerinden bir neslin yetişmesini sağlamıştı. Şairler ve düşünce adamlarından oluşan bu Yedi Güzel Adam’ın bütünüyle şiirden hikâyesi TRT aracılığıyla televizyon ekranlarına taşındı. İlk bölümü geçtiğimiz hafta yayınlanan Yedi Güzel Adam dizisi, Türk dizi tarihi açısından cesaret isteyen bir çalışma. Zira Türk izleyicisi ilk kez şiir, şair ve düşünür merkezli bir diziyle karşı karşıya. Devamını Oku

Share

Daha çok sevebilirdim…

adem-ozbay-veda

Biliyorum.

Herkes gibi her şey gibi bir sonla taçlanacak ömrüm.

Uzak bir ihtimal belki, belki de hemen şuracıkta.

Yola koyulacağım ve yeni bir diyarı selamlayacağım.

Arkamda kalanlar olacak. Kocaman üzüntülerim, geri dönüşü olmayan yanlışlarım, çokça pişmanlıklarım. Hayatı anlamak için verdiğim çabalarım. Yalpalamalarım. Düşmelerim. Hepsi dizilecekler arkama.

Hüzünlü birkaç yürek olacak, çok da fazla değil, biliyorum.

Kızgınlıkla hatırlayanlar çokça, küskünlükle ananlar pek fazla olacak.

Yaşamak için verdiğim uğraşın her bir adımında bıraktığım yanlış izler ruhumla birlikte izleyecek beni.

Son bir veda etmek için baktığımda, tüm bunlarla yanan bir yürekle üzüleceğim.

Daha iyisini yapabilirdim, diyeceğim kendime, biliyorum.

Daha iyisini yapabilirdim. Öğrenmekle çok vakit kaybettim.

Gelip geçecek ömrün sayılı zamanları ve sona gelince en çok bunlar yaralayacak içimi, biliyorum.

En önemlisi daha çok sevebilirdim.

İçimi an be an kaplayan eşsiz bir sevgi atmosferi ile doldurabilirdim.

Az sevdim.

Sevdiklerimi de kaybettim.

Son gün geldiğimde bunu biliyor olmak, işte en çok hırpalayan beni.

Tek hakikatim…

 

*

 

Adem Özbay

www.ademozbay.com

 

 

Share

Her yıl yeni bir umuttur hayatımızda…

adem-ozbay-dogumgunu

Bir yıl daha yol aldım ömür gemisiyle.

Nice acılar gelip geçti dünya üzerinden,

Nice ayrılıklar yapıştı yakamıza,

Kırdık, kırıldık, yaraladık birbirimizi,

Ağladı çocuklar yine sebepsiz,

Savaşlar öldürdü nice masum insanı,

Çok az mutluluk vardı yeryüzünde,

Ama ben hiç ümidimi kaybetmedim,

Gün gelecek iyi insanlar dolduracak bu dünyayı,

Haksızlıklar son bulacak, zalimlikler bitecek,

Bütün çocuklar gülecek,

Bütün sevenler kavuşacak,

Bütün yıldızlar parlayacak hep gönül semamızda.

Geçip giden bir yıldan daha iyi bir yıl olsun diye,

Güzel temennilerde bulunan tüm dostlara yürek dolusu teşekkürler…

Sevgiler, dualar ve muhabbetler…

*

Adem Özbay

12 Nisan 2014

Share

Ağlamak yakışır bir tek sana…

savas-ve-cocuk

Ağlamak çözüm değil biliyorum,
Dertlerine ortak olmak lazım kardeşlerimizin,
Üşüyen çocuklara örtü olmak,
Aç kadınları doyurmak,
Namluları çevirmek lazım zalimden yana, Devamını Oku

Share

Aşk yoksa ben yokum…

ben-yokum

Aşk yoksa ben yokum,
Kuşlar yoksa hiç yokum,
Çiçekler yoksa anmayın adımı,
Çocuklar gülmüyorsa silin kaydımı, Devamını Oku

Share

Yalnızlık Sensizliktir

yalnızlık-sensizliktir

Sevgili dostlar,
Yine, yeni bir kitapla merhaba diyoruz size.
“YALNIZLIK SENSİZLİKTİR”
Kelimelerimizi heybemize koyduk, yola düştük.
Yolculuğumuz sizin gönlünüz.
Size güzellikler sunabildiksek ne mutlu bize.
Güzel okumalar.
Güzel yaşamalar. Devamını Oku

Share

Yağmur mu güzel yoksa gözlerin mi?

yagmur-kiz

Yağmur mu güzel yoksa gözlerin mi?

Bilmem, yağmur yağarken görmem lazım seni, Devamını Oku

Share

Büyük Mucizeler Güzeldir!

big-miracle_original

Bugün size Big Miracle’den bahsetmek istiyorum biraz. Eskiden seyrettiğim ama bugün kanallar arasında dolaşırken rastgelip biraz daha seyrettiğim bir film.

