Zonguldaklı iki şair: Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu

kelebegin_ruyasi_filmi

Kelebeğin Rüyası filminde hemşehrim iki şairin yeniden gündeme gelmesi ne güzel. Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu. Onlar çoktan unutulmuş, çok kısır zamanlarda hatırlanan iki genç şairimizdi. Dostlarının yayınladıkları kitapların esamesi bile okunmuyordu. Öncelikle bu iki güzel şairi hatırlattığı, onlara bir saygı duruşu çektiği için bir Zonguldaklı şair olarak Yılmaz Erdoğan’a kocaman bir teşekkür borcum oldu. Sağ olsun var olsun.

Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu filmde çok iyi anlatılıyor. Zonguldak‘taki İnönü döneminin  eseri modern kölelik mükellefiyetlik olayı tam olarak anlatılmış değil. Olay şu:

Maden kömürünün kıymeti artınca madenler genişletiliyor. Ama çalışacak insan bulanamıyor. Bunun iki nedeni var. Birinci Zonguldak’ın yerel insanı tarımla uğraşıyor ve kimse tarlasını, hasadını bırakıp çalışmak istemiyor. İkincisi ise ilkel şartlardan dolayı çok fazla ölümün ve yaralanmanın olması. Tabi yerel halkın bu tutumu sonucunda sağ olsun İnönü hemen bir kanun çıkartıyor ve 16 yaşından büyük herkesi zorla çalıştırıyor! Çalışmak istemeyenleri ise en ağır şekilde cezalandırılıyor. O döneme ait çok acıklı hikayeler dinledim. Kitaplarımda da az çok yazdığım bu maden olayını ileride müstakil bir hikaye kitabı yapmak istiyorum inşallah.

Zonguldaklı şairlerimizin hayat hikayeleri ve şiirleri de şöyle:

rüstü-onur


RÜŞTÜ ONUR KİMDİR?

Rüştü Onur,”Garip şiiri’nin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. O, Zonguldak’ta yaşamış şairler olan Muzaffer Tayyip Uslu ve Kemal Uluser’le birlikte simge adlardan biri olarak görülür.
Babası Mehmet Onur adında bir köy öğretmenidir.
İlköğretimini Devrek’te okur, liseye önce Kastamonu’da başlar sonra da Zonguldak’ta bitirir.
1938 yılında İnce hastalığına tutulduğu için o yıl okuyamaz.
1941 yılının başında Rüştü Onur’un hastalığı yeniden şiddetlenir. Üç ay Zonguldak’ta hastanede kalır. Bu arada Heybeliada sanatoryumuna da başvurur.
1941 yılının son ayı ile 1942 yılının ilk iki ayını Heybeliada’da geçirir. 1942 Mart ayında sanatoryumdan çıktığında yedi kilo almış ve hastalığı yenmiştir. Tekrar Zonguldak’a döner.

rüstü-onur-karisi
İstanbul’dan Zonguldak’a giderken Anafartalar Vapurunda Mediha Sessiz adında güzel bir kızla tanışır. Mediha’ya aşkının ifadesi olan duygulu mektuplar ve şiirler yazar. Önce nişanlanırlar sonra da 1942 yılında evlenerek, Beşiktaş’ta Mediha’nın evine yerleşirler.
Ne yazık ki bir talihsizlik sonucu Mediha bir karın zarı iltihabı geçirir ve 12 Kasım 1942′de yaşamını yitirir. Bu ölüm Rüştü Onur‘a çok fazla gelir. Eşinin ardından adeta canına kıyarcasına yaşamını boş verir.
Yaşama sevdiği karısından sonra ancak iki hafta dayanabilir. 2 Aralık 1942′de Beşiktaş’ta Şair Leyla Sokağı’ndaki evinde ciğerlerinden fazla kan gelmesi nedeniyle boğularak ölür.
Halen Ortaköy mezarlığında “Boğazın lacivert sularına bakan” bir sırtta eşiyle yan yana yatmaktadır.

Orhan Veli: “Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur…”

Behçet Necatigil: “Gamlı gecelerin öncüsü Rüştü, artık hatıralarım arasına geçti.”

Salâh Birsel: “Rüştü Onur’un kısa bir şiir yaşantısı oldu. Her gün sıtma geçirirdi. Şiir sıtması.”

Oktay Rifat: “Rüştü Onur Türkiye’de geç başlayan bir hareketin bayrağı altında şiir yazıyordu.”

Cemal Süreya: “Rüştü Onur şiirleriyle hayatını, daha doğrusu ölümünü, bir arada götürmüş.”

