Türk dünyası sorunları

türk-dünyasi

Dün, Doğu Türkistan sorunu başta olmak üzere, meselelerimizi bilmeden anlamadan körü körüne milliyetçilik yaparak olaylara baktığımızı belirten bir yazı yazmıştım. Milliyetçilik değil insanlık üzerinden yürümemiz, olaylara bu pencereden bakmamız gerektiğini de yazmıştım. Hemen akabinde araştırmacı yazar Sadun Köprülü‘den 3-4 yazısının yer aldığı bir mail geldi. Farklı açılardan Türk dünyasının sorunlarını ve tespitlerini kaleme aldığı bu yazılarını dikkatinize sunuyorum.

***

Milli Mücadele yolunda Irak Türklerinin varlığı, yayınları

 

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

 

Büyük Irak Türk milletimiz, kültür, tarih edebiyatına önem vermekle, ışıklıktan aydınlığa doğru, ümitlerle gün önüne çıkarak, Irak’ın her bir yerinde uzun yıllar çalışmalarıyla, uygarlık, bilgi alanında ilerleyerek, Kitap, dergi, gazeteler yayınlayarak, Türkmen milletini kültürel uygarlık tarihine sahip olmakla Uzay yükseltmişlerdir.

 

Basınımız o kadar varlı, zengin olarak

Milletimize her bir katkıda bulunarak, 11 Şubat 1911 tarihinde, Arapça, Türkçe (Havadis) gazetesi, Türkmen gazetesi olarak basılarak, aydın, düşünceli, milletimizin yapıcı fikir, milli duygularını, ortaya koyarak, toplumun acı, dertleri ve yaşamış olduğu durumuyla ilgilenmekteydi.

 

Havadis gazetesi 1918 yılında sömürgeci İngilizler tarafından, kapatıldıktan sonra Türkmen milletimize, uygulanan tüm zulüm, baskıya karşı yılmadan mücadelesini sürdürmekle, Kültür, Tarih, Edebiyatı severek birçok dergiler, kitaplar gazeteler yayınlamıştır.

 

Bunlardan 15–12- 1918 tarihinde Necme gazetesi 12–10- 1926’de Kerkük gazetesi. 23- 09 –1958’de Beşir gazetesi ve 06- 05- 1961 ‘de Başkente Bağdat’ta Kardeşlik dergisi de yayınlanmıştır..

 

Her yerde ve Irak’ta ilk basılan gazete Bağdat’ta El- Zevra gazetesinin ilk sayısı, Mithat Paşa Osmanlı Devleti tarafından, 15 Haziran 1869’da basılmıştır.

Kerkük Türk şehrinde basın tarihi ise çok ilerleyerek Hicri 1269–1878–1879’da Fevzi Paşa tarafından kurulmuştur.

Sanayi adlı bir matbaa Türkmen basın boşluğunu doldurmuştur.

 

Bunun yanında, ayrıca Vilayet matbaası kurulmakla, Sanayi matbaası Rumi 1328 yılında vali Avnullah Kâzım Paşa ve Kerküklülerin yetkilileri katkısı ile kurulmuştur. Havadis ve Maarif gazeteleri ve çok sayıda da kitaplar basılmıştır.

 

Ayrıca Bağdat, Basra, Musul, Kerkük Süleyman iye gibi büyük şehirlerde her türlü gazeteler, dergilerde basılmıştır.

 

Bu gazetelerde, çoğunluk Ferman, Resmi, kararları Kültürel, Siyasi yazılar içinde almaktaydı.

 

El-Zevra gazetesi haftalık dört sayfa Türkçe yayınlanmaktaydı, 49 yılından fazla yayınlanan El – Zevra gazetesi 2606 sayısı çıkmıştır, ve 11 Mart 1908 Bağdat Taavın , Afkar El Umumiye ve bir çok gazete, dergi yayınlamıştır.

 

04- 11- 1909’de Arapça ve Türkçe (Zühur) gazetesi 6 yıl basılmıştır. Ve 03- 12- 1913 tarihinde (Gonca ) (İttihat) gazeteleri Selahattin Kerküklü tarafından yayınlanmıştır.

 

Basra’da da 12 gazete yayınlanmakla, (El Zevra –El Musul) gazeteleri basılmakla 1889 tarihinde de 25- yıl süreyle ( Basra) gazetesi yayınlanmıştır Ve 1909’da (Mektubu Zade) Basra’da ilk gazete olarak basılmıştır, (İkaz) adında da ikinci gazete Türkçe olarak basılarak, 1910’da (Anıyı, Tehzip ) gazeteleri çıkmıştır.

 

1913 tarihinde Abdul Vahap Tabatabayı tarafından (Seda El Destur) çıkmıştır. 1914- İngilizler tarafından durdurulmuştur, Birçok Türkmen gazeteleri sürekli çıkara , tanınan gazeteci Avukat Davut Niyazi Erbil’li tarafından Fayaz gazetesi ve 1910 Musul’da Kasım ( İzharul Hak) gazetesi yayınlanmıştır.

 

Basra’da da (El- Basra –El Feyha) ve 1910 -5- gazete basılmıştır,1885 de, Musul gazetesi yayınlanarak, 1918 İngilizler tarafından durdurulmuştur.

 

Irak’ta özellikle Kerkük Türk şehrinde, Türkmen basınının tarihli şehri sayılır ve Erbil Türk şehrinde, Türkmen kuruluş hareketlerin ve ITC kurulduktan sonra çok sayıda Türkmen basını ön sırada yer alarak sayısız gazete, dergi, kitaplar yayınlanmıştır.

 

Bunlardan Türkmeneli, sonradan bizim elimizle Türkiye Türkçesiyle yayınlanmaya devam etmiştir.

Ayrıca Doğuş, Milli Türkmen Partisinin gazetesidir.

Bağımsız gazetesi Türkmen Bağımsız hareketi gazetesi, Yeni kuşak, Gök bürü, Doğru düşünce, Biz kadınlar, Türkmeneli partisi tarafından yayınlanan Türkmen gazetesi, Tercümen gazetesi Türkmen Adalet partisi tarafindan yayınlanmaktadır, Ayrıca Muharibin dergisi Muharipler derneği, Pınar dergisi Türkmen öğretmenleri tarafından,Kerkük Yıldızları, Türkmen kadınları tarafından, Tutsak Türkmen şehitler dernegi, Türkmeneli dergisi Türkmen Edebiyatçılar tarafından yaınlanmaktadır ayrıca Erbil Türk şehrinde Seray, Kerkük Türk şehrinde Sadık, Telafer ilçesinde Telafer, Tuzhurnatu’da Tuz gazeteleri yayınlanmaktadır. Ankara’da Erbil , Türkiye Bartın şehrinde Kerkük’ün sesin Malatya’ Kerkük gazeteleri yayınlamaktadır, Kerkük Finlandiya’da Türkmen Şanı dergi ve site olarak yayın yapmaktadır.       Türkmeneli dergisi, Kerkük kuşağı, Türkmeneli vakfı tarafından Notlar ve İngilizce Rapor ve İstanbul’da bulunan Kerkük vakfı tarafından Kardeşlik, Altunköprü dergileri çıkmaktadır.

 

Çiçek, Sanat dünyası, Fuzuli, Türkmeneli gençlik Ve İstanbul Irak Türkleri yardımlaşma Kültür derneği tarafından Türkmen bohçası, Ankara derneği tarafından Kerkük dergiler yayınlanmaktadır.

 

Erbil şehrinde uzun süre Türkmeneli spor, İzmir Irak Türkleri derneği tarafından Türkmen gazetesi yayınlanmıştır.

 

Ayrıca Kardeşlik Erbil Türkmen ocağı tarafından yayınlanmaktadır. Türkmen sesi Almanya’da yayınlanan gazete, İslam hareketi sesi tarafından Gürgür Baba, Vefa Gazetesi yayınlanmaktadır, ayrıca Türkmen Birlik Partisi Suriye’de El- Delil Gazetesi yeniden Kerkük’te yayınlanmaktadır.

 

Irak Bağdat’ta eski Türkçe olarak Yurt gazetesi ve Birlik Sesi adlı dergileri yayınlanmıştır. Bunun yanında 1961 tarihinden Bağdat Türkmen Kardeşlik Ocağı tarafından Kardeşlik dergisi yayınlanmıştır. Aydınlığın ve Türk kültürünün amansız düşmanı Basçılar,  1980 yılında Ocağın önde gelen liderlerini idam etmiş, kullanılan kukla kimseleri ocağın yönetimime getirmeğe çalışmıştır.

 

Saddam rejimi düştükten sonra günümüzde aylık olarak Kardeşlik dergisi milli yürüyüşüne devam etmektedir. Bunun yanında Amerika, Kanada’da ve yabancı ülkelerde yaşayan milliyetçi Türkmen tarafından bülten gazetelerde yayınlanmıştır. Milli Türkmen basını, milletimizin beklentilerini, haklarını arzularını yerine getirmekle 26- 06- 1994 tarihinde Türkmen milletinin, Türkmeneli siyasi gazetesini ilk özgürlük sesi olarak ve Türkmen milletine hizmet etmek için yayınlanmıştır ve milli sorumluğuna üstlenmiştir. Bugün bir bölüm hainlerin yüzünden Türkmeneli gazetesi Kerkük Türkmen şehrinde milliyetçi aydın insanlarımız tarafından haftalık olarak yayınlanmaktadır.

 

Ayrıca İstanbul değerli ağabeyimiz büyük Türkçü kardeşimiz Dr: Nefi Demirci tarafından 1972 yılında Kerkük Bülteninden 7 sayı yayınlanmıştır. Ayrıca Dr Nefi Demirci öncülüğünde Kerkük dergisi birkaç sayısını olsa da yayınını sürdürmüştür. 11- Şubat tarihi Türkmen milletinin en önemli ölümsüz günlerinden sayılarak, bu tarihte Irak’ta 1918 yılında ilk Türk gazetesi (Havadis) Kerkük Türkmen şehrinde basılmıştır. 11 Şubat Türkmen milletimizi aydın yazarlarımız, şairlerimiz kutlamaktadır, 11-Şubat her türlü Bilgi, Kültür, Sanat, Edebiyatsever milletimizin tarihinde bir dönüm noktası sayılmaktadır.

Onurlu, töreli, atılganlıkla büyük bir mücadelesini yürütmekte olan Türkmen basın, dergi, gazetelerimiz, milletimiz için daha iyi gelecek elde etmesi için kapsamlı, Türkçü milli kalkınmada en büyük rol oynamaktadır, ve Türkmen basınımız, haklı şehit kanlarıyla alınan, milli davamıza aktif rol göstermektedir.

 

Milletimizin mücadelesiyle, kaynaşan ölüm, korku bilmeyen, atılgan gençlerimiz, öğrencilerimiz, büyük yazarlarımız, aydın insanlarımız, milli içli duygularıyla, davalarıyla kaynaşarak, meşru milli haklarını almak için, mücadele sürdürmekle, büyük katkıda bulunarak hala da bulunmaktadırlar.  Buna karşı basınımız, doğru gerçeğimiz, büyük Türk tarihimiz, uygarlığımız ve çok zengin olan eski kalıntı, gelenek göreneklerimizi yansıtmaktadır.

 

Türkmen basınımız doğuşundan bu yana özgür yolunu çizmiştir ve başarmaktadır. Türkmen gazete, dergilerin, kitapların yayınlanmasıyla, mücadele yolumuz daha da değişik aşamalardan geçmektedir.

Onurlu kutsal Türkmen basını, bu gün milletin desteği ile, kalite tiraj açısından büyük gelişme kaydederek, Türkmen milletinin davasını tüm dünya kamuoyuna duydurmaktadır, ve bu alanda yiğit çalışanlar, onurlu rolleriyle, büyük çabalarıyla, milliyetçi, Türkçü kadrolarımızı, hatırlamalı öncü gazetecilerimizi unutmamalıyız..

 

Özgürlüğüne kavuşan Türkmen basın yayını  özel olarak,   özen göstermektedir. Ve Türkmen basınımızın görevini doğrucu anlayışından kaynaklanmaktadır. Türkmen milletimiz kuruluşları arasında, bir bağ noktası olmakla ve istenilen düzeye ulaşa bilmek için, geceli gündüzlü çalışan milletimiz, şanlı tarihimize yardımcı olarak, aydın Türkmen insanlarımızın seslerini duyurmuşlardır.

 

Mert ve onurlu şehitlerimizin bırakmış oldukları izleri takip ederek can, gönülden şehit düşene kadar, milli mücadelemizden, uzak durmadan çalışacağız…

 

Mücadelesini sürdürmekte olan aydın Türkçü insanlarız kitap, gazete, dergi, Radyo, Televizyon, basın yayın alanından başka ayrıca bilgisayar, internet alanında da büyük katkıları bulunmaktadır.

Milli Türkçülük Kerkük Türkmeneli davası yolunda 24 saat dünyanın her bir yerinde milletimize İnternet bilgi sayar yoluyla çapalarını göstermekle büyük milletimizi üstün başarılı katkılarıyla tüm dünya milletlerine büyük Türk dünyasına tanıtmaktadırlar. İnternet alanda uzun süreden yayın yapmakta olan Irak Türklerinin sitelerine gelince bunlardır:

 

1- www.tmhareket.net

www. Kerkuk.net

2- www.turkmeneli.org

3- www.turkmenelitv.com

4-www.bizturkmeniz.com

 

5-www.kerkukfeneri.com

6- www.iraqiturkman.org.tr

7- www.kerkukturkuleri.arsivi.com

8- http://members.lycos.nl/Kerkuk

9- www.kerkuk.dk

10- hem.spray.se/kervanci-oglu/index1.htm

11-www.kerkukname.com

12-guzelkerkuk.com/G_kerkuk

13-www.turkmenforum.com/forum/

14-www.irak-turkmen.com

15-www.alturkmani.com

16-www.araahurra.com

17-www.fuzuliuniversity.com

18- www.erbilvakfi.org/

19-www.geocities.com/iraqiturkmen

20-www.kirkuk.us

21-www.turkmen.nl

22-www.2000fm.com/turkmen

23-www.kerkuk.se

24-www.turkmentimes.net

25-www.iraqiyoon.com

26-www.irakturkleri.com

27-www.turkmensesi.com

28-www.yanarkent.com

29-www.iuiturkmen.org

30-www.shababkirkuk.jeeran.com

31-www.cankerkuk.diyari.com

32-www.kerkuk.radyosu.com

33-www.freewebs.com/kerkuk_takimi

34-www.angelfire.com/tn/sertturkmen

35-www.kardaslik.org

36-www.nihad.diyari.com

37-www.karanaz.diyari.com

38-www.karanaz.sayfasi.com

39-www.nejdetkocak.4t.com

40-www.irakturkleri.org

41-kutucuk.sitemynet.com

42-www.kerkuk.dk/TUR

43-www.ulkucu.jeeran.com

44-www.turkmen.senligi.com

45-www.asilkan.org/sabit/yazar3/koprulu4.htm

46-kerkuk.otukenim.net

47- www.yalniz- kurt.com/modules.php?name=News&new_topic=37

48-kerkukluulus.com.tr.tc

49-www.angelfire.com/tn/halk

50-www.angelfire.com/al/kirkuk

51- hem.spray.se/kervanci-oglu/index1.htm

52-www.kerkukmedya.com

53–www.tuzkhurmato.com

54-www.tanis-turkmen.nl

55-www.daquq.com

56-www.alkal3a.com

57-www.turkmanmedia.com/tr

58-www.kerkukgazetesi.com

59-www.turkmanmedia.com/tr

60-www.itkad.com

61-www.avrasyagundemi.com/

62-www.turkmeneliihd.com

63-www.turkmensani.net

64-erbilgazetesi.com/

65-www.irakturkleri.org/haberoku.php?haber=112

66-http://www.irakturkleridernegi.org.tr/

67-http://www.sehitadilserif.com/

68-http://www.nizamettin.net/

69-  http://www.2000fm.com/turkmen/index.htm

70-http://www.indvandrerradio.dk/Turkmanisk/Turkmanisk.htm

71-http://www.haba2001.com/

72-http://www.turkmennetwork.com/ky/

73-http://www.sehitadilserif.com/

74-http://www.afkarhura.com/

75-http://www.turkmenelim.com/turkmenelim/index.php

76-http://www.turkmenelim.com/turkmenelim/index.php

77-http://www.turkmenvoice.com/

78-http://www.itkad.com/

79-

http://www.kerkukhaberajansi.com/kha/

80-

http://www.kerkukmedya.com/index.php?lang=tr

81-

http://www.kerkukvakfi.com/

82-

http://www.turkmeninstitute.org/

83-

http://www.turkmen.nl/

84-

http://www.daquq.com/

85-

http://www.turkmennetwork.com/

86-

http://www.turkmensesi.com/

87-

http://www.alturkmani.com/new/

88-

http://www.alturkmani.com/new/

 

89-http://tr.turkmenhak.com/

90-

http://www.turkmeneligazetesi.net/

91-http://www.turkmeneliihd.com/

92-

http://www.iraqiturkman.org.tr/

93-

http://www.turkmeneliparty.com/

94-

www.turkmeneliyurdumuz.com/

Bu site, gazete, dergilerimizin bir bölümü kapatılmıştır günümüzde yayın yapmamaktadır.