Her zaman sıcak hikayeleri seviyorum filmlerde. Bu da böyle bir film. Devamını Oku

Share

Tarihte 18 Ocak’ta Neler oldu?

tarihte-bugun
*
Dünyanın döndüğünü söyleyen Galileo, Engizizyon’a çıkınca, şarabı fazla kaçırdığını itiraf etti. / 625
*
Mecnun, Patent ofisine “Aşk Enerjisiyle Çalışan Araba” konulu patentiyle başvurdu. / 711 Devamını Oku

Share

10 Güzel Adam

10-guzel-adam

10 Güzel Ada: Nurettin Durman, Sadık Yalsızuçanlar, Nejat Aday, Ahmet Yalçınkaya, İbrahim Tenekeci, Şeref Akbaba, Jan Devrim, Hüseyin Akın, Metin Ünlü, Recep Garip,

Nurettin Durman

O’nun güzelliğinin size aksetmesi için yanında olmanıza gerek yok. Nurettin Durman ismini görmeniz bile içinizde sıcacık bir esintinin, yürek coğrafyanızda gezindiğini hissetmenize yeter de artar bile. Öylesine güzel bir adamdır. Devamını Oku

Share

Günün Filmi: The Substitute Wife

gunun-filmi

Gece geç vakitlerde başlangıcındaki güzel doğa manzaralarına takıldığım ama sonra bitirene kadar seyrettiğim bir film: The Substitute Wife.

Eski bir Amerika yerleşimlerindeki küçük, şirin bir çiftlikte ailecek yaşayan bir kadının, doktordan öleceğini haber alınca kocasına ve çocuklarına bakacak bir kadın aramasının hikayesi. Tabi ki kendisinin yerine geçmesi için. Kocasına eş, çocuklarına anne olacak bir kadın. Devamını Oku

Share

Güzel Bir Gün İçin 10 Eğlenceli Öneri

Pazartesi sendromunda mısınız? Uykunuzu alamadınız ve gününüz kötü mü başladı? Patronunuzla kavga mı ettiniz? Canınızı sıkacak bir haber mi aldınız? O zaman bunları yapın ve gününüze keyif katın:
 1: Fıkra okuyun, paylaşın:
Hepimizi gülümsetecek bir fıkra mutlaka vardır. Canınız sıkkın iken, hemen bir fıkra kitabını ya da bir web sitesini açın ve başlayın okumaya… En çok güldüğünüz fıkrayı da arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın. Tebessüm dolu geri dönüşler alınca keyfiniz mutlaka geri gelecektir. Devamını Oku
Share

Bazen Bir Sevdiğine Rastlarsın

Bazen bi sevdiğine rastlarsın,

Unutulmuş bir bavulu karıştırırken,

Fazlaları atayım derken evin köşelerinden,

Gelip geçerken çalıştığı binanın önünden. Devamını Oku

Share

Barnabas İncili’deki Büyük Sır Ne?

Üzgünüm size bu konuda yardımcı olamayacağım. İsterseniz google amcamıza başvurarak merakınızı giderebilirsiniz.
Benim yazımda bu başlığın işi ne derseniz, hemen konuya geliyorum.
Evrendeki gizemler, anlaşılmaz olaylar, tarihin gizemli konuları her zaman bizim ilgimizi çekiyor. Nerede bir uzaylı haberi görsek, nerede gizemli bir şahsiyetin hayatınan denk gelsek hemen merakımızı cezbediyor. Peki asıl merak etmemiz ve cevaplarının peşine düşmemi gereken hakiki gizemlerimizin peşinden gitme konusunda nasılız?
Bizden önceki insanlığın deniz fenerleri olan düşünen erdemli filozoflar “Nerden geldik, niçin yaşıyoruz, nereye gidiyoruz?” şeklinde özetledikleri bir soruyla varlık meselelerine kafa yormuşlardır. Sadece onlar değil elbet, bilgeler, peygamberler, hakiki hayat liderleri hep bu meseleye dair sorular sormuş ve cevapların peşinde düşmüşlerdir.
Modern dünyanın dikte ettiği yaşam şartlarıyla içsel dünyasını bir türlü barıştıramamış nesiller olarak artık şapkayı önümüze koyup meselelerimize kafa yormamızın zamanı geldi. Akıp giden hayatın hızı karşısında şaşkına dönüp aynayı kendi ruhumuza ve ruhumuzun sorularına hiç çeviremediğimiz gibi bir durum var ortada.
En temel meselelerimizde taklitçi ve takipçi bir yaşayış içindeyiz. Kişisel devrimlerimizi başlatacak cesareti bir türlü gösteremiyoruz. Şimdi bi düşünelip hayat, hayat öncesi ve hayat sonrasına dair bütün inançlarımız, inandıklarımız bize öğretilenlerden oluşuyor. Doğduğumuz günden beri temel problemlerimizle değil eşeğin gölgesi ile ilgeniyoruz. Eşeğin gölgesi ne dersiniz onu da anlatayım yeri gelmişken.
Atina’da önemli bir tartışma yapılırken kürsüye Demostenes çıkar, ancak dinleyiciler sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Demostenes, ‘Bir hikaye anlatıp ineceğim.’ der ve anlatmaya başlar: 
‘Uzun zaman önceydi, bir delikanlı Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adamın da Megara’da işi vardı, beraber yola düştüler. Konuşa konuşa giderlerken
öğle sıcağı bastırdı, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için bir su başına çöktüler. Ama ortalıkta hiç gölgelik yoktu ve eşeğin sahibi yemeğini alıp eşeğinin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna içerledi, ‘Sen çekil gölgede ben oturacağım.’ dedi. Eşeğin sahibi itiraz etti: ‘Ben oturacağım, çünkü eşek benim.’ Delikanlı ‘Ama ben eşeği kiraladım.’ deyince, eşeğin sahibinden ‘Ben sana eşeği kiraladım gölgesini değil.’ cevabını aldı ve aralarında kavga çıktı.’
Hikayenin tam burasında Demostenes kürsüden iner yürümeye başlar. Dinleyiciler, ‘Sonunda ne oldu, sonunu anlat.’ diye bağrışmaya başlayınca ünlü filozof kürsüye döner:‘Sizin için çok önemli bir konuda bir şeyler anlatmaya çalıştım, dinlemediniz. Şimdi ise eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz.’ dedikten sonra kürsüden iner, yürür gider…