Doğan Hızlan: “O, insan kardeşlerine hep yaşam sevincinden insancıl duygulardan bahsetti.”

rüstü-onur-siirleri

RÜŞTÜ ONUR ŞİİRLERİ

ŞAİR LEYLA SOKAĞI
Payıma düşen toprak parçası
Senin de payına düşer
Ayrılık gayrılık yok
Ölüm nefesinde nasıl olsa
Amma henüz vakit erken
Daha gün
Karşı apartmanın balkonunda
Dur bakalım hele
Ben salata satayım
Şair Leyla Sokağı’nda
Sen gene koş
Bez fabrikasındaki
Tezgahının başına
Ölüm içimde
Ölüm dışımda
Ölüm talihsiz aşımda
Ölüm kuru başımda
Teselli benim gözyaşımda

rüstü-onur-kimdir

İTİRAF

I
Size açabilmeliydim içimi
Geceler yalnız size
Ve yüzüm kızarmadan
Çocukluğumun küçük aşklarını
Anlatabilmeliydim
Geceler yalnız size.

II
Benim de aşklarım oldu
Ve alabildiğine günahlarım.
Halbuki bigünah olmak istedim
Bütün ömrümce.

III
Anam,
Ben topaç çevirirken sokakta,
Benim güzel oğlum,
Paşa olacak derdi…
Halbuki ben hâlâ
Topaç çeviriyorum sokakta.

MEMNUNİYET

Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünyanın ortasında

***

muzaffer-tayyip-uslu-sözleri

MUZAFFER TAYYİP USLU KİMDİR?

Muzaffer Tayyip Uslu, Arnavut bir babanın İstanbul doğumlu oğlu olsa da, kısacık ömrünün yarısını geçirdiği Zonguldak’ta yaşadıkları ve yarattıklarıyla oranın insanı olmuş ve “Zonguldaklı şair” olarak anılmıştır. Zonguldak’ta lise öğrenimi sırasında Behçet Necatigil‘in öğrencisiydi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki yükseköğrenimini yoksulluğu ve hastalığı nedeniyle sürdüremedi.

muzaffer-tayyip-uslu-kimdir

Zonguldak‘ta çalışmak zorunda kaldı da arkadaşı Rüştü Onur gibi veremden öldü. Necati Cumalı‘nın notlarına göre Muzaffer Tayyip’in bir gözü doğuştan sakattır. Parasızlıktan sanatoryuma gidemez. Zonguldak’ta hastalığı ilerledikçe bir deri bir kemik kalır. 24 yaşında havasız ve karanlık babaevinde abdesthaneden yatağına götürülürken annesinin kucağında ölür.

O dönem yayınlanan şiirleriyle en iyi şairlerden biri kabul edilmiş, yaşamındaki acılara karşın, gizli bir üzgünlük içinde yaşamanın güzelliğini yazmıştı. Şiirlerini Şimdilik adlı bir kitapta topladı (1945). Ölümünden sonra Necati Cumalı şiirlerini ve yazılarından seçmeleri Muzaffer Tayyip adlı bir kitapta topladı.

muzaffer-tayyip-uslu

MUZAFFER TAYYİP USLU ŞİİRLERİ

”Bir güzele güzelliğini hatırlatmak isterdim aynalardan evvel”

KAN
Önce öksürüverdim
Öksürüverdim hafiften
Derken ağzımdan kan geldi
Bir ikindi üstü durup dururken
Meseleyi o saat anladım
Anladım ama, iş işten geçmiş ola
Şöyle bir etrafıma baktım,
Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ
Mesela gökyüzü
Maviydi alabildiğine
İnsanlar dalıp gitmişti
Kendi âlemine…

ÖLDÜKTEN SONRA
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan…

muzaffer-tayyip-uslu-siirleri

BENDEN SİZE
Yalnız ben mi inkâr ediyorum Allahı
Mevsimler benden kâfir
Ya kuşlar ve ağaçlara, ne buyurulur
Uzun söze lüzum yok
Şahidimdir
Beş parasız gezdiğim sokak
Bir zaman yaşadığıma
Ve bir hâtıra olsun diye
Benden size
Hiç sıkılmadan söyleyebilirim
Sarışın kızlara bayıldığımı…

*

RÜŞTÜ’DEN GELEN MEKTUP 

Oktay Rifat’a
Önce bütün şairlere selam
Sonra şunu söylemek isterim
Ölüm hiç de güzel değil
Ne sabah var ne akşam
Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim
Söyle sarı saçlı daktiloya
Ben yokum artık
Vefasız dostlara hatırlat
Kimseye kalmaz o dünya
Nasıl unuturum güzeldi yaşamak
Fakat hakkı varmış Oktay’ın
“Hatıralar da dal istiyor
Kuşlar gibi konacak”

*

24 Şubat 2013

www.ademozbay.com

 

 

 

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Cemil Meriç'ten Kürt sorunu tespiti başlıklı makalemizde cemil meriç kürt sorunu, cemil meriç sözleri ve cemil meriç yazıları hakkında bilgiler verilmektedir.

One Response

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Hızlı Ve Öfkeli 6 izle Dünya Savaşı Z izle Maskeli Süvari izle