Günümüze kadar Irak Türklerin Kültürü ve Sanat eserleri

Dünya Türklerinin ve Türk kökenli topluluklar, yaşadıkları topraklarda, bölgelerde katliam, soykırım, işkence, gözyaşı, çile, acılarla rağmen, Türk milletimiz uygarlığını, kültürünü, milli davasına sahip çıkarak, yüzlerce aydın, kültürlü insanlarını, büyük dava adamlarını yetirmiştir.

 

Saddam rejiminin düşmesine karşı düşmanların baskısı dehada güçlü bir şekilde artmaktadır, Saddam rejiminin yerini, tam olarak Peşergeler her türlü

baskıları, işkence, Kürtleştirme planı tam olarak, Araplaştırma planından hiçbir farkı görünmektedir, sürekli olarak büyük milletimize karşı, bu acı üzücü durum sürmektedir.

Her türlü patlama, suikastlarda yüzlerce Türkleri şehit vermekteyiz.

 

Türk olanlar, dünyanın her yerinde, Türkçülük uğrunda bedel olarak, canlarını, kanlarını ödemektedirler, dünya Türklerinin yanında, Irak Türkleri, baskı zulümler, uzaklaştırmada, soykırımla, acıyı paylaşmaktadırlar. Düşmanlar kültürümüzü, tarihimizi, dilimizi tüm yönleri ile yok etmeye büyük planlarla çalışmaktadırlar.

 

Irak Türkleri yüce, Türk tarihleri ile, büyük altı devletler kurmalarına rağmen, 8 soykırım, katliamlara maruz kalmışlardır, bu acı olayların içinde, kendi Sanat, Edebiyat, Folklor, Resim, Hattatlığa, El sanatlarına, Çileli, Şarkı, Türkülerine, önem vermekle, Irak Türkleri her türlü Kitap, Dergi Gazete, Bülten, Sergiler düzenlemede büyük varlıklarını göstererek, kendilerini şehitlerinin kanıyla, ulu tarihlerine yansıtarak, kahraman gençleri ile katkıda bulunarak, barlı, verimli ürünleri büyüterek, yetirmişlerdir.

Türk dili, Türk Eğitimi, bugün Türkmeneli Edebiyatı içerinde, Şiir, Öykü, Çocuk şiirleri, Masalları, Düz yazılar, Hoyratlar, Maniler, Türküler, büyük yazarlarımız tarafından kelama alınarak, gün ışığına çıkmıştır ve yayınlanmakta olan milli duyguları kapsayan, Türkçe gazetelerimiz, dergilerimizi süslemektedir.

 

Her bir alanda Irak Türkleri, birleşerek, bugün bir bütün olarak Türk dillerine, tarihlerine, Edebiyat, Sanatlarına, özveri olarak yeni yapıtlar, dergileri, gazeteler, faaliyetleri dünyanın her bir yerinde tanınmaktadırlar.

Bu milli mücadele, Türkçülük yolunda, zaman, zamana soykırımlara, katliamlara uğrayarak, milli dava yolunda yüzlerce şehitler vererek, milli mücadelelerini sürdürmekle, hiçbir zaman Edebiyatından, kültüründen, geçmişlerinden, davalarından taviz vermeyerek büyük çapalarını göstermektedirler.

 

Bugün çok zengin, varlı olan Türkmen kültürü, kuruluşları, Irak’ın her bir yerinde olmak üzere, dünyanın her yerinde milli kültür ile ilgili kuruluşları, Kerkük, Musul, Erbil, Kifri, Telafer, Bağdat’ta Türkmeneli, radyo, Televizyonu, dünyaya yayın yapan Türkmeneli televizyonu, sık  sık yayınlanan gazeteler, dergiler, kitaplarımızı, Irak rejimleri, ve Irak’ı bugün hüküm eden rejimler, bizleri susturmadan, dağlarda, göklerde, mas mavi,al bayrağımız var oluşuyla, sonsuza dek, tüm Türkmeneli üstünde dalgalanacaktır, canlanmaktadır.

 

Artık hiçbir zaman bizler büyük Türk milleti olarak susmayacağız..

Dört milyona yakın olan Irak Türkleri arasında, yüzlerce şairler ulaşmıştır, bunlardan Fuzuli, Nesimi, Faiz, Kabil, Osman Mazlum, Mehmet Sadık, Hicri Dede, Hıdır Lütfi, Mehmet İzzet Hattat, Mustafa Gök Kaya, Nasıh Bezirgân, Mehmet Sadık, Hicri Dede, Nesrin Erbil, Hasan Görem, Felek oğlu, Rıza Çolak

Sadun KÖPRÜLÜ, Faruk Faik, Ümit Osman, Kemal Beyatlı,

ve başkaları.

 

Yazarlar ise Mehmet Hurşit Dakuk’lu, Ata Terzi başı, Muhsin Şakır Köprülü, Hani Sahip, Kahtan Hürmüzlü, Nusrat Mardan, Erşat Hürmüzlü, Dr Nefi Demirci, Habib Hürmüzlü, Necat Kevser, Aydın Kerkük, Mehmet Mardan, Suphi Saatçi, başkaları. Folklorcu Mehmet Hurşit Dakuk’lu, Mevlit Taha Kayacı, Şakır Sabır Ziraatçı, Ali Maruf, İbrahim Dakuk’lu, be başkaları. Resim alanında Mehmet Mehdi Tuzlu, Halit Mehmet Ramazan, Celal Fahri, Yaşar Suphi, Aydın Şakır Iraklı, Nurettin İzzet, Celal Pulat. ve başkaları.

Hattatlıkta ise Mehmet İzzet Hattat, İhsan Malik Hattat, Necat Hattat, İzzettin Tuzlu, Haşim Hattat, Abdullah Kaymaz, Mehmet Kasap ve başkaları.

Ses sanatkârları Reşit Güle Rıza, Mehmet Gül boy, İzzettin Nimet, Şükür Han zat, Ekrem Tuzlu, Fahrettin Ergeç, Abdulrahman Kızılay, Abdul Vahit Küzeci, Cemil Kapkapçı, Rıza Abu, İbrahim Kızrabatlı, Necdet Kifirli, Satıh Köprülü, Sınan Köprülü, Haba, Hasan Naccar, Kerkük Kızı, Yılmaz Erol, Fathullah Altın ses ve başkaları.

 

Aktörler piyes yazarlarımızdan İsmet Hürmüzlü, Şehit Hüseyin Demirci, Salah Nevres, Enver Ramazan,Zeynel Abdın Köprülü, Ahmet Ortakçı, Aydın Kasap, Cemal Kerküklü, Hüseyin Ali Galip ve başkaları.

 

Bu faaliyetler, çalışmalar uzun yıllardan, tüm baskı, engellere rağmen yayınlanmakla, düşmanlara kültürlü, aydın bir millet olduğumuz göstermektedir.

 

Irak Türkleri, düşmanlara şiirleriyle, yazıları türkü, şarkılarıyla, aydın insanları ile mücadelesini sürdürerek, ter temiz, hoşgörü, şerefli, töreli bir millet olduklarını yansıtmaktadırlar.

 

Irak’ta eskiden, cumhuriyetten önce, çok sayıda gazeteler, dergiler yayınlanmıştır ve Saddam döneminden sonra tüm engel baskılara karşı çok sayıda gazetelerimiz, dergilerimiz, İnternet sitelerimiz, dünyanın her bir yerinde mücadelesinİ, milli Türkçülük duygusuyla sürdürmektedir.

 

Baskılar, Saddam döneminde olduğu gibi Kürt, ve Arap

Rejimleri tarafından, birçok gazete, dergilerin yayınlanmasının durdurulmasına karşın, yine aydın, Türkçü mücadeleci, atalarımız, erlerimiz davasına sarılarak, gizli şekilde de olsa bültenler, Irak’ın dışarısında gazete, dergiler yayınlamışlardır.

 

Önceden Bağdat’ta birçok dergi, gazete yayınlandı, ayrıca Musul, Erbil, Kerkük, Basra, Süleyman iyede birçok Türkçe gazete, Kitaplar, dergiler yayınlanmıştır.

1961 yılında Bağdat’ta Kardeşlik dergisi, Türkmen Kardeşlik ocağı tarafından yayınlanarak 1970 yılında haftalık Yurt gazetesi, Birlik sesi dergisi yaylanmıştır, sonradan Türkmen yazarlarına dönmüştür.

1970 yılından bu yana Bağdat’ta Türkmen Müdürlüğü tarafından edebiyat alanında birçok kitaplar yayınlayarak, 1990 yılından Erbil Türkmen şehrinde yüzlerce kitaplar Irak Türkmen Cephesi yoluyla yayınlanmıştır. Aşağıda Irak’ın muhtelif yerlerinde yayınlanan dergi ve gazetelerin adları, tarih ve yer belirtilerek yazılarımıza eklenmiştir:

Türkmenelinde yayınlanan gazeteler

 

1-Kerkük Gazetesi, 1959- Kerkük (uzun süre Kerkük’te yayınlanmış, daha sonra başka şehirlerde bu adla yayınına devam edilmiştir.)

2- Beşir Gazetesi, 1958 Kerkük

3-Havadis Gazetesi, Kerkük yayınlanmıştır.

4-Gâvur Bağı Gazetesi Kerkük şehrinde 1959 yayınlanmıştır.

5-Türkmeneli Gazetesi –Erbil yayınlanarak günümüzde 2005 yılından sonra Kerkük Türkmen şehrinde yayınlanmaktadır.

6-Türkmeneli Spor Gazetesi – Erbil yayınlanmıştır.

7-Türkmen Gazetesi – Türkmeneli partisi yayınları

9-Bağımsız Gazetesi, Türkmen bağımsızlar harekâtının gazetesi

10-Doğuş Gazetesi Milli Türkmen partisinin gazetesi,

11-Kardeşlik Gazetesi Erbil Kardeşlik ocağının gazetesi.

12-Yurt Gazetesi 1970 Bağdat’ta yayınlanan gazete.

13-Musul Gazetesi – Ankara

14-Fuzuli Gazetesi – Ankara

15- Kerkük Bülteni Gazetesi 1972 İstanbul 7 sayı yayınlanmıştır.

16-Biz Kadınlar bülten gazetesi, Erbil

17-Sanat Dünyası Bülteni gazetesi, Erbil

18-Altunköprü Gazetesi- Altunköprü ilçesinde 2003 yayınlanmıştır.

19-Aksu Gazetesi Tuzhurmatu ilçesinde –2003 yayınlanmıştır.

20-Beşir Gazetesi- 2003 Bağdat şehrinde yayınlanmıştır.

21-Telafer Gazetesi – Telafer ilçesinde –2004 yayınlanmıştır.

22-Sade Telafer Gazetesi – Bağdat – 2004 yayınlanmıştır.

23-Türkmen sesi Gazetesi 2000 Almanya yayınlanmıştır.

24-Tercüman Gazetesi – 2005 Türkmen Adalet partisi yayınları

25-El Delil Gazetesi Türkmen İslam birlik partisi yayınları 1990

26-Vefa Gazetesi Türkmen Vefa harekâtı yayınları 2000

27-Kurtuluş Gazetesi 2005 Kerkük Mahpusla Tutuklular gazetesi

28- Sadık Gazetesi Kerkük 2005

29-Baba gür, gür gazetesi İslam hareketi gazetesi

30-Esin Gazetesi- Erbil 1996 yayınlanmıştır.

31- Taraki Gazetesi – Kerkük – 1959

32- Seda Kerkük Sporu 1968 Kerkük

İsmail Sert Türkmen tarafından yayınlanmıştır.

33- Kale gazetesi – 2006 Kerkük şehrinde yayınlanmaktadır.

34- Filke gazetesi – 2005 Kerkük’te yayınlanan gazete.

35- Işık Türkmen Edebiyatçıları tarafından 2006 Kerkük’te

36- Şura gazetesi 1947 yayınlanan gazete

yayınlanmıştır.

37- Kerkük gazetesi Kerkük şehrinde 1952 yılında yayınlanmıştır

38- Yeni Kültür dergisi 1954 yılı yayınlanmıştır.

39- Ayrıca Musul şehrinde Sarsar, Çenebaz, Bağdat’ta Nehrin arası,Zühür, Yeni Feyiz Tehzip, İkaz Basra’da yayınlanmamıştır

43- Necme gazetesi 1918 tarihinde Kerkük’te yayınlanmıştır.

44- Teceddüt gazetesi 1920 yılında yayınlanmıştır.

45-İleri gazetesi 1935 tarihinde Kerkük şehrinde yayınlanmıştır.

46- Birlik gazetesi Arapça Kerkük şehrinde yayınlanmıştır.

47- Sada Şimal– Kuzey sadesi 1951 tarihinde Kerkük şehrinde yayınlanmıştır.

48- Kerkük Sesi Bartın Türkiye

2009 yayınlanmıştır.

 

Irak Türklerinin yayınlanan Dergileri:

1-Kardeşlik Dergisi – Bağdat Türkmen ocağı yayınlarından 1961

2-Kerkük Dergisi Türkmen dernekleri Ankara, İstanbul’da yayınlanarak şimdi yeni sayılarına Ankara’da devam etmektedir

3-Gök bürü Dergisi Erbil 2000

4-Yeni Kuşak Dergisi 1996 Erbil Türkmen şehrinde yayınlanmaktadır.

5-Birlik Yolu -dergisi Erbil

6-Doğru Düşünce Dergisi 1997 Erbil şehri

7-Çiçek Çocuk dergisi – 2004 Erbil

8-Türkmen Şanı Dergisi – Irak – Finlandiya 2002

9-Global Strateji dergisi Ankara 2005-

Şimdiise Orta doğu olmuştur

10-Notlar Dergisi Ankara 1998

11-Irak Türkmenleri 2003 Türkiye Irak Türkmen Cephesi Temsilciliği Ankara.

12-Türkmeneli Gençlik Ankara 2002

13-Atabek dergisi – 2005 Erbil

14-Altunköprü -Dergisi – 2002 İstanbul

15-Türkmen Bohçası Dergisi 2002 İstanbul

16-Kardeşlik Dergisi 1998 İstanbul

17-Kerkük Dergisi – Kerkük 2004

18-İsta Türkmen – 2006 Mısır

19- Sümer Dergisi 2006 Kerkük’te yayınlanmaktadır.

20- Işık dergisi Türkmen Edebiyatçıları tarafından 2006 Kerkük’te

Yayınlanan dergi.

21- Fener dergisi Kerkük öğretmenleri tarafından yayınlanmaktadır

22- Maarif dergisi 1913 tarihinde Kerkük şehrinde yayınlanmıştır.

23– Sabah dergisi Basra’da yayınlanmıştır.

24– Kevkeb Maarif dergisi 1915 tarihinde Kerkük’te yayınlanmıştır

25- Şafak dergisi 1958 Kerkük’te yayınlanmıştır

Yayınlanmıştır,Irak Türkmen Cephesi 2010 Ankara Cephe Temsilciliği tarafından yaınlanmıştır.

Türkmeneli dergisi 2011 tarihinde Kerkük’te yayınlanmaktadır.

26- Atabey dergisi Erbil Türkmen şehrinde yayınlanmaktadır.

27-Hedefe Doğru, Kerkük şehrinde yayınlanmaktadır.

28- Dönüş dergisi Konya Türkiye 2009

29-Ortadoğu Analiz 2009Ankara’da yayınlanmaktadır.

Ayrıca birçok siteler, bültenler şahsi olarak yayınlanmaktadır.

 

Bizler Irak Türkleri olarak bu temiz arı dilimizda gazetelerimiz, kitap, dergilerimiz, sitelerimiz daha fazlasıyla dünyanın her yerinde bütün dünya dilleriyle tarihimizi, gelenek, görenek, kültürümüzü, edebiyatımızı, politikamızı, faaliyet, çalışmalarımızı her kese, her insanlara aktarmalıyız, ulaştırmalıyız bizler şarkı, türkü, makam, hoyratlarımızla, şairlerimizle büyük insanlarımızla tanınan bir Türk milletiyiz tarihimizi, yiğitliğimizi insanlar okumalıdır,  öğrenmelidir, bir olalım, diri olalım

Her alanda çalışarak görünmeliyiz varlığımıza sahip çıkmalıyız milletimizin sevgisiyle yaşayarak şehitlerimizin, atalarımızın izinde kanla, canla yürümeliyiz.

***

Doğu Türkistan`da Türklere karşı soykırım politikası

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

 

 

Dünyanın her bir yerinde olduğu gibi, Türkler kıyıcılar, dikta rejimler tarafından her türlü baskı, soykırım, katliam, asimilasyona uğramaktadırlar.

Ortadoğu devletlerinde olduğu gibi Avrupa, ve günümüze kadar Amerika’da  Kızılderili Türkleri yanında, en önemlide

Kıyıcı insanlık duygusu, sevgisi bilmeyen Çinliler tarafından uzun yıllardan bu yana Doğu Türkistan’da soykırım ve katliam asimilasyon politikası tüm hızıyla kapsamlı olarak uygulanmaktadır.

 

Türkler büyük millet olarak

Tanrı dağlarından inerek kahraman Atalarımız kısa korktu, ölüm kaçınmayarak, Çin Seddini aşarak sonra İslam Diniyle onurlanarak Viyana kapılarını çalarak dünyanı kurtarmaya ulaşmışlardır.

 

Türk milletini hiç bir güç Yıldıramadan, yok edemez dünyada ilk milleti olarak 117 devletler kurmuşlardır Atabeyler, büyük İmparatorluklar savaşlarla yaratmışlardır, kazanılmıştır, ama ne yazık günümüzde kendi yurt, topraklarında Türk dünyasında Türkistan, Uygur ve öteki Türkler ile birlikte acılar yaşayarak, Doğu Türkistan Uygurlar Türkleri Kızıl Çinin işkence zulmüne uğramaktadır,

 

Mao’nun kurduğu komünist Çin’de, düzenin ve istikrarın ancak korku işkence, baskı ve şiddetle sağlanabilmektedir.

 

Doğal olarak acı, işkence, idam hapishane ve acı olaylar altında güvenlik, huzur ve istikrar yerine tedirginlik, korku ve güvensizlik bulunmaktadır.

 

Böyle kanlı, kıyıcı Çinin toplumsal yapısında sevgi, özveri, merhamet, milli konulardan konuşmak iç duyguları sergilemek büyük suç sayılmaktadır.

 

Özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarını gündeme getirmek imkânsızlık yaratacaktır.

Uzun yıllardan Baskı ve esaret, işkence altında yaşayan milyonlarca Doğu Türkistan Türkleri, yavrularını, baba, anne, bacı kardeşlerini,  Çin komünist rejimi tarafından şehit edilmektedir.

 

Yüz binlerce Müslüman Türk Çin hapishanelerinde işkenceye var gücüyle dayanarak, evlerinden, Topraklarından sürülmektedirler.

 

Dünyanın en önemli ülkelerinden olan Türkistan’ın Tarihi MÖ 200’lü yıllara (Göktürkler ve Hunlar dönemine) kadar dayanmaktadır, Türkistan toprakları, tarihin ilk dönemlerinden bu yana Türklerin ana, ata yurdu olarak, bin yıldan beri de İslam toprağı sayılmaktadır.

 

Bu Türk topraklarda doğan Karahanlılar, Gazneliler, Harzemşahlar, Selçuklular, Saidiler İslam’ın bayrağı altında devlet kurarak, en güzel varlı, zengin uygarlığı yansıtmaktadır.

Ve insanlığa büyük hizmetler vererek çok sayıda bilginler, liderler büyük devlet adamları da bu topraklarda yetişmiştir

Buna rağmen Türk insanları, çocukları, kadınlar tüm İslamların önünde öldürülmektedir. Özellikle son yıllarda bu sinsi acımasız, haksız politika tüm yönüyle artmaktadır.

 

Doğu Türkistan Türklerine yapılan soykırımı politikası tipik örneği olarak Barın Olayı Doğu Türkistan Türklerine soykırımın en acısıdır, şiddetlisidir Barın olayı demir kale içinde yaşayan Türkler 40 yıl kölelik fikri aşılanan Doğu Türkistan özgür olmak için bağımsızlık elde etmek amacıyla canlarını vererek şehit düşmüşlerdir.

 

Çinlilerde insanlık duygusunun yok olduğundan dolayı her türlü işkence, baskıyı Türklere karşı uygulamaktadırlar.

 

Barın, Doğu Türkistan’daki binlerce Uygur köyünden yükselen milli şuur mücadelesi olmakla beraberce, birlikte Doğu Türkistan Türklerinin uzun yıllardan içindeki özgür sesinin tüm dünya yayılmasıdır ve görmüş oldukları baskıların, işkencelerin tek bir yanıdır.

 

Doğu Türkistan Türklerinin Barın olayı özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşmak için başarılı bir mücadelesi ve bütün dünyaya duyurmak amacıyla milli bir hareketidir.

Haklarını kazanmakla dava adamları bu uğurda kanlarını vererek, şehit düşmüşlerdir önde gelenlerden mücadeleci, kahraman Zeydun Yusuf ve onun silah dava arkadaşları din, vatan ve millet uğrunda büyük güce sahip olan Çinlilerle, acımasız düşmanla savaşarak, kanlarını, canlarını vererek şehit olmuşlardır.

 

Bu milli mücadele yolunda Doğu Türkistan Türkleri bağımsızlığı elde etmek için mücadelelerini sürdürdüler ve sürdürmek üzere yeni bir güneşin doğuşunu Umutlaşarak yiğitçe savaştılar, ölüme yok diyerek çalıştılar.

Ama kıyıcı komünist Çinlilerin Doğu Türkistan’da yaptıkları katliamlar 55 yılda binlerce Türkler şehit olarak binlerce kayıp olmuşlardır, her türlü ağır işkencelerle

Güçsüz ve zayıf duran sivil halka yapılmakla Çinliler tam olarak vahşileşmiştir suçsuz Türkleri öldürmek biricik amaçları olmuştur.

 

Doğu Türkistan uygulana Soykırım katliamlardan

1949 yılında işgalci komünist Çin ordusunun komutanlığında bulunan Kızıl komünist Wang Zhen Türkistan (Şin Jiang) Türklerine karşı yapmış olduğu zulmün işkencenin benzeri görülmeyerek,

Çin Komünist ordusu Doğu Türkistan’a girmeden Doğu Türkistan Türklerine cezalandırarak, türlü silah araçlarla öldürmekteydi.

 

Çinliler öte yandan Türklerden korkarak yapılan her harekete karşı önlem alarak Türklerinin uyanmasından, ayaklanmasından nasıl olursa iyice ne yapacağını düşünmekteydi.

 

Çin yönetimini daha fazla korkudan Türklerin mücadelesi ve ağır silahlarla 40 bin kişilik Doğu Türkistan ordusun var oluşu yönetimi Doğu Türkistan’a karşı bir baskı kullandığı zaman milli ordu sessiz kalmayacağını iyice bilmektedirler.

 

Çinliler Türk milletini yok etmek amacıyla, milli orduyu kendi güçleri içine almayı katmayı düşünerek, tamamen kontrol altına aldıktan sonra komünist Çinlilerin tam olarak düşmanlıkları yansıyacak, onlara inanmak çok zordur, nasıl olursa bu milletin mutlu olmasına gençlerin aydınların ve tüm Türklerinin üstüne düşen önemli görevleri örgütlenerek bir güç halına gelmekle haklarını korumalıdırlar,

Artık birlikte çalışmalıdırlar.

 

1959 tarihinden siyasi komplo baskılar yüzünden millet içinden aydın lider çalışkanlar dava adamlarının birçoğu yok edilerek, bir bölüm milliyetçi milli dava sahipleri yurdundan toprağından uzak hapishanelere atılarak çok sayıda Türkler başka ülkelerde yaşamaya zorlanmışlardır.

 

Doğu Türkistan’ da bu milletin kahraman yiğit dava adamları vatanın gururunu, onurunu, töresini üslenen Türkler tüm güçleri ile aydın kalemleri ile haklarını savunmaktadırlar, öyle zan ederek bir gün düşünen Çinler Türkler tamamen yok edilecek, umutta olarak katliamlarını, soykırımını sürdürmekteydiler.

 

Ama iyice bildi ki Çin dikta yönetimi hiçbir rejim büyük devletler, uygarlık kuran Türk milletini yok edemez yıldıramazdır.

 

Kıyıcı Komünist Çinliler Türk milletine karşı reva gördüğü işkence zulüm, katliamlar tam dünyanın yüzü önünde korkmadan ve hiçbir insan hakları, BM, af örgütü ses çıkarmadan hiçbirini çekinmeden yapmıştır, sinsi politikasını sürdürmüştür.

 

1959-yılından Türklere karşı başlayan, işkence baskılar, Türkleri kendi yurtlarından, topraklarından uzaklaştırılarak, Çinliler tarafından tüm Türk bölgeleri işgal edilerek Çinliler Türklerin yerlerine, topraklarına yerleşerek, akın, akın Çinliler Türklerin ekin, yiyeceklerini tahılını ve evlerini yağmalayarak Çin’e götürüldüler, yüz binlerce Türk insanımız açlıktan, susuzluktan öldüler, parçalandılar insanlık dışı işkenceye maruz kaldılar,  binlerce Türklerin gömülmeye sırası gelmeyen ceset dağlarda, tarlalarda kargalara, hayvanatlara yem olmuştur.

 

1962 tarihinde acımasız işkence her türlü zülüm uygulanan soykırımda yalnız Bay ilçesinde 20 bin insan açlıktan, susuzluktan karşı işkenceden öldüler.

 

Kıyıcı Çin diktatörü bu işkence, baskıya rağmen kan emmeye yetmeyerek gibi, Türk milletimize acı baskısı daha artacak günde gençleri, yaşlıları 18 saat çalıştırmaya başladılar, İslam dinimize Türk milletimize, örf ve adetlerimize, gelenek, görenek kutsal büyük tarihimize açıkça kötü sözler söyleyerek,  hakaret etmeye başladılar.

 

Türk şehirlerinde bulunan milletimizi işkence zorlukla köylere göndererek,  tüm Türk şehirlerine yeni Çin göçmenleri yerleştirmeye kalkarak, acımasız politikasını tüm Türk topraklarında yürütmekteydi.

 

Atılgan, kahraman Türkler birden güçlenerek, örgütlerini kurarak 1944 tarihinde Gulca’da Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurmuşlardır, ama ne yazık çok sürmeden kanlı Çinliler Gulca, Çöçek, Altay Türklerini en ağır işkenceler, baskılar altında yok etmekle yeni soykırımla yurtlarını bırakarak, Batı Türkistan’a göç ettirme mecbur edilmişlerdir.

 

Türklere karşı her bir türlü silah kullanan Pekin dikta yönetimi daha fazla işkencesi artırarak, 1962 tarihinde yeni bir katliamla baskı silah zoruyla bütün Türk milletini kendi yurtlarını bıraktırmaya ve başka yerlere gitmeye zorlamışlardır.

 

Artık tüm silah araçlar toplar, roketlerle 100 binden fazla insan Batı Türkistan’a göç etmiştir

 

Türkler tarafından 1944. Yılında kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetinden, Çinliler kıyarak, yürekleri yanmadan merhamet bilmeden intikam ederek, birçok Türkleri öldürmekle sürgün etmişlerdir.

 

Türklerin

Boş kalan şehirler, köyleri, yaylaları, evleri, tüm varlıkları Çin göçmenlerinin arasında paylaştırılmıştı.

 

Milli gururumuzu, Türk milletimizi yok etmek için milli varlığımızı ortadan kaldırmak amacıyla planlı ve sistemli olarak yapılan siyasi hareketleri baskılar bir gün bile Türk milletine karşı azalmadı durmadı.

 

Öte yandan Türk aydınlarını ve yeni yetişen millet, yurtlarını sever yiğit Türk gençlerini her türlü işkenceyle öldürerek. Hayatta yaşayanları bile kıyıcı dikta rejimin hapishanelerde ağır işkencelerle öldürmüşlerdir.

 

Aynı olaylarda Çinliler Nisan 1970 tarihinde Ürümçi’de 74 Türk’ün yargılanmadan işkenceyle öldürülmüştür.

 

Doğu Türkistan Türkleri tüm idam işkence öldürmeye karşı sosyalist, Komünist sistemin zulmü yanında bir milyarın üstünde olan Çinlinin ağır ekonomik yükünü zorla çalıştırılarak kaldırmaktaydı.

Türk yurdunu işgal eden Çinliler hiçbir günahı olmayan bu millet Türk olması suç olarak türlü işkence baskıya yüklenmekteydi.

 

Çin dikta rejimi 1957 tarihinde Çin’in neresinde bir Türk milliyetçisi varsa ona karşı işkence uygulayarak, buna rağmen Türkler bu baskıya karşı mücadeleleri sürdürmekteydiler Doğu Türkistan`da olduğu gibi Çinliler, Moğolistan ve Tibet bile bu türlü hareketlere, mücadeleye karşı Çinliler katliamlar, soykırım sinsi siyaseti uygulayarak Türkleri kendi topraklarında çıkarmak için her türlü oyunları denemek istiyordu.

 

Doğu Türkistan`da kıyıcı Çin rejimi Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Tisin  ve Tatar Türklerine aydınlarına, din adamları, öğretmenlere, öğrencilere, çocuk, kadınlara yüz binlerde Türk insanına işkence yaparak, sorguya çekerek, nedensiz  dövüldükten sonra birçoğunu  idam ederek, sayısız Türkleri hapishaneye atmaktaydı  milleti çökerteceği kadar yok atmaktaydı, ama bu büyük milleti yok etmeye gücü yetmiyordu, Çünkü onlar Allah’a, Milletlerine, mücadele veren kardeşlerine inanıyordular.

 

Türklerin tüm haklarını elinden alarak On binlerce Türkleri Türkçülük, milliyetçilik diye öldürdü yok etti. Çin Pekin kanlı yönetimi Türklere karşı politikası değişmeyerek, sömürgesi altındaki Doğu Türkistan Türklerini yoksul eğitimsiz, ekonomisiz, ana haklarından yoksun bırakarak, günümüze kadar yok etmeye tüm gücüyle uğraşmaktandı.

 

Türk milletini yoğun sinsi politikası ile Milliyetçilik,

Ajanlıkla suçlayarak idam etmektedir.

 

Türklerin yaşamış olduğu bölgelerde Yoğun kontrollerini arttırarak, Türklerin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmalayarak, nükleer sonucu milleti zehirleyerek, öldürerek, baskı zorluğu kullanarak Türkleri susturmakla, kültürel, siyasi ana eğitim haklarını ellerinden almakla onları Çinleştirmekle toprak yerlerine Çinlileri getirmekle yerleştirmektedir.

 

Ayrıca Çin yönetimi yerli Türkleri ölüme mahkûm etmekle, Bu kadar işkence, baskı, nefret, kindarlık,

Soykırımı, katliamı Türklere karşı Çin devleti tarafından elli yıldan beri yürütülmektedir.

Türklere acı gösteren Çinli cellât Şeng Şisey Türklerin dünyada en çok yer altı ve yer üstü zenginliklere sahip olmasıyla  dünyada hiçbir milletin görmediği yoksulluğu çekerek, esaret içinde yaşamakla eskiden günümüze kadar hiçbir siyasi hakka, ana haklara, eğitimi kendi diliyle yapmayan Türkistan Türkleri Komünist rejimi tarafından silinmeye, yok olmaya karşı acı günlerini yaşamaktadırlar.

 

Bu kadar acı, işkence, baskıya, ölüme karşı Doğu Türkistan Türklerinin dayanma, sabır etme gücü kalmayarak ezilmektedirler.

İşte Türklerin varlığı Çinliler tarafından uygulanan

Barının olayını hatırlamalıyız,

Kona Korgan.  Adı olan Barının

Kaşgar`ın Aktu bağlıdır 19,650 nüfuslu bir ilçede yoğunluk Uygur ve Kırgız Türkleri yaşamaktadırlar.

Türkler özellikle ziraat tarımla uğraşmakla,

Tüm geliri elde eden Çinliler

Barın Türkleri arasında yoksulluk artırmakla çok acı durumda yaşıyorlar.

 

Bu ilçede 5 Nisan 1990 tarihinde tanınmış Barın Olayı, Çin Komünistlere karşı Türklerinin Silahlı Ayaklanması” patlak vererek

Başlamıştır.

 

Bu katliam olayında Türkleri yok etmek amacıyla Barın İlçesinde patlak veren Türklerin Silahlı Ayaklanması bir teşkilatlı, planlı olarak düzenlenmiştir silahlı ayaklanmadan tek amaç Çin Türkleri uyanarak Çin

 

Komünist partisine karşı milli bir dava yolunda Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini kurmaktır,

Barın olayı Zeydin Yusuf Başkanlığındaki 200 kişi 5 Nisan 1990 tarihinde sabah saat 6 Türklerin ellerinde ışık Allah’u Ekber diye bağırarak başlamıştır. Türkler ilçede bulunan Çin yönetimi hükümet binasının önünde toplandıktan sonra sabah namazı kıydıktan sonra, ilçe yönetimine isteklerini iletmek üzere toplanmışlardır,

Yazmış oldukları yazıda acılarını dile getirerek, Sürekli olarak Çin yönetimi Türkleri öldürmektedir idam etmektedir.

Bu Türk Kasabada 250 kadın kürtaj edilerek, çocuğu zorla alınmaktadır. Ve birden fazla Çocuk yasaklığı konularak tüm normal hakları bile engellenmektedir,

 

1989 tarihinde küçük bir kasabada tam olarak bir yılda yapılan kürtaj sayısı 250 aşarak çocuklar öldürülmektedir

Çin`den Ürümçi`ye her 15 dakikada bir tren ile binlerce genç kızları hepsi Çinliler tarafından götürülerek, aile planlama yapma diye uzaklaştırmaktadırlar ve birçoğuca öldürülmektedir.

 

Türklerin bu ayaklamalarında tek amacı mücadelelerini sürdürerek, Çinlileri Türk topraklardan çıkmasızını bendi bölgelerine dönmeleri ile ilgili bu hareket, birde Aile planlaması bir an önce durdurulması nedeniyle uygulanmıştır.

 

Günümüzde  Türklere uygulanan vergiler kalkmasıyla, kültürel ana haklarına kavuşmakla yeni bir demokrasi doğmasını Türkler istemektedirler.

 

Türklerde başkaları gibi bu ülkenin yerli vatandaşı olarak kendi yapraklarında özgürce yaşamak istiyorlar.

Yok, olmak istemiyorlar.

 

Barın Türk gençleri birbirlerine gönülden sarılarak, haklarını almak için mücadeleyi sürdürmeye söz vererek ölüme karş durmuşlardır.

 

Barın İlçesinin komünist parti başkanı Tursun Türklerin ayaklanmasını bu olayı merkez yönetimine telefonla bildirerek, Kaşgar da bulunan kol ordu komutanlığından yüzlerce askerden oluşan özel takım, türlü silah araçlar gönderilerek, bunun ile yetmeyerek ardından 130 takviye gücü daha gönderilerek Türk gençlerini ve yaşlı, çocuk ayrımı yapmadan milletin 200 üstünde olan gençlerin üzerine ateş açılarak, çok sayıda insanlar ölmüştür, her kes bu kıyıcı katliama karşı dağılarak. Yönetim ise gösterici gençleri arama, tutuklama, öldürme operasyonu düzenleyerek,

Çatışmalar yaşanmıştır, Bu olayda aynı gün çok sayıda gençlerle yüzlerce köylüler ölür, 193 kişi yaralanır. Ve milleti öldürmeye geniş çapta operasyon düzenlenir…

 

Olaydan bir gün sonra Çin Genel Kurmay başkanlığı Kaşgar’daki kol ordu komutanlığından hava, kara ve roket, topçu güçlerinden oluşan 3000 kişilik özel ordu Barın ilçesine gönderilir. Bölgeye bağlı Bütün yollar kapatılarak, Barın ilçesine havadan, karadan askeri operasyon düzenlenerek, toplar, roketler yağarak,

Köy evleri hem havadan hem de karadan ağır silahlarla harabeye döndürerek yıkıp, yakmaya maruz kalır.  İnsanlarda taranarak öldürülür.

300 üstünde Türkler acımasızca öldürülerek, 400e yakın yaralanmıştır. Artık bu katliam10 Nisana kadar sürerek, çatışmada 5000e yakın Türkler acımasızca öldürülür. 200 den fazla tutuklanır 25 yıl müebbet olarak Türkler cezaya çarptırılır

 

Barın olayında özel olarak Çin devlet başkanı Jiang zemin, Çin başbakanı Li peng, Çin genel kurmay başkan yardımcısı Liu Hua Çinglar büyük rolü

Olarak Türkleri yok etmeyi planlarla çalışmışlardır.

 

Çin Halk Cumhuriyeti küçücük Barın kasabasındaki olayda 4000 üstünde Türkü öldürmüştür.

Çok sayıda Türklerde yaralanmıştır.

 

Ayrıca 5 Şubat 1997 tarihinde Doğu Türkistan’ın kuzey batısındaki bulunan Gulca şehrinde Ramazan Kadir gecesinde evinde ibadet etmekte olan Türklere karşı büyük katliam uygulanarak, evlerinden her kesi toplayarak karakola götürerek her türlü baskı, işkenceyle öldürülerek bir bölüm Türklerin temiz cesetleri bile ailelerine verilmeden bu acıya dayanmayan Türk milleti rejime karşı öfkelenerek, sokaklara, caddelere dökülerek, Aileleri ile birlikte toplanan bir gurup Türkler acılarını,

 

durumlarını Çin yönetimine bildirmek için bir araya gelmişlerdir, gittikçe çoğalan gurup çok kalabalıklaşarak, dertlerini, acılarını anlatmak için ön sıraya küçük çocukları ve kadınları gösterici olarak koyduktan sonra yönetimin binasın önünde toplanmışlardır. Ama diktatör  Çin yönetiminin güvenlik güçleri hiçbir Türk’ün durumuna, konuşmasına aldırmadan, ses vermeden gurubun önünde toplanan önce günahsız, suçsuz küçücük, çocuklara, kadınlara, ve Yaşlılara, gençlere hiç ayrım yapmadan acımadan tüm Türkleri toplu olarak her türlü silah kullanarak kurşuna dizerek çok sayıda Türkler şehit olarak yaralanmıştır, olay daha fazla büyüyerek,

 

karşılıklı çatışmaya dönmüştür, Ellerinde yalnız normal  sopadan başka bir silah olmayan Türk Uygur gençleri, kadın, çocuk, gençleri gözlerinin yaşlarına bakmadan Çinler büyük ordusu tarafından öldürülür.

Çin güvenlik güçleri yönetimin isteği üzerine Gulca şehrindeki bütün Türk evlerine operasyon yaparak, tolu biçimde gençleri yakalayarak kimilerini işkenceyle öldürürler, kimilerini uzun yıllar hapishaneye atarak, çoklarının ailelerinden bile haberleri alınamaz.

Artık tüm hapishaneler doldurulduğundan sonra bölgede olan okullar, dairelerin alt katı bile hapishaneye çevrilerek, çok Türkler suçsuz yere hapishaneye atılırlar.

Artık her

Türlü işkencelerle tutuklanan gençler dondurucu et depolarına bırakılarak, acımasızca soğukta öldürülürler.

 

Yaralanan yere düşen yığılıp kalan Türklerin bu kış gününde üzerlerine soğuk su döküp, serperek dondurarak, canlarını, ruhlarını acıyla vererek ölürler.

İnsanlık dışı acı işkence yetmeden Kazakistan’a kaçmaya başlayan Cananlarını kurtaranlar gençleri geri aldıktan sonra işkenceyle idam ederek ailelerine teslim etmeden, kayıplara karışırlar.

 

Çin dikta rejimi bu katliamla sürekli olarak Uygur Türklerini tutuklamaya başlayarak, dini, milli, anayasal,  kültürel hakları onlara tanımayarak,

Ayrıca birçok Uygur Türklerinin ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını yaygın olarak ihlal ederek, Uygurlar arasında yüksek işsizlik oranı sürerek Çinli işçilerin Türk bölgesine akınıyla Uygurların iş gücü dışlanmıştır. Uygurların büyük bir çoğunluğu çiftçilikte çalışarak, dillerini,  yalnız Türkçe olarak kullanmaktadırlar, çoğunluğu kültürlü, sınırlı eğitimli ve iş olanaklarına sahiptirler.

Yıllardan beri Uygur Türkleri Çinliler tarafından topraklarından zorla her türlü atılmaktadır.

 

Kültür, eğitim alanında Türkçe on binlerce Uygur kitabının yasaklanmıştır ve yakılmıştır. Eylül 2002’den tarihinden

Sin Can Üniversitesinde birçok Uygurca dersler eğitim dili yasaklanarak resmi Çin aşırı politikanın artmasıyla kültürel, anayasal, siyasi haklar zorla kaldırılarak baskılar ağırlaşmıştır.

 

 

Artık Uygur Türkleri tüm haklarına kavuşmaları ile tam olarak bağımsızlıkların kazanmalıdırlar ve          milli mücadelelerine inanarak, Çinliler tarafından anayasal, eğitim hakları yanında kültürlerine sahip çıkmaya başlayan Türklere her türlü baskı uygulanarak demokrasi ve insan hakları kavramını bile Çin rejimi tarafından yasaklanarak özgürlüğün azıcık olsa bile dile gelmesi de büyük sorun olmaktadır.

 

Çinliler

Türklere karşı

5 Temmuz 2009…

21.Yüzyılda süren baskı, işkenceleri ile ve ardı arkası gelmeyen katliamlarla Uygur Türk milletinin sindirip yok etmek planı ile kahraman, onurlu, töreli, suçsuz, günahsız Türkleri Uygur Özerk Bölgesi olan Sincan Doğu Türkistan Türklerini asimilasyon, soykırım, katliamlarla kan ağlatmaktadır.

 

 

Türkler, Çinler tarafından kendi topraklarında, yerlerinde, bölgelerinde soykırıma uğramakla katil Çinlileri biraz daha onları güçlü görünceler her türlü planlara başvurmaktadırlar.

 

Uzun yıllardan beri Katliamlar yapan ve sokak ortasında Uygur Türklerini taşlarla şehit edenler Çinliler Uygur Türklerin bölgelerine yerleşen kıyıcılar tarafından öldürülerek Ellerinde türlü silahlarla sokağa çıkan binlerce Çinliler gördükleri her Uygur Türklerini sokakta öldürmektedirler. Polis ve asker ise Türklerin olduğu bölgelere barikatlar kurarak Uygur Türklerinin yaşadığı mahallelerde, yerlerde Türk soykırımı yapmaktadırlar.

 

 

Ayrıca Çinliler Uygurların evlerine baskın yaparak çok gençleri, yaşlıları gözaltına almakla türlü işkenceler yapmaktadırlar.

 

Günümüzde Uygurlara, İran, Irak, Karabağ,

Kızıl derilere,  Suriye, tüm dünya Türklerine olan baskı, katliamlar, soykırımlara karşı Türkler olarak soydaşlarımıza sahip çıkarak

Filistin, Geze konusunda gösterilen yardım, desteğini bir bölümünü kendi kardeşlerimize göstermeliyiz ayrıca

Bir insanlık, Müslümanlık görevi olarak yerine getirmeliyiz.

 

Bugün Türkistan, Uygur Türkleri şehit oluyor ve dünya bizimle sesiz kalarak Türkler Gece gündüz ordu, asker, polis tüm gözü dönmüş Çinlilerin kıyıcı sitemi tarafından öldürülmektedir.

Urumçi’de yapılan soydaşlarımıza karşı büyük katliam içlerimizi, gönlümüzü parçalıyor;

Evdeki insanları bile Çinliler boğazlarından keserek öldürmekle, bir gecede 300 soydaşımız öldürülmekle kesilen vücutları çıplak olarak sokağa atmışlardır

Önce insanlık için ve Müslümanlık için, Türklük için Türk kardeşlerimize her bir yerde yardım etmeliyiz,

Soykırımlar Türkistan Uygur Türkleri yanında

Kaşğar Türklerine karşı uygulanmaktadır.

Sincan’da büyük bir dram yaşanarak bu Türk topraklarında 60 yıl önce Çin Komünist Ordusu tarafından işgal edilerek. 60 yıldan fazla baskı, işkence,  zulüm ve günümüzde de sürmektedir.

 

Türklerin her bir yerde hakları çiğnenerek

Doğu Türkistan Türklerine karşı Soykırım 1949 yılından başlamıştır Çocuk yaşlarında bu acıları Doğu Türkistan geceleri kitabında okuyarak bu acılar hiçbir zaman kafamdan, gönlümden silinemedi 60 yılda 10 milyon üstünde Uygur Türk’ü Çinlilerin ayrı yöntemleri ile öldürülerek,

Yok edilmiştir.

 

5 milyonun üstünde Uygur Türkü’de toplu olarak katliamda, 49 nükleer bombasının denemesi sırasında olmuştur.

Hapishaneye atılarak kayıp olanlar ise işkence ile öldürülmüşlerdir.

Ayrıca 5 milyon Uygur Türk’ü ise zorlu kürtaj ile öldürülmüştür.

 

1949 tarihinden günümüze kadar Doğu Türkistan’da İslam, Uygur Türkçesi ve Uygur Türk Kültür ortadan kaldırılmaya yok edilmeye planlanmıştır. Bu sonu gelmeyen baskıların yanında Çin dikta yönetimi her türlü yıkıcı, öldürücü sistemleri Türklere karşı uygulamaya çalışmaktadır.

 

Bu acı olaylarını katliamların yanında 1,5 milyon Uygur Türk’ü kız ve kadınları zorla Çin’e götürülerek, Çinler aşırı düşük maaş ile çalıştırılarak kendi gelirini yükseltmektedir.

Bu acı katliamlar yetmeyerek

Uygur Türklerine karşı Çinin Guangdong Eyaletinde 26.06.2009 tarihinde büyük bir katliam olmuştur.

Bu acıya dayanmayan Türkler 1997 tarihinde Barın olayında 600 Uygur Türk’ü yürüyüşe katılmak dolayısıyla 8 bin Uygur Türk’ü yargılanarak hapishanelere atılmıştır.

 

Ayrıca 05., 06, 07. Temmuz 2009 da Doğu Türkistan’ın  Ürümçi şehrinde gerçekleşen yürüyüşe 10 bin Uygur Türk’ü katılmasıyla, Çinlilerin işkence, baskısıyla Yürüyüş’te 1057 Türk öldürülmüştür 2 bin Türk’te tutuklanmıştır, çok binlerce Türklerde yaralanmışlardır.

 

Çin dikta yönetiminin uygulamış olduğu asimilasyon politikası ile sindiremediği Türkleri canavarca, kıyarcasına asimile etmeye çalışarak

Uygur Türklerine yaşatılan olaylar sınırsız hiç olmamıştır.  Dikta rejimler Türkistan topraklarını bölerek Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeye Doğu Türkistan adlanarak Rusya rejiminin ise elinde olan Türkistan topraklarını bölerek sömürge politikası ile parçalayarak,  Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kazakistan olarak birbirinden ayrılmıştır.

 

Artık Türklerinin kendi Toprakları ellerinden alınarak köle gibi yaşamakla,

 

Her türlü baskı, işkence, acılara dayanmışlardır.

 

Aynı acıları Türk soydaşlarımız Kırım Türkleri uzun yıllardan beri yaşatılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğundan kopartılıp birçok Türkler kendi topraklarından vatanlarından sürgün durumunda olmuşlardır. Kırım Türklerinden Yaşayanlar, ölmeyenler ise 2. Dünya savaşı sonrası 1944 yılında kıyıcı Diktatör Stalin’in eliyle binlerce Kırım Türkleri vagonlara teknelere bindirip doldurulduktan sonra, Tekneler Karadeniz’de batırılırken, Vagonda olanlar ise inmelerine izin verilmeyerek, aç, susuz havasız bırakılarak acı işkenceyle ölmüşlerdir ayrıca Camiler,  kıyıcılar  tarafından yakılarak, mezarları bile yerinden sökülerek Kırım Türklerin tarihini yok etmekle, kültürel ne varsa ortadan kaldırılmışlardır.

Bu acı olaylar, durumlar tüm dünya Türklerin yaşamlarında tarihlerinde günümüzde kadar görünmektedir, sürmektedir.

 

Balkanlar da yaşayan Türkler ise

Osmanlı İmparatorluğundan sonra milyonlarca Türk katliamdan, soykırımdan kurtulmayarak, yüz binlerce Türkler kendi topraklarından göç edilmiştir ve birçok Türkler soykırım nedeni ile yaşamını kaybetmiştir.

 

Ayrıca Yunanistan Mora’da olan Türkleri göçe zorlanarak binlerce Türk işkenceyle öldürülmüştür.

 

Ana Vatanın Yavru vatanı olan

Kıbrıs’ta kıyıcı Rumlar Türklere karşı uygulamış olduğu katliam, soykırım etnik ve kültürel soykırımı hiçte unutulmamış, hala kafamızda

Yaşamaktadır.

 

Irak’ ta Amerika işgalinden sonra 1,5 milyonu aşkın insan öldürülerek, Türklere karşı Saddam döneminde uygulana Araplaştırma politikası günümüzde yerini Kürtleşme politikasına bırakmaktadır yüz binlerce Irak Türklerinin arazileri, evleri ellerinden alınmıştır.. bu baskılar ve insanlık dışı olaylar sürüp gedmektedir.

 

Çin’in yaptığı gibi tıpkı Ermenistan rejimi Karabağ, Kocalı ve Azerbaycan Türklerine soykırımlar uygulamıştır.

 

Hayali Kürt devleti peşinde koşanlar Türkleri sindirmeye çalışarak, Türk topraklarına işbirlikçileri ile  el koymak istiyorlar ve boş tahditler savurarak,  terörist yıkıcı, kıyıcı olayları ile sabrımızı tüketerek, candan bıktırmaktadır.

 

Günümüzde her bir ülkede, topraklarda olanlar insanlığa, Türklere olmaktadır bizler hep birbirimizden uzak kalınca ve birleşmek olmayınca, ilgilenmemekle ve Türk dünyası birliği kurulmadan acımız, çilemiz sahipsizliğimiz

Artacaktır. Artık birliğimizi kurma zamanı gelmiştir, Türk milletinin titreyip kendine gelme zaman gelmiştir, yakınlaşmıştır.

 

Suriye, İran, Irak, dünya Türklerine, Doğu Türkistan Uygur Türklerine yapılan soykırım her geçen gün daha fazla artarak, biz sesiz kalınca soydaşlarımız yok olmaktadırlar, ölmektedirler, Bizler ne yapmalıyız ne zamana kadar yok olup gideceğiz

Uyanma saati gelmiştir siperlerimize geçmeliyiz.

 

Tarihe baktığımızda Türklere karşı yapılan katliam, soykırımlarla doludur, Biz Türkler olarak bu uzun uykudan uyanmamış, kalkmamış gerekmektedir, büyük 16 devletler, atabeyler, İmparatorluklar kuran atalarımızı düşünelim onların yollarını izleyelim bize karşı yapılan soykırımları, acıları düşünelim unutmayalım.

 

Türk tarihimiz Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslara kadar tüm dönemlerde hep soykırımlarla acılarla doludur.

 

Viyana, Bosna’da, Mora’da, Tri Poliçe’de Balkanlarda soykırıma uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur.

 

İrevan Hanlığında, Bakü, Karabağda, Kerkük, Altunköprü, Telafer, Gencede, Tebriz, Türkmen Sahra, Erdebil, Horasan ve birçok Türk bölgelerinde idam olanlar, öldürülenler, yok olanlar şehitler olanlar acı görenler hep Türkler olmuştur.

 

Türklerin Türkiye yanında ana, ata yurtları Çin tarafından işgal altında kalan Doğu Türkistan’ın nüfusları 38 milyonun üstündedir bu Türkler, Uygur Türkleri Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlı devletlerini kuranlardır

Bu topraklarda Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügaati’t-Türk kitabını yazanlardır.

 

1949’daki komünist Çin işgalinden sonra bu ata yurt topraklarına Şincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılmıştır.

Bu topraklarda kahramanlar, yiğit Türkçülük tarihini kurarak, İsa Yusuf Alptekin gibi liderler görünmüştür. Buna rağmen günümüzde çok sayıda Doğu Türkistan Türkleri, sessizce eriyip yok olmaktadırlar.

 

Ata yurdumuz Türkistan’da yaşanan bu acı insanlık dramları Kızıl Çin emperyalizmini tarafından tarih boyunca sürmektedir, yaşanılmaktadır.

 

Tarihi İki bin iki yüz yıllara dayanan Türkistan toprakları, dünyanın en önemli yerlerinden biri olarak köklü medeniyetler ülkesi olarak tanınmaktadır.

 

Batıdan Hazar Denizi ve Ural Dağları’nı kapsayarak güney, kuzeyde Sibirya’ya, güneyde İran, Afganistan ve Tibet’e, doğuda Çin ve Moğolistan’a sınırları bulunmaktadır.

Türkistan toprakları geniş bir alana sahip olmaktadır.

 

Günümüzde Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan’ı kucaklayan bölgenin Batı Türkistan diye anılmaktadır. Uzun çağlardan Çin’in işkence, baskısı altında bulunarak ve Doğu Türkistan olarak adı tanınmaktadır.

 

Batı ve Doğu diye ikiye ayrılan Türkistan topraklarında, Rusya ile Çin’in çok önemli planları projeleri bulunmaktadır.

 

Bölgenin stratejik konumunun yanında bu Türk bölgesinin sahip olduğu zengin yeraltı rezervleri de büyük rol oynamaktadır.

 

Türkistan Türklerinin yanında

Kırım Türkleri de çok acı durum soykırım asimilasyon politikasını yaşayarak bir gecede topluca Kırım Türkleri Sibirya’ya sürülmüşlerdir. Arazilerini, topraklarını evlerini Ruslar İşgal etmişlerdir. Rus rejimi yıkıcı Orta Asya Türklerini asimile etmeye ortadan kaldırmaya yönelik bir Kafkas ve Orta Asya Türklerine ana dilleri yerine ikinci bir dil geliştirmiştir artık Türkler arasında iletişim kurmak için Türkçe değil, Rusça kullanılmıştır.

 

Doğu Türkistan ve Batı Türkistan’da Türklere karşı çok acı baskı, işkence yaşanmıştır.

1700 yıllarının ortalarında Çin baskısına uğrayan Doğu Türkistan, bağımsızlığını elde etmek için çok mücadele ederek, dikta rejimler dünya bölgeleri Doğu Türkistan’ın bağımsızlığına karşı durularak, ne yazık ki umutlar gerçekleşmemiştir, her bir taraftan engel karşılanmıştır.

 

Doğu Türkistan Yaklaşık 10 milyon km2 yüz ölçümüne sahip olan Ata toprakları Çin, 2 milyon km2’lik yüz ölçümü ile dünyanın dev ülkelerinden biri sayılmaktadır

Ama bu baskı, olaylardan, soykırım, katliamlardansan dolayı Doğu Türkistan’da uygulanan baskı asimilasyon politikaları büyük bir Türk milletini toptan yok etmeye, dünyadan adını kaldırma silmeye çalışmaktadırlar.

 

Batı Türkistan’da Rusya’nın yapmış olduğu baskı, katliam,

Soykırımları Doğu Türkistan Topraklarında Çinliler büyük sindirme, soykırımı uygulayarak,  tam olarak bölgenin adını değiştirmekle, Sincan Uygur Otonom Bölgesi.

Çinliler bununla yetmeyerek tüm dikta rejimlerin emperyalist devletlerin politikalarını Türklere karşı uygulamaya başlayarak, milletin

inançlarına, gelenek, göreneklere, adetlerine, dinlerine karşı acımasıca büyük savaş yürüterek, birçok alanda etnik ayrımcılık sistemini uygulayarak, tüm milletinin umutları, istekleri bastırıldı, gücü olmayan kendilerini savunmasız bırakan zorlukla, baskıyla Türkleri topraklarından sürdürerek, uzaklaştırılarak Türklerin topraklarına, arazilerine evlerine Çinliler yerleştirildi.

Canavarlığıyla

Tanınan Çin devleti işkenceleri,  zulmü, baskısı çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı dehada fazla artmıştır.

 

Bu demokrasi çağda

Tüm insanlar özgür, bağımsız yaşamayı umutlanarak hala birçok dikta rejimler tarafından Türk dünyasına karşı baskılarlar, soykırım, katliamlar, işkence, baskılar sürerek uygulanmaktadır.

 

Neredesiniz büyük devletler? Neredesiniz Birleşmiş Milletler, İnsan hakları, Af örgütleri, Müslümanlar Türkler İran, Kızı deriler Amerika, Lübnan, Suriye, Çin, Irak birçok bölgelerde yok olmaktadırlar demokrasiden ve İnsan haklarından konuşuyorsunuz dem vuruyorsunuz

Neredesiniz?

Ülkeler, İnsan hakları savunuculuğu yapan sivil toplum örgütleri

Neredesiniz? Yoksun, kimsesiz, sahipsiz insanların acısına, işkencesine, yokluğuna katlanmalısınız

Sizlere

Sesleniyoruz. Neredesiniz? Doğu Türkistan’da yaşayan 35 milyonlarca suçsuz, günahsız, Uygur Türkleri

İnsan değimi?

 

Çinliler En modern silahlarla savunmasız olan suçsuz insanları öldürmektedir. Kimyasal silahlar

Kullanmaktadır.

Dünya Türkleri tüm milli anayasal, siyasi, Tarihsel haklarına kavuşmalıdırlar kendi ana dilleriyle Türkçe okumalıdır, eğitim görmelidirler, uzun yıllardan hapishane hayatı yaşayan Türkler özgür olmalıdırlar.

Türkler Suriye, İran, Irak, Türkistan Tüm dünya ülkelerinde özgürce insanca ve kendi topraklarında yaşamalıdırlar,

Türk insanına karşı tam olarak insanlık suçu işlenmektedir.

Çin, Barın katliam sırasında beşikte

Yatan 7 aylık bir Müslüman Türk çocuğuna 77 adet mermi sıkmıştır.

Bu candan sizler sorumlusunuz, Nerdesiniz buna vicdaniniz hiçte olsa uymadı Nedesiniz? Neden görmezsizlikten geliyorsunuz, Türk Müslüman olduklarından dolayımı sesiniz kesildi sustunuz, gözünüz görmez oldu.

 

Türklere yapılan soykırımlara, baskı katliamlara karşı kulaklarınızı kapatarak, gözlerinizi yumdunuz

Türkler kendi Topraklarında Öldürüyorlar.

Hak  Nerde Hukuk Nerde Ey Türkler Neredesiniz Türk birliğimiz ne zaman kurulacak ne zaman kutsal şehitlerimizin Yüce Türk milletimizin hakları alınacaktır, topraklarınıza, bayrağınıza, marşınıza sahip çıkınız birleşelim dünyanı titretelim atalarımızın mezarında kemiklerini sızlatmayalım bu uğurda canını, kanını veren şehitlerimizin haklarını alarak Ruhlarını şad edelim ve doğrudan Türk milletinden olduğumuzu tarihte olduğu gibi tüm insanlar, tüm dünyaya ispat edelim Türk olduğumuzu bildirelim.

 

***

Azerbaycan Türklerine uygulanan Hocalı Katliamı

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

 

Türk dünyasını her bir

Bölgesinde, nerde bir Türk varsa kıyıcı dikta rejimler tarafından asimilasyon, katliam, soykırıma uğramışlardır ve uğramaktadırlar

 

Türklerin yaşamış oldukları dönemlerde kendi ana topraklarında bile Tarih boyunca Türklere karşı yapılan katliam, soykırımlarla duludur.

Çalışkan, kahraman, yiğit bir millet olarak.

 

Biz dünya Türkleri çok sayıda atabeyler, devletler, İmparatorluk kuran bir milletiz hiç bir halklara, topluluklara karşı asimilasyon, soykırım yapmadığımız için hiçbir zaman bize karşı yapılan soykırımları, zulümleri düşünmedik karşılık vermedik gönlümüzde, içimizde kin olmadığı için kimseye düşmancasına davranmadan acılarımız çabuk unutmuşuz.

 

Her kese kardeş diye iyilik yaparak, hoş görüyle karşılayarak,

 

Türkler ise hep haksız yere Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslardan çekilmeye başladıkları dönemlerde, Kırım, Özbek, Kıbrıs, İran, Irak, Suriye, Afganistan, Batı, Doğu Türkistan, Türkmen Sahra, Bulgaristan, Balkanlarda, Azerbaycan, Çeçenistan, Türkmenistan, Tebriz, Ahıska, Bakıda, Kara bağda, Erbil, Musul, Kerkük’te tüm Türk yurtlarında, topraklarında soykırıma, katliama, asimilasyona uğradıkları acı olaylarla doludur.

 

Binlerce Türkler idam olarak, hapishaneye atılarak, sürgün oldular, tutsak hayatı yaşadılar

 

Hiçte unutmayalım bu kanlı baskıları, acıları, işkence olaylarını Viyana’da, Bosna’da, Mora’da, Tri Poliçe’de Balkanlar tüm Türk bölgelerinde, Bosna, İran, Irak, Suriye, Kafkaslarda, Uygur, Türkistan, Kazak, Kırgız, İrevan Hanlığında, Bakü’de, Gence’de Amerika’da Kızıl deriler soykırıma uğrayan günümüze kadar hep Türkler olmuştular.

 

Tarih sayfalarında bakarsak hep Türklere karşı yapılan soykırımlarla dolu olduğu görülmektedir, uzun yıllar hep Türkler sürgün olmuşlardır.

 

Tüm dikta rejimler tarafından Türk bölgelerinde topraklarında, idam olan işkence, baskı gören hep Türkler olmuştur.

 

Dünya Türklerinin büyük bir parçası olan

Azerbaycan Türkleri tarih boyunca Ruslar ve Ermeniler tarifinden uzaklaştırma, Soykırımlara Uğrayarak

1988 yılından başlayan Azerbaycan – Ermeniler savaşında Azerbaycan Türk topraklarının yüzde 20’den fazlası işgal edilerek 1 Milyondan fazla insan göçmen durumunda yaşamaya zor durumda kalmışlardır 8 milyon nüfusu olan Azerbaycan’da bir milyondan fazlası başka ülkelerde yaşamaktadırlar. Göçmen durumundadır.

 

Karabağ topraklarını ve Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermeniler, büyük Ermenistan’ı” kurmak için ilk planları Azerbaycan Türklerini yerlerinden, topraklarından uzaklaştırmak, sürgün etmektir

 

Azerbaycan Türklerine karşı 1905-1907 yılları arasında acımasız soykırımlar Gerçekleşmiştir.

 

Azerbaycan Türkleri daha sonra 1918-20 yıllarında ikinci defa birde yerinden güç edilerek kendi topraklarından, yurtlarından sürülmüştür.

 

Azerbaycan Türkleri 1948-53 yıllarında “büyük göçe” uğrayarak yaklaşık 150 bin Türkler tarihi yurtları olan Ermenistan’dan çıkarılarak üçüncü kez uzaklaşmaya maruz kalmışlardır. Son uzaklaşma, katliam, soykırım ise demokrasi söylenen modern dünyanın gözleri önünde 1988 yılında çatışmalar sonucu gerçekleşmiştir.

 

1988 tarihinde silahlı savaşa dönüşen Dağlık Karabağ sorunu kısa sürede cephede kazanılan askeri başarılar Ermenilerin Azerbaycan’ın içlerine kadar sokulmuşlardır.

Ve Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si birçok ülkelerin yardımıyla Ermenilerin Silahlı güçleri tarafından işgal edilmiştir.

 

Bu savaşta 20 binden fazla Azerbaycan Türk’ü şehit olarak 20 binin üstünde yaralanarak, 50 bin kişi sakat kalmıştır.

Ve 5.101 Azerbaycan Türkü’de kayıp, tutsak olmuştur tutsak olanların 66’sı çocuklardandır.

 

Genelde Azerbaycan nüfusunun 1/3’ü Dağlık Karabağ savaşında zarar görmüştür. Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili olarak da sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlardan bütün ülke vatandaşları etkilenmektedir.

 

1988 yılında silahlı çatışmaya  dönen Azerbaycan

Ermeni savaşı, kısa bir sürede Azerbaycan ve Ermeniler arasında bir bölgesel büyük savaşa dönerek Ermeni silahlıları çatışma sonunda birçok devletlerin silah yardımıyla 1988 yılından ateşkesin yapıldığı 12 Mayıs 1994 tarihine kadar Dağlık Karabağ olmak üzere toplam 890 rayon, köy, kasaba ve yerleşim birimleri Azerbaycan topraklarının % 20’sini işgal etmiştir.

 

Dağlık Kara bağ’da Azerbaycanlılar 2 şehir, 1 kasaba ve 53 köyde düşman eline geçmiştir.

 

Ayrıca Ermeniler

1991 Esgeran – Hadrut’u

18 Şubat 1992’de Hocavend’i,

25 Şubat 1992’de Hocalıyı,

26 Şubat 1992’de Şuşa’yı,

18 Mayıs 1992’de Laçin’i,

4 Nisan 1993’de Kelbecer’i,

23 Temmuz 1993’te Ağdam’ı,

24 Ağustos 1993’te Fuzuli’yi,

27 Ekim 1993’te Zengilan’ı,

26 Ağustos 1993’te Cebrayil’i,

31 Ağustos 1993’te Gubadlı’yı işgal etmişlerdir.

 

İşgal edilen 4.388 km2’lik toprak sahasına sahip Yukarı Karabağ’dan 192.300 kişi, Laçin’den (1.835 km2) 59.500 kişi, Şuşa’dan (970 km2) 29.500 kişi, Kelbecer’den (1.936 km2) 50.500 kişi, Ağdam’dan (1.093 km2) 158.000 kişi, Fuzuli’den (1.386 km2) 100.000, Cebrayil’den (1.059 km2) 51.600 kişi, Gubatlı’dan (802 km2) 30.300 kişi ve Zengilan’dan (707 km2) 33.900 kişi olmak üzere bu yerleşim birimlerinde yaşayan toplam 676.100 kişi yaşadıkları ana yurtlarından kendi topraklarımdan çıkarılarak, uzaklaştırılarak ne yazık Azerbaycan’ın içlerinde çadırlarda yaşamaktadırlar.

 

Dağlık Karabağ ve onun etrafındaki olan bütün şehirlerdeki tarihi Türk eserler yok edilerek, doğa ve çevreye kalıcı zararlara uğramıştır.

 

Ermeniler savaşta Hocalı köyünde yaşanan Türklere karşı acı soykırım başlatılarak,

 

Yukarı  Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı köyü stratejik bir önemli bir köy olarak Ermenilerin Silahlı güçleri askeri bir hedef olarak Karabağ dağ etrafında Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi yollarının üzerinde yerleşmişlerdir, ve ele geçirerek, Hocalının coğrafi-stratejik konumu tarafından Ermeni silahlı güçleri için çok onamlı olarak buraya saldırmaları çoktan planlamaktaydılar. Hocalı ise Hankendi’nin 10 km güneydoğusunda düşerek Ermeniler bu nedenle

 

Hocalıyı 1991 yılının Ekim ayından ablukaya almışlardır.

 

Ekim ayının 30’unda kara yoluyla ulaşım kapatılarak helikopter yolu ile tüm çıkış girişi engellenerek, son olarak 1992 yılının Ocak ayının 28’inde helikopter Hocalı gitmişti. Şuşa şehrinde sivil helikopterin düşürülerek 40 kişinin ölümünden sonra bu ulaşım yolu kapatılmıştır.

 

Baskılar sürmesiyle Ocak ayının 2’sinden şehirde elektrik kesilerek. Şubatın sonunda Hocalı, Ermeni güçleri tarafımdan ablukaya alınarak, Hocalı

Sürekli Ermeniler baskısıyla her gün toplarla, ağır silahlarla vurularak bombalanmaktaydı.

 

936 km2’lik alana sahip olan Hocalı Türk bölgesi ve 2.605 aileden birleşen, 11.356 kişinin yaşadığı kasaba 26 Şubat 1992 tarihinde kıyıcı Ermeniler tarafından yüzyılın en acımasız, işkenceli soykırımına maruz kalmışlardır.

 

Tarih boyunca uzun yıllardan bir Türk kasabası olan Hocalı birden yok edilmiştir.

 

Ne yazık ki bu durumda şehit olan Türk kardeşlerimiz Hocalı katliamında Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin koruması altında olsaydı bu acı olay yaşanmazdı.

 

Kocalılar savunmasız bir durumda olarak millet ise Hocalı da dağınık halde kalarak, yalnız 150 kişinin elinde hafif silahlar bulunmaktaydı.

 

Azerbaycan silahlı güçleri dâhil Hocalı Türklerine hiç bir yardım edilmedi, uzun süre ne yazık cesetler yerden alınamadı bile

 

Ermeniler tüm varlıklarıyla her bir moderne Silahlı güçleri ile köyü üç yönden kuşatarak, helikopter ile birlikte ve ağır silahlarla her yönden köyü bombalayarak, sistemli ordusuyla köye girerek büyük katliamı Türklere karşı uygulamıştır.

 

Ermeniler bu köyü zorlukla tüm gücüyle işgal ederek bütün dünyaya özellikle Türk milletine karşı durmuştur.

 

En önemlisi de Azerbaycan Türkleri için ağır bir mesaj sayılmaktaydı.

 

Hocalı kasabası işgalden sonra tam olarak yok edilmiştir.

 

Ermeniler bu açıdan önemli bir stratejik toprağı bölgeni ele geçirerek askeri bakımdan önemli bir başarı elde etmeden konuşmaktaydı.

 

En doğrusuda insanlık adına Ermeniler tarihin en acımasız soykırımı gerçekleştirerek çok silahsız güçsüz, sivil insanları öldürmüştür.

 

Ermeniler ise bu soykırım kendileri için Türklerden bir intikamı olduğunu söylemekteydiler,

 

Ermeniler silahlı güçleri ile 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bölgedeki 366. Alayı ve büyük ordusuyla birçok ülkelerini desteği ile bu soykırımı uygulamadan önce tüm giriş ve çıkışları kapatarak Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı, sakat özürlü ayırımı yapmadan resmi numaralara göre 613 Türkü şehit etmiştir. Öldürülenlerin şehitlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 7’ten fazlası ise çok yaşlıydı.

 

Ayrıca şiddetli bu savaşlarda Ermeniler yaşlı, kadın ve çocuk demeden acımasız baskıyla her türlü işkenceler yaparak, Türk olduklarından dolayı sivil insanları şehit ederek öldürmüştür. Bu soykırım, katliamda toplam 487 kişi ağır yaralı olmuştur.

 

1275 kişi ise tutsak alınmıştır, ve 150 kişi ise kaybolmuştur.

 

Ayrıca bu kıyıcı acımasız soykırımda cesetlerin birçoğunun yakılmasıyla, gözlerinin oyulmasıyla, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli yerlerinin kesildiği görülmekteydi.

 

Bunların yanında her türlü acımasız işkenceye canavarca hamile kadınlara ve çocuklara bile uygulanmıştır.

 

Bu acımasız Ermeni Kocalı soykırımda Türklere beslemiş olduğu kinini, düşmanlığını Türklere karşı sergileyerek katliamda acımasız çocuklar yanında kadının yüzünün yarısı kesilmesiyle, Erkeklerin kafa derisi soyulmakla, tırnakları

Sökülmesiyle çocukların kafasını yok ederek her tarafta işkenceyle öldürülmüş olduğu yüzlerde sivil bayan, çocuk ve yaşlıları öldürülmesi

 

‘Hocalı soykırımının büyük insanlığın faciasıdır.’

 

Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu katliama BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar gereken özeni göstermemişler Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından işgal edildiğine bile günümüze kadar sesiz kalmaları tam olarak Ermenilere vermiş oldukları desteği yansıtmaktadır.

 

İnsanlığa karşı işlenmiş bir büyük suç Kocalı soykırımı

Babalarının önünde  çocuklarına işkence yapıp öldüren Ermeniler Sonra cesetleri buldozerlerle dereye döktürerek.

 

Kadın, erkeklerin Altın dişlerimi kerpetenle çıkararak. Bununla çok sayıda acımadan işkenceyle Türkleri öldürmüşlerdir..

 

ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombası binlerce insanları öldürerek, Irak Türklerinde 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamında Peşmergeler , Komünistler yanında uzun yıllardan Türk milletini sevmeyen ve düşmancasına uzun yıllardan Kerkük katliamında bile parmağı olan Ermenilerinin Kitapçı Ojen Ermeni komünist, Perşmergelerle birleşerek, çok sayıda Irak Türklerine işkence yaparak şehit etmiştir.

 

Ayrıca Katliamı, 28 Mart Altunköprü katliamı Azerbaycan’ın bu savaşı kaybetmesi gibi gönüllerde büyük önemli etkisi olmuştur.

 

Artık tüm Türk dünyasının birleşmesiyle kanla bu haklar alınarak, işgal edilen Azerbaycan Karabağ ve tüm Türk topraklarımızı almalıyız ve bayrağımızı camlandırarak bir an önce dalgalandırmalıyız.

 

 

***

Türk ERBİL şehrimiz Irak Türklerinin Mücadelesi yolunda milli davasıdır

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

Irak Türkleri Irak ilk millet olarak bu ülkede tarih yazarak, devletler, uygarlık kuran bir yiğit millettir şehirlere ayrılarak adıyla, şanıyla, tarihiyle, kültür, edebiyatıyla, görenek, görenek Türk kimliğiyle tanınmaktadır.
Irak Türklerinin Kerkük şehrinden sonra, Öz Be Öz ikinci Türk Şehri sayılan ERNİL şehrididir Kerkük gibi yüzde yüz Türk olmakla bu topraklarda Türk devletleri atabeyler kurularak her bir yönüyle Türk şehri olduğunu yüce tarihimiz göstermektedir.

 

ERBİL Saddam döneminde Kürt, Arap iki politikayla yönetilerek her türlü acı baskıya uğrayarak dilleri yasaklanmıştır.

 

ERBİL  şehri günümüzde Bölgesel Kürt Yönetiminin başkenti halına gelmiştir.
Kürtler Barzani tarafından yönetilmektedir
ERBİL Kürtlerin baskısı altında Mesut Barzani tarafından işgal altında Türkler en acı günlerini yaşamaktadır.

Yüce, kocaman Tarihli bir Türk şehri olan EERBİL uzun yıllardan beri Zagros Dağları’nın eteklerinde, Aşağı ve Yukarı Zap suları arasında kurulan tarih boyunca atabeylerin büyük uygarlık devletleri ile tanınarak, toprağı Türklükle coşan, her bir yeri Türk olan Türklükle kokmaktadı r, Türklerin kurmuş olduğu devletlerinin Irak’ı uzun yıllar hüküm eden bir Türk şehridir.

Irak Türklerin tarihini incelemiş olursak Irak’a giriş tarihleri, Türklerin Anadolu’ya girmeden daha önceye uzanmış olduğunu görürüz.

 

Irak’ın kuruluşundan öncede Türkler bu topraklarda yaşamışlardır H. 54 yıllarında sonrada Türkler Abbasiler döneminde çoğunluk olarak
Defalarca Irak’a yerleşerek, ve Sultan Tuğrul Bey’in 1055 yılında, Oğuz boylarından oluşan ordusuyla Irak’a girerek,
Özellikle Irak’ın Kuzeyinde Atabeylikler kurulmuşlardır.

Bu Atabeyliklerden Musul Atabeyliği (1127-1233) ile Erbil Atabeyliği (1144-1233) dır.

Ve Muzaffereddin Gökbörü 1190 yılından, 1233 yılına kadar 43 yıl ERBİL’DE hüküm sürerek, bu dönem ERBİL Türkleri için en
Önemli altın bir çağ dönemi sayılmıştır.

 

Sultan Muzaffereddin
Gökbörü, Atabeyliğin payitahtı olan EERBİL’İN surlarını ve çarşılarını yeniden inşa ederek, büyütmüştür.
Böylece ERBİL şehri Muzaffereddin Gökbörü, ve Moğollardan sonra Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular,
Safeviler ve birinci. Dünya Savaşı’na kadar Türk Osmanlıların yönetimi altında kalmıştır.

Şehrin en eski yerleşme merkezi tarihi ERBİL kalesidir, Ayrıca Muzaffereddin Gökbörü tarafından yapılanı cami ve medreseler minaresiyle belli olan millet arasında “Çöl adıyla tanınan bu Minare günümüzde 37 metre olarak durmaktadır.

ERBİL, KERKÜK şehri gibi tanınan bir Türk şehri olarak önemli bir kültür ve sanat, Edebiyat toprağıdır tarih boyunca birçok şair, yazar bilgin ve sanatkâr yetiştirmiştir

ERBİL eskiden kurmuş olduğu devletlerle Irak Selçukluları yönetiminden sonra 1144 tarihinden Beytekin hanedanından Küçük Ali’nin ve ERBİL Atabeklerin çok uzun süre başkenti olarak tanınmıştır.

ERBİL Müzaffereddin Gökbörü
Döneminde (1136-1190) tarihinde imar edilerek ERBİL şehri iki yandan gelişerek, Aşağı ERBİL ırmağı kenarında geniş bir alana yayılarak, Yukarı ERBİL bir tepe üzerinde kale içine kurulmuştur.

Ve Kalenin duvarları eski kalıntılar üzerine Müzaffereddin Gökbörü tarafından yeniden inşa edilmiştir .

Gökbörü döneminden sonra ERBİL şehri Abbasiler tarafından hüküm edilerek, ve ERBİL, Moğolların hükmü altına geçerek, uzun süre acı karışık ve sıkıntılı dönemlerde yaşamıştır.

1849’da tarihinde tamir edilerek
Gökbörü, devletinin ve saltanatının Yurdu olarak İslâm dünyasında büyük bir önem kazanmıştır.

Aşağı ERBİL’DE yüksek minareli bir ulu cami, bir medrese, 4 dârûl-aceze, dul ve öksüz, kimsesiz yurtları yaptırarak şehirde Türk izleriyle donatmıştır.

ERBİL merkezi, büyük bir ticaret o dönemde olduğundan dolayı 1309 (Rumi) Musul Salnamesi’ne göre,  4.000 nüfuslu kasaba içinde milletinin Türkçe konuştuğunu, VE Türk olduğunu tarih yazmıştır, 2 cami, 10 mescit, 6 medrese, 5 çocuk okulu 5 dârûl-aceze, 1 kışla ve 3 hamam bulunduğunu yazmaktadır, Şemsettin Sami Albeni ve tüm tarih kitaplarında ERBİL şehrinin bir Türk şehri olduğunu kanıtlamakla yüzde yüz milletinin Türk olduğu kitaplarında yazmaktadırlar, Bugün durum tam değişerek 1991’dan günümüze kadar ERBİL Talabani ve sonradan Barzani Kürtlerin baskısı altında kalarak, yüzde yüz bir Türk şehri olarak Kültleşme politikası tüm hızıyla sürmektedir.

Özelikle ERBİL Türk Şehrinin demografik yapısı 1970 yıllardan beri değişmeye başlamıştır ve günümüzde Irak Türkleri Kürtlerin KÖYLERDEN, köylerden, dağlardan şehre akımı yoğunlaşması hızla gelişmelerine, yerleşmelerine rağmen Türkler yine çoğunluktadırlar.

ERBİL’İN Kuzeyi büyük Zap’ın Güneyi ise küçük zapın geçmesiyle ERBİL bölgesinin verimli toprağıyla ortalık güzel bir alanı Irak’ın en güzel yerini yazlıklarını yeşillik bir çevreyi, doğalı kapsamaktadır.
Sahip olduğu şirin toprağı havası can yakıcı güzelliği insanlara umutlar vererek, yaşamın tadını,

Hoş gönüllüğünü elçek gönüllüğünü, insanlık sevgisini göstergesidir.

 

ERBİL Tarım alanında çok zengin olarak ürünleri Buğday, arpa, darı, tütün yetiştirtmektedir.

Şehrin kırsal kesimlerin de küçükbaş hayvancılığının var olduğunu görmekteyiz.

ERBİL geniş bir toprağı ile yolun üstünde olan şehirlerimizden olmakla konumu gerekçesiyle Musul, Bağdat ve Basra yollarıyla bitişme noktası olmasıyla ayrıca karayolu ile İran’a yakın olmasıyla öte yandan Türkiye topraklarına yakın sayıla bilinir ve bu nedenle ERBİL şehri stratejik önemini yerini korumaktadır.

ERBİL şehrinin konumunun nedeni ile tarım alanında elverişli büyük alanda ziraat ürünleri olmaktadır.
Ve Bölgede tarımsal üretim ulaşmaktadır, Temel üretim yetişmekle ayrıca birçok tüketimlerini bugün Türkiye’den sağlamaktadır.

Son günlerde Irak’ın kuzeyinde çıkan Petrol yasasının uygulanmasıyla birlikte Kürt yönetimin elinde olan ERBİL Türk şehrinin büyük gelir kaynağından kendisi yaralanmaktadır. Ve yine olan Türklere olmaktadır .

Bölgede hızlı yatırım yapılarak, tarım, gıda beyaz eşya ve Kırtasiye başka ürünler bölgeye girmekle ticaret konut ve yapınma, mimar alanda günümüzde Kuzey Irak Barzani yönetimi yatırımı Türkiye Habur sınır kapısından kendisi yararlanarak ve bölge genişlemektedir.

Ayni halde Zaho ve Dahuk dahil olmakla tüm Türkiye’nin ticareti bugün onların gözetimi altında olarak kendileri ister sinirden ister ticaretten tüm geliri elde kendileri etmektedirler.

Öte yandan Mersin limanından ticaret yaparak Türkiye’de çok sayıda Şirket fabrika, firmaları bulunmaktadır. Ve Irak Türkleri bu gelirden bu Ticaretten yoksun kalmaktadırlar, çünkü tüm alan onların denetimi altındadır.

Bugün Erbil 2003 Saddam düştükten sonra, geniş bir bütçeyi elde ederek, kazancını Türkiye’den alarak, tüm alanda gelir tam olarak Kürt yönetiminin yoluyla kaynaklar sağlanmaktadır.

Irak’ın kuzeyinde yeni yapılanmalar yeni yollar ve yeni konut yapılanmaları hızla uygulanmaktadır.

Bölgeye iyice baktığımızda Mesut Barzani Türkiye ve Kuzeyde buluna tüm şirketlerde yarı yarıya pay alarak ortak olmaktadır.

Göze çarpan şehirde ve bölgede yeni binalar, alışveriş merkezler, yollar ve havaalanı yapılması çok önem taşmaktadır.

Ve birçok sayıda İnşaatların bitmesi firmaların, fabrikaların bölgede görünmesinin tek nedenini araştırsak kısa süre Mesut Barzani Türkiye’den elde etmiş olduğu para kaynağı bunu göstermektedir.

Mesut Barzani tün önde gelen Ortadoğu’nun varlı zenginlerinden biri olmakla ERBİL şehrinde Türkiye yanında ABD, Lübnan, Fransa, İngiltere, İran, Almanya, Suudi Arabistan, Kore, İsrail, Japonya ve Çin şirketleri farklı alanlarda çalışarak yatırımlar yapmaktadır.

Bu hizmetlerden Kuzey Irak yalnız Kürt milletlerinin kalkınması refaha kavuşmasını göstermemektedir.

Çünkü tüm çıkarı Barzani yönetimi elde etmektedir ve yaralanmaktadır.

Bugün tüm gelir ve parayı elde eden ve kendi elinde tüm hazine sevinci mutluluğu Refahla yaşayan her şey bugün tüm kazanç belirli bir zümrenin elinde olduğunu söylemek gerekmektedir.

Bunların başında ilk Barzani ve Aşireti gelmekle,
kuzey Irak’ta kaçakçılık ön plan da gelmekle, elektronik ve telekomikasyon ürünlerinin hep onların yoluyla ucuza satılarak, tüm gelir onlarda kalmaktadır.

Irak’ın Kuzey Bölgesini iyice incelemiş olursak çok karışık bir etnik yapısı bulunmaktadır, Kuzeyde ağırlıklı olarak; Türkmenler, Araplar ve Kürtler, Hıristiyan ve Yahudiler yaşamaktadırlar.

ERBİL Milletinin yüzde yüzü Türk olmasına rağmen birçok Kürtler ve Araplarda ticaret için şehirde yaşamaktadırlar, millet eskiden olduğumu gibi günümüze kadar izi kalan şehrin en eski yapısı olan kale yakınında yer alan çarşılarda ve kapalı çarşıda bulunmaktadırlar.

Her yerde Gençler, millet Türk müziği dinlemekte, Ağırlıklı olarak Türk televizyonlarını Türk dizileri izliyorlar.

Öte yandan ERBİL Irak Türkleri Türkiye’ye bir hayranlık ve büyük sevgileri vardır, çok sayıda yerli şairleri ses sanatkârları Türkçe şarkılar, Türküler söylemektedirler.

Kuzey Irak yönetimi ne kadar Terör PKK eylemlerine sözde karşı olursa bile bölgede barındırmakla yataklık yapmaktadır onlara
Günümüzde terör örgüt PKK’nın kuzey Irak bölgesinde etkin bir ağırlığı bulunmaktadır.
her yerde yaşadıkları barındıkları yerler, radyo , televizyon, basın evleri bulunmaktadır özgürce dolaşmaktadır ve birçok dairelerde görev almaktadırlar.

Barzani ise bölgenin ekonomik durumundan dolayı Türkiye’nin destek yardımını kayıp etmemek için ara sıra bir bölüm açıklamalarda bulunmakla Türkiye’ni kazanmak isteyerek, öte yandan Türkiye’nin askeri operasyonların bölgede yapılmasına karşı olarak operasyonların yapılmasına tepki göstermektedir.

PKK’ ise Kuzey Irak yönetimi sesiz kalmasına karşı bölgede Terörist PKK irtibat ofisleri kapları radyo evleri yapmaktandı sürekli faaliyetleri sürmektedir. Terör örgütü tüm ihtiyaçlarını bugün ERBİL’DEN karşılamaktadır, çünkü Kandil Dağı ile ERBİL arası yaklaşık 3 saattir. Ve ERBİL DE yaşıyorlar ve Irak’ın kuzeyinde barınmaktadırlar.

PKK Erbil ve Musul bölgesinde bile güçlenmiştir. Durumun Musul da karışık olduğundan dolayıdır. Ayrıca Suriye’den Kandil Dağına gidenler yol olarak Musul yolunu kullanmaktadırlar.
Günümüze baktığımız sırada sürekli PPK Örgütünün Türkiye büyük meclisinde bulunanlar işbirliği içnde olarak tröstlerle her zaman kocaklaşmaktadırlar ve Türkiye devletinin iç işlerine karışmaktadırlar.
ERBİL şehri Kerkük, Musul şehri gibi bir Türk şehridir
Ve Türk kimliklerini vermiş oldukları şehitlere karşı korumaktadırlar, buna karşı Barzani’nin sinsi politikası ERBİL Türklerini, sindirmek silmek için yoğun şekilde çaplarlarla çalışmalarını sürdürmektedir.

ERBİL’İN her yerinde yaşayan Türkler bugün en eski yerlerinden olan kale içerisinde yer alan Türklerinin yaşadıkları yerler boşaltılmaya uğraşıyorlar.
Şehrin Türk olduğunu kanıtlayan kitapları kütüphanelerden alarak yakılmıştır.

Ayrıca baba mezarlarını, mezar taşlarını yıkmaktadır Türk izlerini yok etmektedirler.

Dillerinin Türkçe olmasına karşın Türkçeye yer verilmemektedir, VE Türkçe eğitim yapmakta olan Türkçe okullarının birçoğunu kapatmışlarıdır bu nasıl bir düşmanlık Saddam rejminden hiç farkı olmayan Barzani’in ERBİL Türklerini baskıları her gün artmaktadır.

ayrıca ERBİL milleti Türk olarak tümü Türkçe konuşmaktadırlar.

Asimilasyon Saddam döneminde olduğu gibi peşmergeler
Barzani tarafından baskıları sürerek, Türkçe konuşmak yasaklanarak, Türkçe okullar kapatılarak ve birçok sayıda Türkmen kuruluşlarının önce olduğu gibi bugün olmaması onlara el koyulmasıyla Türk dil birliğinin yok edilmektedir.
Irak ERBİL Türklerine karşı büyük asimile çalışmaların yoğun bir baskıyla yapıldığını görmekteyiz.

Yönetim Barzani elinde olduğu günden öteki Irak Türk bölgelerinde olan saldırılar patlamalar bu bölgelerde yoktur,olsada Türklerin yoğun olduğu yerlerde olmaktadır. her yerde güvenlik uygulanmaktadır.

ERBİL Şehrinin güvenliğini peşmergeler sağlamakta. Her yerde güvenlik noktaları bulunmaktadır.

Ayrıca Peşmergeler yanında Barzani Polis- Asayiş- Açıl Müdahale ekipleri-
Özel Birlik ( Zawita )
Peşmergeler

Peşmergeler içinde PKK üyeleri İsrail Yahudiler bulunmaktadır.

Ayrıca Peşmergeler her türlü eğitimi ABD ve İsrail, İngilizler tarafından almaktadırlar.

Peşmergelerin hepsi devlet tarafından yüksek maaş almaktadırlar.

peşmergeler yanında, Parastina istihbarat örgütü ise İsrail tarafından silah eğitimi almaktadır.

Barzani’nin bölgede dış istihbarat  servisi yoğun olarak faaliyet göstererek. Özellikle Mosad ve CIA açık olarak çalışmaktadırlar.

Alman, İngiliz, Farense, İran yardımcı olarak istihbarat alanında faaliyet göstermektedir.

ERBİL şehrinde ve bölgede okuma yazma Türklere karşı oranının çok yüksektir başkalarında ise çok düşüktür, Türk olmayanların çoğu büyük bir bölümü imza bile atmıyor ERBİL’DE ise üç Üniversite Gülen Cemaatine bağlı Işık Üniversitesi, eğitim yapmaktadır.

ERBİL Türkleri uzun yıllardan bu topraklarda yerleşerek, büyük bir tarih uygarlığa sahiptiler, bu yerlerde bu topraklarda Türk devletleri Atabeyler, Karakoyunlu, Akkoyunlu devletleri gibi çok devletler kuran Türk milleti tarihten önce bu topraklar kendi toprakları olarak tanınmışlardır.

ERBİL Türklerinde çok sayıda Aşiret, oymaklar, boylar görünmektedir, bu şehirde büyük katkıları olarak kültürlü aydın insanlar devlet adamları yetirmişlerdir, tanınan aile, aşiret oymak boylarından Doğramacı, Bayatlı,  Akkoyunlu, Karakoyunlu, Kocalar, Kocabaşı, Terzi başı, kasaplar, Kasap başı, Ağalar, Asefler, Demirci, Bezirgân, Saatçi, Çavuşlar, Zade, Şahlar, Küçük molla, Şahlar, Şehler, Atabeyler, Gök börülar,
Altunçular, Aslanlar, Kaymakçılar, Bayraktar, Alemdar, Baklavacı, Kaleli, Kardeşler, Küreçi, İlhanlı, Sepzeçı, Almaz, Çelebi, Nohutçu, Üzeyir, Azeri, Akbaş, Ayvaz, Kalender, Samancı, Neftçi zade, Çaycı, Pasavancı, Bahçeci ve başkaları.

ERBİL Türkleri dünya çapında tanınan ses sanatkârı bulunmaktadır, güzel sesleriyle makam, Hoyrat, Kerem, uzun hava, gazal şarkı, türkülerde değer ön kazanarak, Türkiye ve Irak’ın her yerinde adları şanları, sesleri bilinmektedir.

Bunlardan Şahaba, Cemile, Şevket Mişko, , Hamit Küreci, Cemil Kapkapçı, Haydar Abdurrahman Bakkal, Mehmet Ahmet, Hardan, Celal Erbilli, Hac Abdullah Defzen, Nurettin Asafli, Bahset Halup kasap, Şakır Benna, Celal Çakmakçı, Mehmet Âşık, Nurettin Erbilli, Fuat Osman, Faik Bezirgan, Yaşar Mişko, Selim Fatah, Yunus Hattat, Yunus Mahmut, Setrettin Erbilli, Sinan Erbil, Mağdit Şah oğlu, Mehmet Ferit, Seyfi Azeri, Heyvaz
Küreci, İmad Kasap, Azat Kasap, Cemşir Beşir Üzeyir ağa, Cemşir Fitirci, Yunus Tütüncü, Mehet Necar,  Erbil Kızı, Havar Bezirgân ve başkalar.

Ayrıca Erbil Türklerinde çok aydın yazar, şiarlar, bilginler, Din adamları, politikacılar kendilerini milletleri için adayarak birçok projeler çalışmalar yapmışlardır bunlardan Erbil Sahibi Muzaffereddin Gökbörü, Rahmetli İhsan Doğramacı birçok alanda yatırımlar Türkçe okullar, hastane yaparak çok sayıda öğrenciler okutarak yetirmiştir.
ayrıca Erbil vakfı, Bilkent üniversitesi
Yusuf Garibi, Haşim Nehit Erbil, Cercis Bahçeci, Nesrin Erbil, Sanan Kasap, Salah Mardan, Cahit Burhan Doğramaci, Kanı Abduulcebbar, Nüzhet Yahya, Naci Yunus, Gavsi Hac Abduulah, Hamdi Muhammet, Hazani Haydar zade İbrahim, Şeh Ali, Şeh Esat Muhammet Abdurrazak Ağa, Süreyya Ahmet, Harabı Mehmet, Yakup Ağa, Namı Abdullah, Adnan Kasap, Mahmut Kasap, Ferhan Coşkun, Diyar Erbil, Allah Verdi Erbilli, Cemal Öksüz, Hüsam Hasret, Esat Erbil ,Reşat, Sedat Erbil, Aydın Aslan, Nihat İlhanlı, İhsan Terzi oğlu, Ömer Akbaş, Yaşar Altın parmak, Burhan Yaralı, Şirzat Şeh oğlu, Amir, Delir Kasap, Dilşat, Azat Terzi oğlu,Şemsettin Vali
Erbilli, Himdat Terzi, Mehmet Abdullah, Ganim Fatah,
Kenan Saka, Nazım Saih, Sami Hattat, Nurettin Musullu, Mazin Hasan, Taife Kasap, Kemal Latif, Hüsam Kaleli, Abdullah Hattat, Selam Terzi, Sittar Neccar, Fuat Terzi, İmad Terzi, Azat Kasap, Serhenk Kasap, Serdar İhsan, Riyaz Demirci, Ercüment Terzi, Muhattın Kahveci, Yaşar Abdullah, Rüştü Kalalı, Mehdi Ali, Ahmet Kalalı, Adnan İrfan, ve başkaları.

Politika alanında uzun yıllar ERBİL Türkleri çok sayıda kuruluşlar partilerde göreve katılarak ön sırada yer almışlardır, kimi günümüze kadar dava alanında çalışmasını sürdürmektedir.

Kimi uzaklaşarak kimi ise Türkmen alanından başka alanda çalışmaktadır, umarım kucaklarını tüm Irak Türklerine açan Erbilli kan kardeşlerimiz önceleri nasıl davaya kendilerini adadılar bu uğurda şehitler, kanlar verdiler umudumuz milli davadan uzaklaşanlar tekrar Anne topraklarına sarılsınlar, onlara Erbilin anne kucağı açıktır millet her zaman  yiğitleri, kahramanları, temiz insanlar bağışlayacaktır, bağrına basarak savunacaktır, bir olalım varlığımızı kuralım gösterelim.
ERBİL’İ kardeşlerimiz uzun yıllar mücadele ettiler ve hala etmektedir kuruluşlarımız, Irak Türklerin çalışmalar hep ERBİL olmuştur onlar her zaman olduğu gibi tüm Irak Türklerine sevgi besleyerek evlerini, kapılarını, gönüllerini bizle açtılar, ilgilendiler, yardım ettiler.

 

Politika alanında uzun yıllar çalışan, faaliyetler gösteren  ERBİL Türklerinden Ferit Çelebi, Mahmut Ahmet, Sanan Ağa Kasap, Serdar ağa, Sinan Çelebi, Mahmut Çelebi, Münazil, Basil Sebzeci oğlu, Azat, Seyfettin Küreci,  Nihat İlhanlı. Kenan Şakır, Vecit Şücaaddin, Aydın Maruf, Nezhet Abdulganı, Dr Ömer, Fuat Çakmakçı ve yedi yıl Mesut Barzani Asayiş hapishanesinde kalan Emir İzzet ve başkaları.

Erbil Türkleri Saddam rejimi düşmeden önce Irak’ın kuzeyinde 1990 yıllarından mücadelecini sürdürerek çok sayıda okullar Türkmen kuruluşları, Irak Türkmen Cephesi Türkmen partileri kurultaylarını, çalışma, faaliyetleri orada başlatarak, Akıncılar ordusunu kurarak davamızı savunmuşlardır.

Türkmen yayın, basın medya televizyon radyosu ilk defa ERBİL şehrinde açılarak, kurulmuştur ve Türkmen bölgelerinden gelen tüm Türkmenleri karşılayarak gönlülerine basarak, evlerine tüm Irak Türklerine açmışlardır konak etmişlerdir,

Irak Türklerinin Milli, Cephe bayrağını tüm dairelere, binalara, caddelere, evlere, sokaklara asarak, milli mücadeleleri canla vermiş oldukları şehitlerin kanlarıyla başlatılmışlardır.

ERBİL Türkleri her zaman iki baskı altında yaşıyordular, bir Kürt partilerinin baskısı birde Saddam rejimin acı sinsi politikasıyla, bugün tüm acılara karşı onlar için Barzani asimilasyon durumu sürmekle birçok Türkçe eğitim yapan okullar kapatılarak, Radyo, Televizyon, medya basın yayın, dergi, gazete, kitap bastırma hep ortadan kalkarak, yasaklanarak, tarihe kavuşmuştur.

ERBİL Türklerine karşı günümüzde tam olarak Kürt politikası tüm yönüyle uygulanmaktadır.

Erbil Türkleri Mesut Barzani ve Saddam rejimi ikilisi
Birlikte 31 Ağustos 1996 tarihinde acımasız bir politika uygulayarak kıyıcı Mesut
Barzani rejimi dikta Saddam rejiminin isteği üzerine ERBİL katliamını düzlenmemiştir, çok sayıda ERBİLl Türklerini tutuklayarak, Saddam
Rejimine teslim edilerek
Acımadan aşağıda adları geçen
ERBİL, KERKÜK Türk kardeşlerimizi idam etmiştir bunlardan.

1-Aydın Şakır Irak’lı
Kerkük–1936 doğumlu
1998- Bağdat gizli servis tarafından idam olmuştur.
2- Ferhat Kasım Kerküklü
Kerkük 1946 doğumlu
3-Ayad Vahit Sadullah
1960 Erbil doğumlu
4- Ali Hasan Acemoğlu1965,24.07 Kerkük doğumlu 1997-idam olmuştur.
5-Abdulrahman Bakkal oğlu 1972 Kerkük doğumlu
6- Ali Yaycılı 1971.24.07 Kerkük -doğumlu 1997 idam olmuştur
7-Ahmet Nureddin Kayacı
1976, 24.07 Kerkük doğumlu1997-idam olmuştur.
8-Mehmet Reşit Tuzlu 1953 Tuzhurmatu doğumlu
9- Mikail Şahbaz Samet
1973 Erbil doğumlu
10- Tarık Faik Nureddin1970 Erbil doğumlu
11- Sirvan Ahmet Abdulkadir
1960 Kerkük
12-Muinin Muhammed Emin1947 Erbil doğumlu
13- Halit İbrahim Ahmet1945 Erbil doğumlu
14- İbrahim Abdulrahman1964 Erbil doğumlu
15- Mazin Faruk1968 Erbil doğumlu
16- Necmeddin Nureddin1937 Erbil doğumlu
17- Şakır Zeynelabdin
18- Neşet Faysal Abdullah1960 Erbil doğumlu
19- Şirzat Yusuf Aziz1954
Erbil doğumlu
20- Şahin Yunus Mahmut
21- Hacer Andulgani Şahap
1972 Erbil doğumlu
22- Halit Abdullah1974 Erbil doğumlu
23- Nasret Halil Abdullah 1977 Erbil doğumlu
24- Yılmaz Yusuf Halil Muhyeddin1969 Kerkük doğumlu
25- Ayad Ahmet1963 Kerkük doğumlu
26- Abdulrahman Kaleli1974 Kerkük doğumlu
27-Haydar Erbinli Erbil doğumlu
28-Abdulmünim Samet Emin1947 Erbil doğumlu
29- Şaban Şahbaz Samet Erbil doğumlu
30- Şivan Şahbaz Samet Erbil doğumlu
31- Ramazan Cemal Kerim Erbil doğumlu1997 idam olmuştur.
32- Fuat kazım Nazım1997 idam olmuştur
33- Adil Bekir Selim Erbilli Erbil doğumlu
34- Şer Bekir Şakır Erbil doğumlu
35- Ali A Abdullah1965 Kerkük doğumlu
36- Faris Hadi
37- Emir Kerim Ali1997 Ekim ayında idam olmuştur.
38- Çetin Kerem Köprülü Altunköprü doğumlu
39-Murat Erbil’li
40- Mümtaz Erbil’li

Ayrıca farklı tarihlerde Kürt peşmergeler tarafından çok sayıda Erbil Türkleri şehit olmuşlardır bunlardan

1-Murat Hasan
2-Leyla Cemil
3-Avukat Rüştü Tahsin Saraçoğlu
4- Abdul haclık Felah
5-Halit İbrahim Köpeçı
6-Yasin Kasap
7-Aydın İzzet Kaymakçı
8-Söner Esat Terzi başı
9-Cesim Murat
10-Ferhat Nurettin
11-Aydın Abdülaziz Neftçi
12-Gül Annem Terzi oğlu
13-Abdullah Adil Hurşit
14-Feridun Fazıl Mehmet
15-Marivan Ahmet Erbilli
16-Fuat Kasım Nedim
17-Emir Kerim Ali
Ve başkaları

Not: 31 Ağustos 1996 tarihinden önce bende Erbil Enformasyon ve Türkmeneli gazetesini ilk defa olarak Türkiye Türkçesiyle yayınlamış olduğum ve başyazar olarak çalışırdım, önceden eski Türkçe olan gazeteyi Sayın İsem Tarzı başı ve Müayat Kara şahin beyle birlikte çalışıyordu k, ayrıca ERBİL’DE yayın yapan Türkmen  televizyonunda çalıştım

Erbil katliamından bir hafta önce İstanbul Türkiye’den gelen bir mektup üzerine ilgili makamın isteği ile Türkiye’ye giderek, bende o sırada Erbil şehrinde olsaydım şimdi idam olmuştum Allah’a şükür Yusuf Karacanın yardımıyla Türkiye’de bulunuyordum, Mesut Barzani Saddam rejimine Erbil Irak Türklerini teslim ettiği sırada, adım listede bulunmaktaydı, bende onlar gibi bu milli dava yolunda şehit olsaydım ne mutlu bana mezarları nurla dolsun yerleri Cennet  olsun. İnşallah şehitlerimizin kanı yerinde kalmayacaktır Ulu Tanrı Saddam’dan haklar alındığı gibi birde öteki zalim kıyıcılardan bir gün, yakında işbirlikçi, hainlerden, ajanlardan, Saddam kopyalarından alınacaktır.

Simgemiz Kerkük olduğu kadar bizim Türk şehirlerimizden, ata topraklarımızda, milli simgemiz , iç duygumuz olan ERBİL Türk şehri Türk olarak Türk kalacaktır KERKÜK Türk şehri gibi başka şehir, ilçe, köylerimiz gibi her zaman damarımızdan akan Türkçülük kanı akmaya devam ederek, şehit olmak için kan vermek için hiçbir zaman bu milli mücadelemizi, milli davamızı bırakmayacağız , sonsuza dek canımızla savunacağız.

 

türk-dünyasi

***

Milli Mücadele Yolunda Türk’ün Öfkesi

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

 

Irak Türkleri, Dünya Türkleri olarak, Milli Mücadelemiz anayasal, milli siyasal, özgürlüğümüz gerçekleştirmeye kadar, tüm dikte rejimlere, işbirlikçilere, hainlere karşı günümüzde olduğu gibi sonsuza kadar devam edecektir.

 

Her damla kanımızla büyük Türk milletimizin şehitlerinin hakları alınana kadar tüm diktatörlere karşı canımızla, kanımızla direneceğiz, utkuyu, Türk birliğimizi elde etmek için mücadelemizle sürdüreceğiz.

 

Ortadoğu, tüm dünyada olduğu gibi bu ülkelerde Türk milletinin Milli Mücadelelimiz Türkçülük davamız ile tüm ereklerimize haklarımıza ulaşacağız, bu yolda şehit olmuş olduğu Türk kardeşlerimin yaşamımızın sonsuzluğuna kadar unutmayacağız, izlerinde yürümeye söz veriyoruz.

 

Türkçülük Milli Mücadele yolunda hiçbir çıkar beklemeyen tüm Türk dünyası soydaşlarımızın canımızla kanımızla varlığımızla birliğimizle yanlarında olmaya onları desteklemeye ölüme hazır olarak korkup geri dönmeyeceğiz. Bu Milli davamız tüm işbirlikçilere, satılanlara Türk düşmanına, terörstlere karşı sürecektir, ölürüz ama bu milli mücadele davamız çağlarca sürecektir,

Ve şehitlerimizin yolumuzu aydınlatmakta olan ışığa doğru utkumuzu sağlayarak,

Türk dünyasını hiç sönmeyen Ay yıldızın canlanması, dalgalanmasıyla, Türkçülük, Atatürk’ün, Başbuğun, Atsızın davası sevgisi, mücadelesi yolumuzu ışıklandırıp aydınlatacaktır.

 

Millî Mücadelemiz tüm sağlam doğru milliyetçi, çıkar, para peşinde olmayanların, koltuk düşünmeyenlerin gençlerimizin, yaşlılarımız, kızlarımızın, kadınlarımızın birliği ile tek yüreği, tek yumruk ile bir an önce başlamalıdır ve millî kanlarla haklarımız alınmalıdır.

 

Atalarımızın Millî Mücadele tarihleri bizim için bu alanda bir dönüm noktasıdır, Haklarımız gücümüzün var olduğunu göstermek için silâhlı mücadelenin gerçek amacının olduğunu gençlerimize anlatmalıyız, yeri gelince bunu göz önüne alarak bilinçli olarak kullanmalıyız, en azından gençlerimize yeni kuşaklarımıza bizleri yok etmeye çalışan düşmanlara karşı başlangıç olarak güçlü, milli mücadele yolunda ölmeye hazır olan görevini başaracak, atılgan, korku bilemeyen gövenerek

Pek yakında bir Türk dünyası birliğinin kurulmasını ve var olacağını unutmamalıyız ve onu bu gün sabırsızlıkla beklemeliyiz.

Düşmanların karşında silahlı teşkilatımızla

Durarak, Bu milli mücadele yanında yiğit, tarihine, milli Türkçülük duygusuna bağlı olan her yaşta çalışmak, ruhuna, 16 İmparatorluk çok sayıda devletler  kuran atalarına büyük Türk milletine inanan ben varım, Ne Mutlu Türk’üm diyen ve günümüze kadar binlerce şehitlerimizin yolunda yürümeye ve haklarının almaya, Allah’a, dinine, milletine canını kanını veren kendi çıkarını ön planda düşünmeyen, bir milli ordunun Teşkilatın kurulmasını tüm Türk dünyasıyla birlikte sağlayarak, bayrağımıza, toprağımıza sarılarak, Türklere baskı yapan acı, işkence gösteren, soykırım, katliam uygulayan diktatör rejimlere, kıyıcılara insanları aç bırakanlara devletinin servetini kendi çıkarı için kullanarak dünyanın varlısı, zengini olanlara yoksulları, kimsesizleri, yetim, öksüzleri düşünmeyenlere, bankaları parayla dolduranlara, Seraylar, köşkler, apartmanlar, Merkatlar, işyerleri haksız yere milletin kanını sömürerek kuranlar, Karun mali gibi malı olanlara milletini

Toprağını, vatanını sevmeyenler, yalnız kendisini her kesten üstün görenler küçümseyenler,  ırk, Din, Dil, Mezhep, renk, bölge, İklim ayrımı yapanlara karşı ayaklanmalıyız, direnmeliyiz

bu diktatörleri koltuğundan, tahtından indirmeliyiz, düşürmeliyiz.

 

Tam çalışkan şehitler veren uzun yıllar milli dava yolunda çalışan soydaşlarımızı iş başına almalıyız getirmeliyiz.

 

Tüm millet ile birlikte Ortadoğu Mısır, Tunus, Cezayir, Yemen, Suriye, Bahrin, en son İran, Irak’ta olduğu gibi artık tüm diktatörlere karşı ayaklanmalıyız, direnmeliyiz gösterişe çıkarak caddelere, sokaklara, alanlara dökülerek bağırmalıyız.

Çağırmalıyız.

 

Artık Bugün kurtuluş günü, birlik günü bu devletlerde yüz binlerce Türklerinin hakları elinden alınmış, hiç bir ana yasal haklara kavuşmadan birçok devletlerde, unutulmuşular, Diktatör Saddam rejimi düştükten sonra kopyaları da düşmelidir ayrıca Hüsnü Mübarek ile Ali bin Zeynel Abidin,Libya yanında İran, Doğu Türkistan Uygur Türklerine işkence yapan Diktatörleri düşmelidir her zaman milletin iradesi, varlığı birliği tüm haksızlığa, yolsuzluğa karşı kazanacaktır.

 

Artık bir bağımsız bir millî dava yolumuzu aydınlatan mücadelemizi destekleyen, silahlı teşkilat kurmamız, güçlü olmalıyız

Özgürlüğümüzü gerkleşrimeliyiz

tüm haklarımız almak görevimizi başarmak için amaçların arasında özgürlüğe kavuşmak için çapalar göstermek ile ve bu yüce milletin avladı olmak için milli mücadele etmek bir yaşam kalım savası sayılmaktadır

 

Milletimizin menfaatleri için canlarımızı vermeliyiz.

 

Çünkü bizler haysiyet ve onuru ile yaşamak isteyen bir Türk milleti

olarak hiç kimseye boyun eğmeğiz, doğru milli yolumuzdan dönmeyiz, tüm savaşlarda zaferi elde

Ederek bugünde Mücadelemizi bu yola

kendimizi adayarak

milli görevimizi

başararak kazanmalıyız.

 

Türk Milletini kendi topraklarından çıkarmak ve tarihten silmek isteyenlere karşı kanımızla, canımızla durarak milli mücadelemizi

Sürdürerek milli dava yolunda şehitlerinin kanları ile canlanan Bayrağımızı selamlayarak, her bir yerde dalgalandırarak, canlandırmalıyız

 

Milletimizin varlığını korumak için, milletimizi tarih boyunca yaşatmak var kılmak için değerlerine sahip çıkmalıyız, bu kutsal tarihimiz şehitlerin mücadeleci insanlarımızın kanlarıyla çalışmalarıyla aydınlanarak, artık bu milli mücadelemiz yolunda tüm milli ana yasal haklarımıza kavuşmak için yolumuzdan, ilkemizden, varlığımızdan vermiş olduğumuz Türkçülük sözümüzden dönmeyerek sonsuza dek milli mücadele davamız sürdürmeliyiz.

 

Tek temelimiz milletimizin, gençlerimizin, atalarımızın varlığıdır ve özgürce kalmasıdır ve yaşamasıdır.

Bizim yolumuz

hak, özgürlük, ilke, milli Türkçülük, milliyetçilik, Türk dünyasının yoludur, derdimiz, acımız , üzüntümüz bir sevincimiz, mutluluğumuz birdir, kanımızla, mücadelemiz, birliğimiz birdir. Artık bir an önce toparlanalım, kendimize gelelim büyük Türk milleti olduğumuzu düşünelim, bilelim ve milli mücadelemizi yığılmadan, korkmadan, bıkmadan, yenilmeden

Yarınlardan büyük Türk milletimize umutlar kurtuluşun müjdesinin birlikte verelim.

*

Adem Özbay

8 Şubat 2013, NY,

www.ademozbay.com

Bir önceki yazımız olan Leonardo Da Vinci'nin hayatı başlıklı makalemizde Leonardo Da Vinci hakkında, Leonardo Da Vinci hristiyanlık ve Leonardo Da Vinci icatları hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hd 720p Film izle Pompei izle film seyret