Kişiliğimiz malasef eşeğin gölgesi meselesine kafa yoranların kurguladıkları inanç sistemi esasları, eğitim sistemi öğretimi ile şekillendi. İnsanın en özgür olması gerektiği zamanlarımızda özgür olamıyoruz. Okullarımız bizi bir ezber yuvası ve birer bilgi hamalı yapmakta. Daha da acısı yaratıcının hiç bir şekilde değer biçilemeyen bir akletme özelliği ile bizi dünyaya göndermesine rağmen bunu hep ihmal ediyoruz. İnsan olmaktan övünç duyduğumuz ve diğer canlılardan düşünebildiğimiz için üstün olduğumuza inandığımız halde neden düşünmüyoruz?
Neden öğretilen ezber bilgiler, taklitçi inançlar, insan ruhundan uzak yaşam prensipleri ile yaşıyoruz?
Neden hayatımızın sorularının peşine düşme cesaretini gösteremiyoruz?
Neden kendi varlık sorunlarımıza üreteceğimiz cevaplarımızın peşine düşmüyoruz?
Soru sormak düşünme okulunun ilk dersidir. Sorusu olmayanların cevapları hiç bir zaman olamaz. Sorularının peşine düşen insan kendi insanlık serüveninin gizemini çözebilecek yegane insandır. Başkasının cevapları onların kendi sorularının cevaplarıdır. Bizim sorumuza bulacağımız en doğru cevap kendimizin üreteceği cevaptır.
15 yılı geçen bir eğitim sürecini göze alarak meslek sahibi olabilen; 40 yılını bir işte harıl harıl çalışarak emekli olabilen bizlerin, kendi hayat meselelerine zaman ayırması, onları çözüme kavuşturması zor olmasa gerek.
Bu gün yapmamız gereken ilk şey, kendi sorularımızı sormak.
“Nerden geldik, niçin yaşıyoruz, nereye gidiyoruz?” sorusuna kendi sorularımızı eklemek.
Ve cevaplarımızı bulmak için muhteşem akıl nimetinden faydalanmaya başlamak.
Böyle gelmiş böyle gider değil, böyle gelmiş böyle gitmeyecek, demek.
Sürüden ayrılanı kurt kapar değil, kurtla kapışmayı göze alabilmektir yaşama cesareti, demek.
Karar bizim. Ya Barbanas’ın İncili’nin gizeminin peşinden gideceğiz, ya kendi gizemimizin. Bu güne kadar yaptığımız ezberci yaşamaya, taklitçi inanmaya bir son verip, özgür ve özgün bir birey olarak hayatımızın peşinden koşturacağız.
Eşeğin gölgesi meselesine gelince, sevgili hukukçu dostum Cengiz Öz, kiralayanın malı tüm hakları ile kiraladığı için eğer sözleşmede ek bir madde bulunmuyorsa (gölgesi şu kişiye aittir gibi) gölgesinin de kiralayana ait olduğu bilgisini verdi.
Bakın bir sorunun cevabını hallettik. Darısı diğer sorularımızın başına…
Sorularla dolu bir bir başlangıç diliyorum hepimize…
sensizkelimelersozlugu.blogspot.com
Share

Aynada Sen

 

 

 

 

 

 

 

 

 
ne kadar uzakta olursan ol,
bir rüzgardır senle mesafemiz,
bir yıldızdır geceleri gözlediğimiz,
bir şarkıdır birbirimizden habersiz,

dudağımıza düşürdüğümüz.

bir çiceğin boynu ağrısa güneşe bakmaktan,
bizim kalbimize yaslanır.
bir kuşun kanadı yorulsa ordan oraya uçmaktan,
ellerimizde soluklanır.

her soruya adını yazıyorum cevap niyetine,
yıldızlı peki veriyor aşkın öğretmeni.
uzaktayım, uzaktasın sanma,
seyrediyoruz ya hep birbirimizi aynalarda.

Adem Özbay

Share
Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret